Çorapsız Ayaklar
Bir çift çıplak ayak karşıladı beni şehrin bilinmez bir köşesinde, o soğuk ayazlı günde, küçük ayaklar direniyordu yaşamaya inat ede ede açlığa sefalete. Yaşıyordu, yaşamaya devam ediyordu.
Çoraplar onun hayatının hangi köşesindeydi kimbilir?
Yaşantılarımızın alışılagelmiş giysisi bu minik ayakların, hayatının hangi köşesinde kalmıştı? Alıp sarıp sarmalamak geliyor içimden, korumak, bebekler, oyuncaklar, şekerler, çoraplarrr…
Para ile ilgili kurulan cümleler geliyor aklıma paran varsa her şey var, para para para, ye kürküm ye dememiş mi Nasrettin hoca, çocuklarımız aç, ocaklarımız boşken yiyen kürkler…
Bugün çok çalışıp ellerinin nasır tutmasının bedeli 480 Ytl olduğu başını sokacak bir fareli köyün evlerinin, harabelerinin en az 250 Ytl olduğu, ölümle yaşam arasında gelip gitmenin farz olduğu yaşamlara mahkum edilenler, şans mı desek kader mi?
İş bulup çalışsın, okuyup adam olsun, kötülüklerin göbeğinde iyi kalsın, kötü alışkanlıkları olmasın, varoşlarda büyüyüp yine büyük adam oldu hikayesinin içinde yer alsın.
Altmış yaşında karşımda ağlayan adam, her şeyini kaybeden, onurunu gururunu görüyorum gözyaşlarında, imkansızlığın esaretine zincirlenmiş yaşlılığında güven olmak istiyorum, minik çıplak ayaklarına çorap olmak istiyorum.
Bu yaşantıların sokağından ayrılırken, her adımda karanlıkta geride kalanlar, kazandıklarımı, gönlümü, her şeyimi orda bırakıyorum, kalabalıklarla dönmek üzere…!
18.02.2008
Yazarın Diğer Yazıları
- Genç Kalemler » Çorapsız Ayaklar (Şu anda okuyorsunuz)