GÜNÜN SÖZÜ

Siyaset adamı rüzgara göre yelken açar; devlet adamı ise inandıkları uğruna politikalar yapar. Yavuz Bülent Bakiler

23 Ağustos 2019 20:50 Hepsini Gör

YAZARLAR

M. Şefik Postalcıoğlu Dosyası

Anasayfa » Şuralar » Aydınlar Ocağı Dernekleri 18. Şurası

Aydınlar Ocağı Dernekleri 18. Şurası Sonuç Bildirisi

BURSA AYDINLAR OCAĞI’NIN ev sahipliğinde düzenlenen, 20-21 Kasım 1999 tarihlerinde Bursa’da yapılan “AYDINLAR OCAĞI DERNEKLERİ 18.ŞURASI’ nda alınan ortak kararlar kamu oyuna saygıyla arz olunur.

  • Toplantımız, Cumhuriyetimizin 76.ve Osmanlı’nın kuruluşunun 700.Yıldönümüne rastlamaktadır.Cumhuriyetimizle Osmanlı’nın kucaklaştığı bir dönemde yapılmaktadır. Yine hepimizi üzen büyük bir deprem felaketi geçirmiş bulunmaktayız. Bu vesile ile hayatını kaybetmiş deprem şehitlerimizi saygı ve rahmetle anıyor, yaralılara acil şifalar diliyoruz.

  • Aydınlar Ocağı gibi partiler üstü Türk Milleti ile bütünleşen , milli hassasiyete sahip, “ ÖNCE TÜRKİYE “diyen sivil toplum kuruluşları ülkemiz için bir şanstır.

  • Şuramızda 21.Yüzyıla girerken Türkiye’nin görünümü, yeri ve vitrininin nasıl olması gerektiği üzerinde de durulmuştur

  1. Millet olma şuuruna ulaşmış halkımızda şüpheler uyandıracak kimlik tartışmalarından uzaklaşılmalıdır. Türk Milletine mensup olma şuuru ve vatandaşlık kültürü yaygınlaştırılmalı, yapay çok kültürlülük oyunları aşılmalıdır. Türkiye üniter bir devlet olduğu kadar üniter bir millettir. Küreselleşme rüzgarıyla esen mozaikleştirme ve ufalama tuzakları fark edilebilmelidir.

  2. Devletle milleti kaynaştırıcı olabilmek, her türlü taassuptan uzak kalabilmekten, barış, mutabakat ortamını sağlamaktan geçer. Türkiye’nin eski ve yeni tipte kamplaşmalara değil, karşılıklı hoşgörü ve dayanışmaya ihtiyacı vardır.Herkes Türkiye’nin geleceğine olumlu katkılar yapabilmelidir.

  3. İslam ve demokrasi birbirine ters değildir ve çatıştırılmamalıdır. “Hakimiyet”kavramı üzerine gereksiz ve yanlış tartışma açılmamalıdır.

  4. Cumhuriyet, demokrasi ve milliyetçilik umdeleri birbirini tamamlar. Biri diğerine tercih edilemez.

  5. Ülkemizde din ve vicdan hürriyetini zedeleyici, milli birliğimizi bozucu, kamplaştırıcı davranışlardan uzak durulmalı, rejim karşıtı gruplar kitleleştirilmemelidir. Kılık – kıyafet zamanla sorun olmaktan çıkarılmalıdır. Vatandaşlarımızın manevi duyguları rencide edilmemelidir.

  6. Yabancı dille eğitim ve öğretim milli kimliğimize saygısızlıktır. Hiçbir ciddi devlette olmayan uygulamalardan vazgeçilmelidir. YÖK yeniden düzenlenmelidir. Yabancı dil öğrenmenin gerekliliği ile yabancı dille eğitim öğretim farklı şeylerdir. Türkçe ye saygı,Türk Milletine, Türk Dünyasına ve Türkiye’nin geleceğine saygıdır.

  7. Bu saygı önce Türk Devlet adamlarından ve aydınlardan beklenir. Önümüzdeki dönem artacak olan milletlerarası toplantılarda bir Dünya dili olan Türkçe müzakere dili yapılmalıdır. Türkiye’nin Cumhur- başkanı milletlerarası toplantılarda Türkçe konuşmalıdır. HABİTAT II (İstanbul 1996) ve AGİT (İstanbul 1999) toplantılarında bu konuda yapılan yanlış ve ihmaller gurur ve ümit kırıcı olmuştur. BM’de Türkiye’ye de veto hakkı kullandırabilecek ortam hazırlanmalıdır.

  8. Yer, firma ve tabela isimlerinde Türkçe’ye saygı gösterilmeli, milli bayramlarımızda bayrak asma teşvik edilmelidir.

  9. Türk ailesi vazgeçilemeyen, alternatifi olmayan, korunması gereken bir müessesedir. Bu sebeple Türk ailesini bozucu yayın ve görüntülerden kaçınılmalıdır. Yeni yasaların çıkarılmasında aile yapımızı bozucu ve dayatmacı tavırlar terk edilmelidir. Ahlaki çöküntü hesaba katılmalıdır.

  10. Türkiye, dışa açılmaya paralel olarak milli yasalarında, Anayasasında yeni düzenlemelere giderken gizli tavizlere açık olmamalıdır.

  11. AB ile süren görüşmelerde tam üyelik yolunda anlaşılmaz tavizler verilmemelidir. AB milli devletlerin kendilerini reddettiği ve AB kimliğinde birleştiği bir alan değil, milletlerarası yakın işbirliği ve iş bölümünün adıdır. AB vatandaşlığı aslında milli devlet (ulus-devlet) vatandaşlığı kaynağından gelmektedir. Türkiye bugüne kadar yaptığı fedakarlıkların karşılığını görmelidir.

  12. Yeni terör çeşidi olarak önümüze çıkarılan ve teşvik edilen alkol ve uyuşturucu saldırısı karşısında herkes sorumluluğunu bilmeli, bilhassa yayın organları bunu tiraj arttırma aleti olarak kullanmamalı ve özendirici olmamalıdır.

  13. K.K.T.C.siyasi ve kültürel ayrı bir gerçektir. Bu konuda en ufak taviz verilemez. Bunun böyle olması Adanın bölünmesi değil, hükümranlık ve insan hakkıdır. Bu örnek Dünyada tek de değildir. K.K.T.C.’ tanıtılma faaliyetleri hızlandırılmalıdır. Cumhurbaşkanı sayın Rauf DENKTAŞ dışlanarak hiçbir olumlu mesafe alınamaz.

  14. Çeçenistan’daki toplu sivil katliamı Rusya’nın iç meselesi değildir. Hiçbir milletlerarası sözleşme böyle bir hükümranlık hakkı tanımamaktadır. Başbakanımızın Moskova ziyareti ve terör anlaşması zamansız olmuştur .PKK şantajıyla bu olay arasında hiçbir bağ yoktur. Çeçenistan’a insani yardım yapılmalıdır.

  15. Kuzey Irak’taki otorite boşluğunu doldurmak amacıyla kurdurulmak istenen kukla Kürt Devletine müsaade edilemez. Kuzey Irak’ta Türkmenlerin eşit haklarla içinde bulunmadığı hiçbir değişiklik kabul edilmemelidir. Irak politikası milli menfaatlerimiz doğrultusunda acil olarak gözden geçirilmelidir.

  16. Af yasaları hazırlanırken aziz şehitlerimizi, ailelerini ve bütünü ile Türk Milletini incitecek her türlü karar, tereddüt ve ayak oyunlarından uzak durulmalıdır. İdamın kalkıp kalkmaması bugününün meselesi değildir.

  17. Eğitim politikasında farklı kademelerde sayısal değeri olan ders ve konular ön plana çıkarılmaktadır. Böyle bir yaklaşım sosyal ve kültürel konularının, kimliğin ve milli tarih şuurunun ihmalini doğurarak önemli boşluklar yaratabilir. Türk Aydınında kimlik bunalımını artırabilir.

  18. 21.Yüzyılda Türkiye’nin yerine ve tesir alanını, vitrinini ele alırken Türk Askerinin ve Devlet Adamlarının Kosova’da karşılanış şekli bir ölçü olmalıdır.

  19. Devlet gücüne elinde bulunduranlar sivil toplum kuruluşlarının gayret ve çabalarını kendileri için bir tehdit ve rakip görmekten vazgeçmelidirler. bürokrasi engel değil, destek olmalıdır.

  20. Deprem faciasında sadece müteahhidleri suçlu ilan etmek yerine,elverişsiz zeminlerde yıllardır yapılanmaya izin veren çevrelerin ve yöneticilerin de cezai sorumluluğu vardır. Artık çeşitli menfaat ve rant hesapları aşılmalıdır. Bazı fazlaca reklamı yapılan kurtarma gruplarının siyasi ve ideolojik tercihlerle hareket etmeleri üzüntü verici olmuştur.

    Deprem, sel, yangın,heyelan ve erozyon gibi doğal afetlerle mücadele alışkanlıklarının kazandırılabilmesi için önceden teşkilatlanma yoluna gidilmesi, müdahale merkezlerinin kurulması gerekmektedir.

  21. Türkiye henüz bir sanayi toplumu değildir. Bu bakımdan ekonomik mantık içinde “Sosyal Devlet” anlayışı sürdürülmelidir.

  22. Türkiye’de orta ölçekli teşebbüslerin teşviki yolu ile müteşebbis tipin desteklenmesi ön planda tutulmalıdır. Devletin kredi ve kaynakları geri dönüşü olmayacak şekilde eşe ve dosta peşkeş çekilmemelidir.

  23. Enflasyonun toplum üzerinde yarattığı olumsuz davranışları giderici tedbirler alınabilmeli, siyasi tavizler verilmemeli, enflasyon düşürülmelidir.

  24. Ülke çıkarına uygun tekelleşmeyi teşvik etmeyecek, refahı tabana yayacak şekilde özelleştirme yapılmalıdır.

  25. Kamu kesimdeki israf önlenmeli, kamunun gelirler politikası kadar iyi tespit edilmiş giderler politikasına ihtiyacı olduğu anlaşılmalıdır.

  26. Dış ve iç borcun ekonomiyi ve bütçeyi kilitleyici etkisi giderilmelidir.

  27. Türk dünyası ile ilişkilerin geliştirilmesinde bugüne kadar yapılmış yanlışlar tekrar edilmemeli, bu konuda etkili çalışan dernek ve vakıflar desteklenmeli TİKA’nın bütçesi yeterli hale getirilmelidir. Üniversiteler arası ilişki geliştirilmeli, öğretim üyesi mübadelesi sürdürülmelidir.

  28. Dışa açılan Türkiye kendini ve tezlerini tanıtabilmek için iyi ve doğru bir şekilde yabancı dilde yayın seferberliği açmalı, yanlış bilgilerle yayın yapılmamalı (AGİT örneğinde olduğu gibi). Yayınlar yerine ulaştırılmalıdır.

  29. Komşularımızın sosyal yapılarını etnik özelliklerini tanıtıcı program ve hazırlıklar yapılabilmeli, iç ve dış kamuoyu aydınlatılabilmeli, o ülkelerdeki Türk unsuru ve hakları devamlı göz önünde tutulmalıdır.

Prof. Dr. Mustafa E.ERKAL (Aydınlar Ocağı Genel Merkezi)    
H.Yusuf ÇELEBİ     (Adıyaman Aydınlar Ocağı)
Doç. Dr. Mehmet ERKAN (Afyon Aydınlar Ocağı)
Av. Yusuf ÖZTÜRK (Alanya Aydınlar Ocağı)   
Mehmet Şeref ÖZBEK (Antayla Aydınlar Ocağı)
Dr. Zülfikar ÖZKAN (Anadolu  Aydınlar Ocağı)
Av.Hüseyin Avni ÇAVDARLIOĞLU (Aydın  Aydınlar Ocağı)
Ünal OKUCU (Balıkesir  Aydınlar Ocağı)
Prof. Dr. Ali BAHADIR (Bursa Aydınlar Ocağı)
Mehmet MEMİŞ (Giresun  Aydınlar Ocağı)
Necati TOSUN (İzmir  Aydınlar Ocağı)
Av. Mustafa KIVANÇ (Kırıkkale  Aydınlar Ocağı)
Ahsen OKYAR (Kocaeli  Aydınlar Ocağı)
Ergün TUVATAY (Manisa  Aydınlar Ocağı)
Av. Çağrı ALPER (Muğla  Aydınlar Ocağı)
Av. Tevfik KARABULUT (Ordu  Aydınlar Ocağı)
Prof. Dr. Musa TAŞDELEN (Sakarya  Aydınlar Ocağı)
Prof. Dr. O. Fahrettin GÖZE (Sivas  Aydınlar Ocağı)
H.İbrahim ÖZŞEKERCİ (Mustafakemalpaşa  Aydınlar Ocağı)

Şuraya Katılan Kocaeli Aydınlar Ocağı Heyeti

  • Nursel – Zeynep Gökçen – Ahsen Okyar
  • Fatma – Büşra – Dr. H. İbrahim Kahraman
  • Gül – Özlem – Özge – Selçuk Arslan
  • Nurhayat – İbrahim Gençer
  • Reyhan – Musa Ordu
  • Mustafa Toka / Süleyman Pekin

Sitede yer alan her türlü yazı, şiir, karikatür vb. eserlerden, eser sahibi sorumludur. Kocaeli Aydınlar Ocağı'nın resmi görüşü olarak değerlendirilemez.