GÜNÜN SÖZÜ

Büyük zekâlar kavramları, orta zekâlar olayları, küçük zekâlar, insanları tartışır. La edri

09 Aralık 2019 16:55 Hepsini Gör

YAZARLAR

M. Şefik Postalcıoğlu Dosyası

Anasayfa » Şuralar » Aydınlar Ocağı Dernekleri 19. Şurası

Aydınlar Ocağı Dernekleri 19. Şurası Sonuç Bildirisi

Ordu Aydınlar Ocağı’nın, ev sahipliğinde, 18-19 Kasım 2000 tarihlerinde “AYDINLAR OCAĞI DERNEKLERİ 19. ŞURASI” yapılmıştır. Şuramız; Türkiye Cumhuriyeti Devletinin, ilelebet yaşayarak varlığını devam ettireceğine inanır. Bu sebeple Aydınlar Ocakları gibi partiler üstü faaliyetleriyle ülkemiz ve milletimizin bütünlüğünü, milli hassasiyete sahip “Önce Türkiye ve Türk Milleti’nin Mutluluğu” fikrini benimseyen sivil toplum kuruluşlarının mevcudiyetini ülkemiz adına bir şans olarak görür. İçinde yaşamakta olduğumuz 20. yüzyıl ile onu takip edecek asırlarda Türkiye’nin yerinin, görünümünün ve vitrininin nasıl olması gerektiği üzerinde durularak alınan ortak kararlar, kamuoyuna arz olunur.

  • Bağımsız ve milli egemenliğine sahip olarak Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin üniter yapısı mutlak korunmalıdır. Küreselleşme veya AB üyeliğine katılabilmek maksadıyla dahi olsa, bu konularda herhangi bir taviz verilemez. AB Katılım Ortaklığı Belgesi, bu ölçülerle değerlendirilmelidir.
  • Milli kimlik ve kültürün Türk milletine mensup olma şuurunun yitirildiği bir yerde farklılıkların, zenginlik yaratacağı iddiası bir büyük çelişkidir. Bütün reddedilerek, küçük parçalar tek tek yaşatılamaz, hatta korunamaz. Bir toplum ufalanarak daha iyi büyütülemez.
  • Devlet ile milleti bir bütün olarak görüyor, toplumsal barış ve mutabakat ortamı içersinde kamplaşmalardan uzak kalınmalıdır diyoruz. Hoşgörü ve karşılıklı dayanışma çerçevesinde, ülkenin geleceğine olumlu bir şekilde bakabilecek anlayışta işbirliği yollarının aranmasına çalışılmalıdır.
  • Kamu kesimindeki israf ve kamu kurumları arasındaki gösteriş, tüketim yarışı terk edilmelidir. ”Görev Zararları” şeklinde ifade edilen kamu açıkları ortadan kaldırılmalıdır.
  • Gelir yaratmak kadar, gelir dağılımındaki bozuklukları giderici politikalara acil ihtiyacımız vardır. Bunu sağlayıcı her araç bir an önce devreye sokulmalı, hükümet ve muhalefet bu temel sorunun çözümünde birlikte hareket edebilmelidir.
  • Fakiri daha fakir, zengini daha zengin yapan, yatırımı eğilimini azaltan ve bilhassa sabit gelirlilerin satın alma gücünü zayıflatan enflasyon hız kaybetmiştir. Bu olumlu bir gelişmedir. Ancak enflasyondaki düşüş, enflasyonsuz iktisadi gelişme politikaları ile desteklenmeli, sosyal yapımızı, değer hükümlerimizi sarsan ve tahrip eden müzmin enflasyon dönemlerini geriye getirmemek için herkes hemfikir olmalıdır.
  • Yolsuzlukla mücadele kanserle mücadele gibidir. Meşrutiyetin sağlanması kavgasıdır. Yolsuzlukların üzerine kararlı gidilmeye devam edilmelidir. Soygun ve talana prim verilmemelidir.
  • Ülkemizde din ve vicdan hürriyetini zedeleyici, milli bütünlüğümüzü bozucu, radikal unsurlara hizmet edici ve rejime karşı kültür alanları açıcı yanlışlar terk edilmeli, halk-devlet kaynaşması güçlendirilmelidir. Bu alanda iyi niyetli herkese görev düşmektedir.
  • Cumhuriyete saygı, her şeyden önce Türk kimliğine ve Türkçe’ye saygıdır. Çok kültürlülük tezgahlarına karşı uyanık olabilmektir.

    Cumhuriyet, Demokrasi ve Milliyetçilik temel değerlerimizdir. Bunlardan birisi, diğerlerinin yerine ikame edilemez.

  • KKTC gerçeği kabul edilmeden, eşit temsil ve iki ayrı devletin konfederasyonu dışlanarak adada sürekli barış ve istikrar sağlanamaz. AB’nin açıkladığı, katılım ortaklığı belgesindeki ifade, taraflar arasındaki görüşmeleri de anlamsız kılar.
  • Lozan antlaşması delinerek yapay azınlıklar yaratılmak istenmektedir. Kürtçe burada malzeme ve vasıta olarak kullanılmak istenmektedir. Vatandaşın TRT’de Kürtçe yayın isteği, hiçbir araştırmayla tespit edilememiştir.

    Türkçe yerine yabancı dille eğitim-öğretimden, yer, kuruluş ve tabelalardaki İngilizce işgalinden, Kosova’da ve diğer örneklerde olduğu gibi, Türkçe’ye düşmanlık ve sistemli saldırıdan şikayetçi olmamış bazı çirkin politikacı örnekleri, dışarıya da hoş görünmek uğruna siyaseti kirletmektedirler. Türkiye ne çektiyse, bu içimizdeki yabancılardan çekmiştir. Milli kimliği ve milli kültürün “tek tip elbise, tek tip kalıba zorlanma” olarak düşünen, farklılıkları, birlikteliklerin önüne geçiren “farklılıkçılık ve ırkçılık” oynayan siyaset kumarbazları, demokrasiye de kan kaybettirmektedirler.

  • Af yasaları hazırlanırken, kader kurbanları esas alınmalı, çeteler, mafya, teröristler ve ırz düşmanları dışarıda tutulmalıdır. Aziz şehitlerimiz, ailelerini ve bütünüyle Türk Milleti’ni incitecek her türlü karar, tereddüt ve ayak oyunlarından uzak olunmalıdır. İdamın kalkıp kalkmaması, bugünün meselesi değildir. Terör başını dış baskılar ve tuzaklara boyun eğerek dolaylı olarak af etmeye kalkan hangi siyasi parti olursa olsun sandıkta Türk milletinden gereken cevabı da alır. Tam üyelik dönemine kadar Türkiye idam cezasını kaldırabilir. Ancak binlerce insanımızın katilinin dosyası, TBMM’ne indirilmelidir. Dışarısı tarihte tavize doymamıştır.
  • Türkiye’ de aydınlar ülke çıkarları yönünde düşünemez hale sokularak hızla sömürgeleştirilmektedir. Bu süreçte Avrupa üyeliği ve küreselleşme etkili olarak kullanılmaktadır.
  • Türk dilinin önemi bilinen bir gerçektir. Bu sebeple yabancı dilde eğitim- öğretim anlayışı bir an evvel terk edilmelidir. Yabancı dil öğrenme ile eğitim-öğretim birbirine karıştırılmamalıdır. Türkçe’ye saygı Türk Milleti’ne ve Türk Dünyası’na saygıdır. Türkçe, Türk Dünyası ile kurulabilecek münasebetin en etkili aracıdır.
  • Türk ailesi alternatifi olmayan, vazgeçilemeyen ve korunması gereken müessesedir. Bu sebeple Türk Aile Yapısını bozacak her türlü yayın ve görüntülerden uzak durulmalıdır. Toplumumuzdaki ahlaki çöküntüler hesaba katılmalı, yeni yasaların çıkarılmasında aile yapımızı bozucu ve dayatmacı tavırlar terk edilmelidir.
  • Türkiye dışa açılmaya paralel olarak Anayasasında, milli kanunlarında yeni düzenlemelere giderken gizli tavizlere açık olmamalıdır.
  • Dışa açılan Türkiye’nin kendisini ve tezlerini tanıtabilmek için iyi, doğru ve araştırmaya dönük bir şekilde yabancı dilde yayın seferberliği başlatılmalı ve sözde Ermeni iddiaları başta olmak üzere yabancı dilde yayınlar yanlış bilgilerle Dünya kamuoyu yanıltılmamalıdır. (AGİT örneğinde olduğu gibi) Her türlü teknik imkanlardan yararlanılarak yayınların yerlerine ulaştırılması sağlanmalıdır.
  • Ülke çıkarlarına uygun tekelleşmeyi teşvik etmeyecek, üretimi arttırarak refahı tabana yayacak tarzda özelleştirme çalışmalarının bir an evvel yapılması gerekmektedir.
  • Demokratikleşme ve insan hakları konusunda dayatmacı yaklaşımlar yerine halkımız yararına olabilecek, ülkemizin birlik ve beraberliği ile insanlarımızın daha rahat yaşamalarına imkan verecek her türlü adımlar atılmalıdır. Zamanla devlet ve millet bütünlüğüne zararlı olacak uygulamalardan kaçınılmalıdır. Demokrasinin kanun hakimiyetinin egemen olduğu rejim olduğu da unutulmamalıdır.
  • Gençlerimiz, esrar, eroin ve benzeri kötü alışkanlıklara sürüklenmekten alıkonulmalı, kimsesiz çocuklar, yaşlılar kendi kaderlerine veya sokaktaki çıkarcı çevrelerin insafına bırakılmamalıdır. Bunun için yuva, kreş, yurt ve huzurevleri gibi sosyal amaçlı kuruluşlar ülke genelinde yaygınlaştırılmalıdır.
  • Bilgisayar, Internet gibi çağımızın en önemli iletişim araçlarından insanlarımızın en güzel biçimde yararlanabilmelerine çalışılmalıdır. Böylece ülkemiz hakkında yalan ve yanlış bilgiler veren kurum, makam ve yayınlarla mücadele edilmelidir. Ayrıca bilgisayar ve Internet gibi iletişim araçlarının ticari ve kültürel münasebetleri geliştirmede büyük bir kaynak olduğu unutulmamalıdır.
  • Güçlü devlet olabilmenin yolu güçlü ekonomiye sahip olmaktan geçer. Bu sebeple dış ve iç borçlar ekonomiyi ve bütçeyi kilitleyici etkiye sahiplerdir. Bunlardan bir an önce kurtulabilmenin yolları aranmalıdır.
  • Türk Dünyası ile dil, kültür ve ekonomi alanlarından tam bir işbirliğine gidilmelidir. Dış güçlerin etkisinde kalmayarak bugüne kadar yapılmış yanlışlar tekrar edilmemelidir. Bu konuda çalışan dernek, vakıf ve kuruluşlar mutlaka desteklenmelidir. Üniversiteler arası ilişkiler geliştirilerek öğrenci ve öğretim üyesi mübadelesi sürdürülmelidir. TİKA’nın bütçesi yeterli duruma getirilmelidir.
  • Sanayinin gelişmesine imkan veren, çağdaş yaşamayı sağlayan enerji açığımızın giderilmesi için güneş, su, rüzgar, her türlü akıntı ve boğazlardan yararlanılarak üretim çalışmalarına hız verilmelidir. Gerekirse de Nükleer enerjiden kaçınılmamalı ve uzak görünmüş olsa bile Bakü-Ceyhan boru hattı devreye sokulmalıdır. Irak’la olan ilişkilerimiz ülkemiz yararına düzeltilmeli Yumurtalık Petrol Boru Hattı işler duruma getirilmelidir.
  • Ülkemizdeki işsizlik oranı her geçen gün artarak büyümektedir. Ekonomide bir an evvel iyileştirici tedbirler alarak yatırımların yapılmasına çalışılmalı, önemini kaybetmeye başlamış olan tarım, hayvancılık, alanlarına destek sağlanmalıdır. Son deprem felaketi ile duraklayan inşaat sektörünün yeniden canlandırılmasına gayret edilmelidir. Yatırımlar yapılırken tabiat ve çevrenin korunması ihmal edilmemelidir.
  • Adaletin hızlı bir şekilde yerine getirilebilmesi için gerekli hukuki düzenlemelerin yapılarak yargı kurumlarının normal çalışması sağlanmalıdır. Anında gerçekleşmeyen adaletin zulüm olduğu unutulmamalıdır.
  • Vergi alımının yaygınlaştırılması ve basite indirgenmesi sağlanmalıdır. Dar gelirlileri sıkıntıya düşüren ve toplumda güvensizlik yaratabilecek olan her türlü yaklaşımlardan uzak kalınmalıdır. Zengin ile fakir arasındaki uçurumlar daraltılarak herkesin milli gelirden eşit pay alınmasına imkan sağlanmalıdır.
  • Aydınlar Ocağı Dernekleri 19. Şurasının Ordu ilinde yapılması, düzenlenen panel ve istişare toplantılarına gösterilen ilgi, adı geçen beldemizin eğitim ve kültür merkezi olmakta olduğunu göstermiştir. Ordu ilimizin üniversiteye kavuşturulması gerekmektedir.
  • Prof. Dr. Mustafa E. ERKAL  (Aydınlar Ocağı Genel Merkezi)    
  • Av. Yusuf ÖZTÜRK (Alanya Aydınlar Ocağı)
  • Dr. Zülfikar ÖZKAN (Anadolu Aydınlar Ocağı)
  • Prof. Dr. Şaban KARATAŞ (Ankara Aydınlar Ocağı)
  • Prof. Dr. Ali BAHADIR (Bursa Aydınlar Ocağı)
  • Mehmet MEMİŞ (Giresun Aydınlar Ocağı)
  • Av. Mustafa KIVANÇ (Kırıkkale Aydınlar Ocağı)
  • Ahsen OKYAR (Kocaeli Aydınlar Ocağı)
  • Doç. Dr. Ahmet ÇOLAK (Rize Aydınlar Ocağı)
  • Prof. Dr. Musa TAŞDELEN (Sakarya Aydınlar Ocağı)
  • Prof. Dr. Hüseyin PEKER (Samsun Aydınlar Ocağı)
  • Ekrem AKGÜN (Trabzon Aydınlar Ocağı)
  • Av. Tevfik KARABULUT (Ordu Aydınlar Ocağı)

Şuraya Katılan Kocaeli Aydınlar Ocağı Heyeti

  • Nursel – Ahsen Okyar
  • Nevin – Ali Koç
  • Mustafa Toka / Süleyman Pekin

Sitede yer alan her türlü yazı, şiir, karikatür vb. eserlerden, eser sahibi sorumludur. Kocaeli Aydınlar Ocağı'nın resmi görüşü olarak değerlendirilemez.