GÜNÜN SÖZÜ

Siyaset adamı rüzgara göre yelken açar; devlet adamı ise inandıkları uğruna politikalar yapar. Yavuz Bülent Bakiler

23 Ağustos 2019 21:43 Hepsini Gör

YAZARLAR

M. Şefik Postalcıoğlu Dosyası

Anasayfa » Şuralar » Aydınlar Ocağı Dernekleri 32. Şurası

Aydınlar Ocağı Dernekleri 32. Şurası Sonuç Bildirisi

Aydınlar Ocakları 32. Büyük Şurası 22-24 Mayıs 2009 tarihleri arasında Isparta Aydınlar Ocağı Başkanımız Doç. Dr. Kamil Kaya'nın ev sahipliğinde 32 Ocağımızın katılımı ile gerçekleştirilmiştir.

32. Büyük Şuramız; küresel ekonomik krizin etkilerinin dünyada ve yurdumuzda devam ettiği, çok sayıda iş yerinin kapatıldığı, işsizliğin hızla arttığı, büyüme hedeflerinin küçüldüğü, ülkemizin toprak bütünlüğü, üniter yapısı ve devlet şeklinin tartışıldığı, milli hassasiyetleri yüksek kişi ve kurumların susturulmaya ve yıpratılmaya çalışıldığı, dış politikada milli çıkarları tehlikeye sokacak hatalı açılımlara ve girişimlere hazırlanıldığı karmaşık bir dönemde gerçekleştirilmiştir.

Kurulduğu tarihten bu güne kadar yurt ve dünya meselelerini, aklın ve bilimin ışığında objektif bir yaklaşımla değerlendiren ve Türk milletinin menfaatlerini, her türlü endişenin üstünde tutan, milli ve manevi değerlerine sahip çıkan, Türk milleti ve devletinin haklarının ve hukukunun savunucusu olma özelliğini koruyan Aydınlar Ocağı, ülkemizin ve devletimizin karşı karşıya bulunduğu gelişmelerden büyük rahatsızlık, endişe ve üzüntü duymaktadır.

Büyük Atatürk'ün ve silah arkadaşlarının, Türk milleti ile birlikte Kurtuluş Mücadelesi'ni başlattıkları 19 Mayıs 1919 tarihinin 90. yıldönümünü ve Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluşunun 85. yıldönümünü geride bırakmış bulunuyoruz. Bu mücadele, o dönemin en büyük emperyalist güçlerinin milli varlığımıza yönelik "Sevr" dayatmasının şartlarını ortadan kaldırmak, tam bağımsız ve milli egemenlik haklarına sahip, üniter yapıda bir milli devlet kurmak için yapılmıştır.

Gerçekten de, zor ve çetin geçen, fakat sonunda başarıya ulaşan bu mücadele, demokratik, laik, sosyal bir hukuk devleti olan "Türkiye Cumhuriyeti" adıyla milli devletin kuruluşu ile sonuçlanmıştır. Seksen beş yıl sonra bugün, küreselleşme adı altında emperyalist güçlerin dünyaya yutturmaya çalıştıkları yeni dünya düzeni, Türkiye'ye yeniden "Sevr" şartlarını dayatmaktadır. Maalesef, bugün Türkiye'nin toprak bütünlüğü, üniter yapısı ve devlet şekli tartışmaya açılmakta; "Çok uluslu, çok kültürlü, çok dilli" bir yapı kabul ettirilmeye çalışılmaktadır. Milli birlik ve bütünlüğümüze yönelik bu çabaların nihai hedefi, dün Yugoslavya ve Çekoslovakya'da gerçekleştirilen bugün de Irak'ta tamamlanmak üzere olan parçalanma sürecine Türkiye'yi de sokmaktır.

Çok kültürlülük, dünyayı küresel çıkarlara göre şekillendirmeye çalışanların, "hedef devletler" üzerinde uyguladıkları projedir. Bu proje, küreselleşmenin ve egemen güçlerin elinde çok uluslu şirketlerin ideolojisidir. Küreselleşme ile birlikte kullanılan çok kültürlülük, vatandaşlık ve milli topluma mensup olma anlayışından uzaklaşmadır. Bu konuda üretilen "farklılıklara hoşgörüyle bakmak" yutturmacasının altında yatan, farklılıkları kutsallaştırarak milli birliğin önüne geçirmek, dolayısıyla fert ve sosyal grupları siyasi olarak tanımaktır. Bu da bizim üniter ve milli devlet yapımızın bozularak milli kimliğimizin ortadan kaldırılmasına hatta bölünmemize ve parçalanmamıza yol açar.

Uluslararası egemen güçlerin kullandıkları ve terörle destekledikleri bölücü unsurlar, son günlerde vatanımızın bir bölümünü ayrı bir coğrafya olarak isimlendirip, 29 Mart 2009 Mahalli İdareler Seçimi sonuçları ile sınırların çizildiğini söyleyecek kadar şımarmış ve küstahlaşmıştır. Yerel yönetimlerde ve parlamentomuzda da söz sahibi olan bu unsurlar, kafalarındaki "iki dilli ve iki milletli federatif devlet" yapısını, yapılmak istenen "Sivil Anayasa" ile gerçekleştirmeye çalışmaktadır. Maalesef, çoğu dış egemen güçlerce beslenen bazı sivil toplum kuruluşları, basın ve medya organlarında çöreklenen bazı yazarlar ile sözde aydınlar ve bilim adamları da, haince kurgulanan bu etnik tuzağın en büyük teşvikçisi ve destekçisi olmaktadır.

Türk milletinin milli birliğine, vatanımızın bölünmez bütünlüğüne ve Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin üniter yapısına yönelik yıllardır sürdürülen haince planların ve oyunların aktörleri, son aşamaya geldiklerini düşünmektedirler. Bu sebeple, Cumhuriyetçilik, Demokrasi ve Türk Milliyetçiliği temelleri üzerine kurulan Türkiye Cumhuriyeti'nin Anayasasında yer alan "Türk" ve "Atatürk" kavramları ile değiştirilmesi teklif dahi edilemeyecek maddelerini ortadan kaldırmak istemektedirler. Cumhuriyeti içine sindiremeyen, devletin temel değerleri ve kurumlarıyla çatışan bazı unsurlar da bu haince oyuna ortak ve destek olmaktadırlar.  

Bu yüzden,  Anayasamızda yapılacak düzenlemelerde, devletin ve milletin bekasını sonsuza kadar yaşatma iradesini taşıyan tüm siyasi partilerin, sivil toplum kuruluşlarının, basın ve yayın organlarının, yazarların, bilim adamlarının ve vatandaşlarımızın inisiyatif alarak, önerileriyle milli bir tavır ve duruş sergilemeleri gerekmektedir.

32. Büyük Şuramızın ülkemizin şu anda karşı karşıya bulunduğu ana meseleler üzerindeki tespitleri ve teklifleri aşağıda belirtilmiştir:

  1. Anayasa değişiklikleri ülkemizin gerçek ihtiyaçlarına ve milli çıkarlarımıza göre yapılmalı, "demokratikleşme" maskesi altında yürütülen etnik ihaneti hedeflememelidir.
  2. Hukuk devleti korunmalı, evrensel hukuk kurallarına uyulmalı ve hukuk siyasi çekişmelere alet edilmemelidir. Gözaltına alma biçimleri ve tutukluluk süreleri asıl amacından saptırılmamalı, adeta cezalandırma şekline dönüşmemelidir.
  3. Ermenistan'la olan ilişkilerde, tarihi temelleri olan olumsuzluklar çözülmeden tek taraflı bir adım atılmamalı, diplomatik ilişkilerde romantik değil gerçekçi olunmalıdır. Tarihi sorumluluğumuzun bir gereği olarak kardeş Azerbaycan devleti incitilmemelidir.
  4. Kıbrıs'ta tek taraflı Rum'a şirin görünme politikası terk edilmeli, yapılan seçimlerde Kıbrıs Türk Halkının belirlediği yeni iradeye saygı gösterilmelidir.
  5. Siyasal Kürtçülerin gerçek niyetleri doğru okunmalı, Türkiye sınırları içerisinde yeni sınırlar çizmeye çalışan dış destekli bu kişilerin ihanetine seyirci kalınmamalıdır. Türk Silahlı Kuvvetlerinin bu alanda yaptığı kararlı mücadelesi aynı kararlılıkla desteklenmeli, terörle bağlantılı olan ve terör örgütüne mali destek veren tüm şirketlerin üzerine gidilmeli, terörün mali kaynakları kurutulmalıdır.
  6. Ülke topraklarının yabancılara satışı ve devri konusunda son günlerde yapılan yasama ve yürütme faaliyetleri tarafımızca özel bir dikkatle takip edildiği bilinmeli, her ne amaçla olursa olsun sınırlarımızda yapılacak olan mayın temizleme işi yabancı şirketlere verilmemeli, bu iş yıllarca önce onları yerleştiren Türk Silahlı Kuvvetlerine bırakılmalıdır.
  7. Küreselciler tarafından sivil toplum örgütü sayılan dini grup ve cemaatlerin faaliyetleri, yine küreselciler tarafından uygulamaya sokulmak istenen Hz. Muhammed'siz ve Kuran-ı Kerim'siz İslam projesi ile ilişkisi çerçevesinde sorgulanmalıdır.
  8. Çanakkale ve Kurtuluş Savaşlarının tarafları çok iyi ayırt edilmeli, tarihi gerçeklere dayanarak egemenlik paylaşımına yön verilmemelidir.
  9. Kimlik ile ilgili tartışmalarda öne sürülen "Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığı" ve "Türkiyelilik" kavramları isimsiz ve sıfatsız bir tanımdır. Ne milli kimlik ne de üst kimlik olabilir. Bu şekildeki bir ayrım bölücü-ırkçı terörden çok daha tehlikelidir.
  10. Ülkemizin enerji tüketimi gün geçtikçe artmakta ve bu artış ithal yolu ile karşılanmaktadır. Bu durum ülkemize karşı zaman içinde bir silah olarak kullanılma potansiyeli oluşturmaktadır. Milli kaynaklarımıza dayalı üretici enerji politikaları takip edilmeli ve nükleer enerjiye geçilmelidir.
  11. Eğitimin her kademesinde millilik esas alınmalı, milli değerler ile evrensel değerler arasında bir köprü kurulmalıdır. Tüketici insan yerine dinamik ve üretici insan yetiştirme hedeflenmelidir.
  12. Irak'taki Türkmen gerçeği korunmalıdır.
  13. Ülkemizin ABD ve AB ile olan ilişkilerinde mütekabiliyet esas alınmalıdır.
  • Aydınlar Ocağı Genel Merkezi
  • Adana Aydınlar Ocağı
  • Afyon Aydınlar Ocağı
  • Amasya Aydınlar Ocağı
  • Anadolu Aydınlar Ocağı
  • Avrupa Yakası Aydınlar Ocağı
  • Balıkesir Aydınlar Ocağı
  • Bursa Aydınlar Ocağı
  • Erzurum Aydınlar Ocağı
  • Harput Aydınlar Ocağı
  • Hatay Aydınlar Ocağı
  • Isparta Aydınlar Ocağı
  • İnegöl Aydınlar Ocağı
  • Kayseri Aydınlar Ocağı
  • Kırıkkale Aydınlar Ocağı
  • Kocaeli Aydınlar Ocağı
  • Konya Aydınlar Ocağı
  • Kütahya Aydınlar Ocağı
  • Malatya Aydınlar Ocağı
  • Manisa Aydınlar Ocağı
  • Mimar Sinan Aydınlar Ocağı
  • Mustafa Kemal Paşa Aydınlar Ocağı
  • Niğde Aydınlar Ocağı
  • Nizip Aydınlar Ocağı
  • Ondokuz Eylül Aydınlar Ocağı
  • Ordu Aydınlar Ocağı
  • Sakarya Aydınlar Ocağı
  • Samsun Aydınlar Ocağı
  • Sinop Aydınlar Ocağı
  • Sivas Aydınlar Ocağı
  • Tekirdağ Aydınlar Ocağı
  • Trabzon Aydınlar Ocağı

Şuraya Katılan Kocaeli Aydınlar Ocağı Heyeti

  • Nursel-Ahsen OKYAR
  • Ayşegül-Halime-Mustafa TOKA
  • Ayşe Gülden-Ruhittin SÖNMEZ
  • Emine-Hasan UZUNHASANOĞLU
  • Ayla-Ahmet ŞİMŞEK
  • Reyhan-Musa ve Atilla-Dilek ORDU
  • Ali AYDEMİR
  • Göksu - Yunus ÖZEN
  • Ali KAHRAMAN
  • Cemal BARIŞ
  • Hamit AKBULUT

Sitede yer alan her türlü yazı, şiir, karikatür vb. eserlerden, eser sahibi sorumludur. Kocaeli Aydınlar Ocağı'nın resmi görüşü olarak değerlendirilemez.