GÜNÜN SÖZÜ

Büyük zekâlar kavramları, orta zekâlar olayları, küçük zekâlar, insanları tartışır. La edri

09 Aralık 2019 16:45 Hepsini Gör

YAZARLAR

M. Şefik Postalcıoğlu Dosyası

Anasayfa » Şuralar » Aydınlar Ocağı Dernekleri 23. Şurası

Aydınlar Ocağı Dernekleri 23. Şurası Sonuç Bildirisi

“Aydınlar Ocakları 23. Büyük Şurası” Kayseri Aydınlar Ocağı’nın ev sahipliğinde 17-18 Mayıs 2003 tarihinde Kayseri’de yapılmıştır. Şura çerçevesinde milli ve manevi meselelerde fikir alışverişinde bulunulmuş ve ‘’80. YILINDA TÜRKİYE CUMHURİYETİ” konulu, Aydınlar Ocağı teşkilatları tarafından hazırlanan bildirilerden oluşan bir oturum gerçekleştirilmiştir.

Alınan kararları kamuoyuna saygıyla arz ederiz:

  1. Türk Tarihi, bir milletin bütün olumsuz şartlara rağmen dünya tarihine ne kadar güçlü bir damga vurabileceğinin göstergesidir. Göçebe hayat yaşayan, yanı başında Çin gibi bir dev bulunan, daha sonra Orta Asya’dan Anadolu’ya kadar geniş bir coğrafyaya yayılan, Haçlı Seferleri’ne, Moğol istilalarına maruz kalan Türk Milleti, Dünyanın en büyük iki devletinden birini, Osmanlı Devleti’ni kurmuştur. Türkiye Cumhuriyeti, tabii ömrünü tamamlayan Osmanlı’nın küllerinden doğan milli devletimizdir. Osmanlı Devleti ve Türkiye Cumhuriyeti, bir milletin farklı zaman dilimlerinde tarihi ve sosyolojik realitelere göre kurduğu iki büyük devlettir.
  2. Cumhuriyetimiz, 80. yılında dış politikada önemli meselelerle boğuşmaktadır: Sovyetler Birliği’nin dağılmasından ve Balkanlar’ın yeniden şekillenmesinden sonra oluşan iyimserlik havası ve büyük güç olabilme ihtimali kaybolmuştur... ABD, Türkiye’yi kendi menfaatlerinin gerektirdiği ve işine yaradığı ölçüde önemsemekte, bunu da zaman zaman çirkinleşen aşağılayıcı bir üslupla yapabilmektedir... Avrupa Birliği, Türkiye’yi oyalamaya devam etmektedir...Kıbrıs meselesinde ve Ege’de, Türkiye ve Türk kamuoyu “Ver Kurtul” mantığı ile hareket etmeye zorlanmaktadır... Irak, yanı başımızda istenildiği zaman altı üflenecek ve Türkiye’yi köşeye sıkıştırmak için kullanılabilecek bir ateş topu olarak beklemektedir... Türkiye Cumhuriyeti Devleti ve Türk Milleti, bütün bu meselelerin üstesinden gelebilecek tarihi tecrübeye ve güce fazlasıyla sahiptir.
  3. Kıbrıs’ın Türkiye açısından stratejik önemi, Türkiye’nin milli menfaatlerine aykırı tezler üreten ve dış güçlerle işbirliği yapan çevreler tarafından bir türlü anlaşılmamaktadır. Tarihi ve manevi bağlarımız olmasa, üzerinde tek Türk dahi yaşamasa bile “Ver Kurtul” mantığı ile hareket ederek Türkiye’nin Kıbrıs’ı feda etmesi düşünülemez. Yunanistan’ın Türkiye’ye yönelik ani saldırısına cevap olarak, Türkiye’nin de Kıbrıs’ı ilhak etme ihtimali, caydırıcı rol oynamakta ve güçler dengesini sağlamaktadır. Bu sebeple Yunanistan, “12 Mil” hayalinden ve Ege adalarının silahlandırılmasından vazgeçip Kıbrıs’ta iki eşit devleti kabul etmedikçe, Kıbrıs’ta bulunan Türk askerinin çekilmesi, sadece Kıbrıs Türk toplumunun değil, Türkiye’nin de güvenliğini tehlikeye düşürecektir. Siyasi iradenin, askeri çevrelerin, medyanın ve Kıbrıs konusunda söz söyleyen herkesin meseleye bu bilgilerle yaklaşması, söz birliği yapması gerekmektedir. KKTC Cumhurbaşkanı sayın Rauf Denktaş’ın engin devlet adamlığı tecrübesi, bu davada bizim yolumuzu aydınlatacaktır.
  4. Irak’ın kuzeyinde 1991’de Körfez Krizi ile başlayan ve on üç yıldan beri devam eden kabul edilemez bir filli durum yaşanmaktadır. Türkiye son dönemde bazı riskleri alarak aktif rol oynama ve bu fiili durumun kendi menfaatleri doğrultusunda düzeltme şansını iyi kullanamamıştır. Mevcut durumda Türkiye öncelikle Türkmenlerin peşmergeler tarafından ezilmesini engelleyecek tedbirleri almalıdır. Kerkük’te peşmergeler tarafından yaratılan oldu-bittiye göz yumulmamalı, Kerkük silahsız bir şehir haline getirilmelidir. Orta vadede Türkmenlerin Irak içinde bir güç olarak kabul edilmesi sağlanmalı, Türkiye Birleşmiş Milletler kararlarına uygun olarak Türkmenlerin garantörü olmalıdır. Zaho’nun 30 km. batısında açılacak bir gümrük kapısı da Türkmenler ile doğrudan ve daha rahat bağlantı kurmamıza yardımcı olacaktır.
  5. Küreselleşme veya daha doğru bir isimlendirme ile Amerikanlaştırma, milli kültürleri, milli devletleri tehdit eden ve insanı tek tipleştirip sığlaştırarak basit bir tüketici konumuna düşüren, bu yolla insanlığı daha kolay yönetebilmeyi hedefleyen siyasi ve ekonomik bir harekettir. Amerikanlaşmaya gösterilecek en güzel tepki, Türk töresini yaşatmak, Türkçe’ye sahip çıkmak, Türk müziğini yaygınlaştırmak, Türk kültür değerlerini diri tutmak, hiçbir kültürün uydusu olmamaktır.
  6. Avrupa Birliği, Sovyetler Birliği’nin dağılmasından sonra tek güç olarak kalan ABD’yi dengeleyebilecek bir unsur olabilme ihtimalinden gittikçe uzaklaşmaktadır. ABD, dünya siyasetinde yeni stratejiler geliştirirken Avrupa Birliği, Avrupa’ya sıkışmakta ve içine kapanmaktadır. Bu noktada Türkiye’nin rolü son derece önemlidir. Eğer Avrupa Birliği ABD’ye alternatif olacaksa, Türk ve İslam Dünyası’na öncülük eden bir Türkiye’ye ihtiyacı vardır. ABD’nin de, Türkiye gibi önemli bir ülkeye ihtiyacı vardır. Bu sebeple genel anlayışın tersine, bizim ABD ve Avrupa Birliği’ne değil, onların Türkiye’ye ihtiyacı olduğunu düşünüyoruz.
  7. Türkiye’nin Türk ve İslam Dünyası’nın lideri konumuna gelebilmesi ve dünyada daha aktif bir rol oynayabilmesi için kendi idari, siyasi ve ekonomik problemlerini kısa sürede çözmesi şarttır. Kararsızlık ve mutabakatsızlıkla kaybedecek zamanımız, boşa harcayacak enerjimiz yoktur. Bu sebeple asker-sivil-aydın, siyasetçi-halk, Türkiye’yi önemseyen ve ömründe bir defa olsun “N’ olacak bu memleketin hali” endişesini ruhunda hisseden bütün insanlarımızın el ele verip tek yumruk olma zamanıdır. Bu tavır, Çanakkale’de öleceğini bile bile düşman üzerine yürüyen, Allahuekber Dağları’nda, Yemen çöllerinde şehit olup da mezarı dahi bulunmayan, Milli Mücadele’de, Kıbrıs’ta hayatını feda eden aziz şehitlerimize vefa borcumuzdur.

Aydınlar Ocağı 23. Büyük Şurası’nda serbest bildirilerle dile getirilen ve ileride geniş bir şekilde de ele alacağımız bazı tespit ve teklifleri de dile getirmeyi arzu ediyoruz:

  1. Herkesi Türkçe’ye saygıya davet ediyoruz. Yer ve kuruluş adlarında yetkililer hassas olmalı, küresel aydın bağımlılığının aracı olan yabancı dille eğitim yanlışı sürdürülmemelidir.
  2. Milliyetçilik ve etniklik birbirinden farklıdır ve rakip değillerdir. Türk kimliğini reddeden ayrılıkçı ve ırkçı eğilimlere karşı, Türk milletine mensup olma ve vatandaşlık şuuru geliştirilmelidir. Milli eğitim ve kültür politikalarının birinci önceliği budur. Medeniyetler çatışması örtüsü altında sürdürülen “Hilal-Haç” mücadelesinde kimse kendini kullandırmamalıdır.
  3. Yargı bağımsız ve siyasi baskılardan uzak olmalıdır. Hukuk düzeninin korunması herkese fayda sağlar.
  4. Yeni Mahalli İdareler Yasası’nda yetkilerin dağıtılması ve genişletilmesinde ileride yanlış sonuçlar doğurabilecek konular fark edilmeli, mahalli idarelerin dış ilişkileri düzene sokulmalı, kargaşa yaratılmamalıdır.
  5. Dış dayatmalarla şekillenen 6. uyum yasalarını içimize sindiremiyoruz. Türkiye’de Lozan’a rağmen azınlık yaratılamaz, mahalli dillerin TRT dışında-, özel radyo ve TV’de yayını kabul edilemez.
  6. Reel faizleri düşürücü, dışarıdan taze para girişini ve vergi gelirleri dışında kamı gelirlerini artırıcı tedbirler alınmalı, resmi araba ve özel uçak saltanatı son bulmalıdır. Çin mallarının piyasayı işgali önlenmeli, ithal rejimi gözden geçirilmelidir.
  7. Sözde ve belgelenemez Ermeni iddialarını reddeder, Ceyhan’da adına anıt dikilen milli şehidimiz Boğazlıyan Kaymakamı Kemal Bey’i saygı ve rahmetle anarız.

AYDINLAR OCAĞI DERNEKLERİ

Şuraya Katılan Kocaeli Aydınlar Ocağı Heyeti

  • Nursel – Burak – Murat – Neslihan – Zeynep – Ahsen Okyar
  • Dr. A. Gülden – Buğrahan – Ruhittin Sönmez
  • Ayten – Ali Kahraman
  • Gül – Özlem – Özge – Selçuk Arslan
  • Halime – Mustafa Toka
  • Meryem – Adnan Koç
  • Reyhan – Musa Ordu
  • Saniye – Kenan Yılmaz
  • Ülkü – Göksu – Alperen – Dnt . Ömer Erdal
  • Av. Gökhan Gökbayrak / Erdal Baykara
  • Hasan Ayaz / Sedat Onaran
  • Veysel Çavdar / Yüksel Özdemir

Sitede yer alan her türlü yazı, şiir, karikatür vb. eserlerden, eser sahibi sorumludur. Kocaeli Aydınlar Ocağı'nın resmi görüşü olarak değerlendirilemez.