GÜNÜN SÖZÜ

Siyaset adamı rüzgara göre yelken açar; devlet adamı ise inandıkları uğruna politikalar yapar. Yavuz Bülent Bakiler

23 Ağustos 2019 21:14 Hepsini Gör

YAZARLAR

M. Şefik Postalcıoğlu Dosyası

Anasayfa » Şuralar » Aydınlar Ocağı Dernekleri 33. Şurası

Aydınlar Ocağı Dernekleri 33. Şurası Sonuç Bildirisi

Aydınlar Ocağı Dernekleri 33. Büyük Şurası 30 Ekim - 01 Kasım 2009 tarihleri arasında Harput Aydınlar Ocağımızın ev sahipliğinde 28 Ocağımızın katılımı ile gerçekleştirilmiştir.

33. Büyük Şuramız; küresel ekonomik krizin etkilerinin dünyada ve yurdumuzda devam ettiği, çok sayıda iş yerinin kapatıldığı, reel sektörün adeta cezalandırıldığı, işsizliğin hızla arttığı, büyüme hedeflerinin eksiye dönüştüğü, ülkemizin toprak bütünlüğü, üniter yapısı ve devlet şeklinin tartışıldığı, milli hassasiyetlerin bastırılmaya ve yıpratılmaya çalışıldığı, Anayasamızın sürekli çiğnendiği, ülkemizin birlik ve bütünlüğünü tehlikeye sokan ve milli çıkarlarımıza ters düşen hatalı açılımların ve girişimlerin gündeme getirildiği karmaşık bir dönemde gerçekleştirilmiştir.

Aydınlar Ocağı, kurulduğu tarihten bu güne kadar yurt ve dünya meselelerini, aklın ve bilimin ışığında değerlendiren, Türk Milletinin menfaatlerini her türlü endişenin üstünde tutan, milli ve manevi değerlerine sahip çıkan, Türkiye'yi Türkiye yapan değerlere bağlı aydınların toplandığı, yerli ve milli, dıştan kumandalı ve destekli olmayan, partilerüstü bir sivil toplum kuruluşudur. Büyük Atatürk'ün "Ne Mutlu Türküm Diyene !" sözünde ifadesini bulan Milliyetçilik anlayışına yürekten bağlı olan Ocağımız, Cumhuriyetimizin 86. kuruluş yıldönümünde Ülkemizin, Devletimizin ve Milli Varlığımızın karşı karşıya bulunduğu tehlikelerden büyük rahatsızlık ve endişe duymaktadır.

Cumhuriyetimiz, çeşitli imkânsızlıklara rağmen büyük zorluklarla başarılan Milli Mücadelenin tacıdır. Bu mücadeleyi kazanan başta Mustafa Kemal Atatürk ve silâh arkadaşları olmak üzere, Batılı işgalcileri ülkemizden atan ve mili bağımsızlığımızı sağlayan isimli, isimsiz nice vatan evlâdını, saygı ve rahmetle anıyoruz.   

Seksen altı yıl sonra bugün, küreselleşme adı altında emperyalist güçlerin dünyaya yutturmaya çalıştıkları yeni dünya düzeni, Türkiye'ye yeniden "Sevr" şartlarını dayatmaktadır. Milli Mücadele, bize yabancı olan etnik ayrımcılığın, milli kimliğimizin yerine geçirilmesi; yeni ve üstelik Müslüman azınlıklar yaratılarak egemenlik haklarımızın birilerine dağıtılması ve paylaşılması için yapılmadı. Etnik bilinci milletleşmenin önüne geçirmek ve etnik merkezli yaklaşımlarla ülkenin meselelerine çözüm aramak doğrudan doğruya bölücülüğe davetiye çıkarmaktır. Maalesef, bugün Türkiye'nin toprak bütünlüğü, devletin şekli ve üniter yapısı tartışmaya açılmakta; demokratikleşme adı altında "Çok uluslu, çok kültürlü, çok dilli" bir yapay devlet modeli kabul ettirilmeye çalışılmaktadır. Bu amaçla farklılıklar kutsallaştırılarak insanlarımızın birbirine ötekileştirilmesi, uzaklaştırılması ve kamplaştırılması için her şey yapılmaktadır.

Çok kültürlülük, dünyayı küresel egemen güçlerin ve çok uluslu şirketlerin çıkarlarına göre şekillendirmeye çalışanların "hedef devletler" üzerinde uyguladıkları bir projedir. Bu proje, insanları vatandaşlık ve milli topluma mensup olma bilincinden uzaklaştırmak, dolayısıyla fert ve sosyal grupları siyasi olarak tanımak hedefini gütmektedir. Halbuki, milli kimliğin ve hâkim kültürün reddedildiği bir ülkede, farklılıklar zenginlik yaratamaz.

Diğer taraftan son yirmi beş yıldır hukuk devleti içinde mücadele ettiğimiz bölücü, ırkçı terörü sonlandırmak amacıyla açılımlar adı altında yanlış adımlar atılmaktadır. "Terörü bitirme" adına uygulamaya konulan "kürt açılımı" veya "demokratik açılım" politikası bölücü terör hareketini bitirmek bir tarafa, örgüt mensuplarını ve bölücülük üzerinden siyaset yapanları daha da cesaretlendirmiştir. Bu uygulamadan yararlanan ve Türkiye'ye teslim olmak için değil, talimatla "siyasi çözüm konusunda temaslarda bulunmak için" giriş yapan terör örgütü mensupları, bölücü örgüt ve yandaşları tarafından kahraman edasıyla törenlerle karşılanarak, devlete karşı bir "kalkışma" provası yapılmıştır.

Bu süreçte, terör örgütü ve yandaşlarının kin, nefret ve husumet içinde devlete adeta meydan okumalarına karşın; devlet görevlileri olanlara nezaret eden bir konuma düşürülmüş, terör örgütü mensuplarına uygulanan "imtiyazlı yargılama" ile "hukuk devleti" ve "hukukun üstünlüğü" ilkeleri çiğnenmiş, devletin onuru ve haysiyeti ayaklar altına alınmıştır. Böylece merkezinde terör örgütünün ve etnik bölücülüğün siyasallaşması ve hukuki zemin kazanması için sahnelenen senaryonun son aşamasına gelindiği mesajı verilmiş; bunun bir sonucu olarak bugün ülkemiz maalesef her zamankinden daha çok gerilim, çatışma ve kavga ortamı içine sürüklenmiştir. Bilinmelidir ki, daha fazla demokrasi tanıyarak terör örgütleri ile mücadele edilemez. Çünkü terör örgütlerinin amacı demokrasi değildir. Terörle mücadele edilir; müzakere edilmez. Dışarının yol haritaları esas alınarak halk, terör örgütü ile bütünleşmeye zorlanamaz.

33. Büyük Şuramızın ülkemizin şu anda karşı karşıya bulunduğu ana meseleler üzerindeki tespitleri ve teklifleri aşağıda belirtilmiştir:

1.        Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin milli ve üniter yapısına yönelik haince oyunlar planlayan aktörler, her fırsatta "demokratikleşme" ve "sivilleşme" adı altında yeni bir Anayasa yapılmasını talep etmektedirler. Anayasa değişikliği, ülkenin gerçek ihtiyaçlarına ve milli çıkarlarına göre yapılır. Anayasada, eşitlik prensibinden vazgeçilemez, hiç kimseye imtiyaz tanınamaz.

2.        Kimlik ile ilgili tartışmalarda öne sürülen "Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığı" ve "Türkiyelilik" kavramları isimsiz ve sıfatsız bir tanımdır. Bizde ve hiçbir ciddi devlette ne milli kimlik; ne de üst kimlik olabilir. Bu şekildeki bir milli kimlik inkârı, bölücü-ırkçı terörden çok daha tehlikelidir.

3.        Hukuk devleti ilkesi korunmalı ve hukukun üstünlüğü esas alınmalı; hukuki işlemlerde evrensel hukuk kurallarına uyulmalı ve hukuk siyasallaştırılmamalıdır.

4.        Komşularımız ve Türk Dünyası ile kültürel, siyasi ve ekonomik ilişkiler arttırılmalıdır. Özerk Türk bölgeleri ve Türk nüfusun bulunduğu ülkelerde soydaşlarımızın hakları, evrensel hukuka uygun olarak savunulmalıdır. TİKA gibi kuruluşlar, hizmet yoğunluğunun önceliğini Türk Dünyasına çevirmeli, Türk Dünyası Bilimler Akademisi kurulmalıdır.

5.        Ermenistan-Türkiye ilişkilerinde tarihi temelleri olan olumsuzluklar çözülmeden tek taraflı bir adım atılmamalı, Karabağ'daki Rus-Ermeni işgali kalkmadan sınır kapısı açılmamalıdır.  Kardeş Azerbaycan Devleti incitilmemeli, "tek millet, iki devlet" prensibi tahrip edilmemelidir.

6.        Kıbrıs'ta KKTC gerçeği siyasi ve kültürel bir varlık olarak korunmalı, egemenlik haklarına saygı gösterilmeli, barışı zorlama adına Güney Rum Kesimi ile birleştirilme oyunlarına gelinmemelidir. Türkiye'nin antlaşmalardan doğan haklarından vazgeçilmemelidir.  

7.        Siyasal Kürtçülerin gerçek niyetleri doğru okunmalı, egemenliğimizi ve toprak bütünlüğümüzü paylaşmaya dönük niyetler görülmelidir. Kürtle Kürtçü ayırımı iyi yapılmalıdır. Yanlış uygulamalarla, biten terör örgütüne itibar kazandırılmamalıdır.  Türk Silâhlı Kuvvetlerinin bu alanda yaptığı kararlı mücadele aynı kararlılıkla desteklenmeli ve terörün mali kaynakları kurutulmalıdır. Sorunun çözüm alanının Irak'ın kuzeyinde olduğu gerçeği unutulmamalıdır.

8.        Irak'ın toprak bütünlüğü savunulurken, sözde Kuzey Irak yönetimini tanımak ve Erbil'de konsolosluk açmak büyük bir yanılgı ve çelişkidir.  Irak'taki Türkmen gerçeği korunmalıdır. En kısa zamanda "Türkmen Açılımı"na ihtiyaç bulunmaktadır.

9.        "Sınırları aşan sular" konusunda ülke çıkarları esas alınmalı, komşu ülkelerle ilişkiler buna göre düzenlenmelidir.

10.   Günümüzde Türkiye'de küresel güçlerin oynadığı oyunların daha önce Balkanlar dediğimiz Avrupa Türkiye'sinde yaşandığı unutulmamalıdır.

11.   Ülkemizin ABD ve AB ile olan ilişkilerinde mütekabiliyet ve ülke çıkarları esas alınmalı, pazarlık gücümüzü arttırıcı kozlar kullanılabilmelidir.

12.   Vatikan patentli diyalog faaliyetleri, müslümanı devşirme ve uysallaştırma amacını taşımaktadır. İslam en mütekâmil ve son dindir; diğer dinlerle takviyeye ihtiyacı yoktur. Muhafazakârlıktan liberal çizgiye gelen bazı İslamcılar, bilerek veya bilmeyerek küresel güçlerin oyuncağı olmaktadırlar.

13.   Türk tarımını kendi başına bırakmak yerine üretimi ve kaliteyi arttırıcı destekler sağlanmalı, yanlış tohum politikası terk edilmeli, üretimdeki sınırlamalar kaldırılmalı, önümüzdeki yıllarda tarım alanlarında görülebilecek nüfus boşalmasını önleyici tedbirler alınmalıdır. Bunun da yolu, kişiyi bulunduğu yerde istihdam edebilmek, kendi kendini istihdamı destekleyebilmek ve gelir yaratıcı faaliyetleri teşvik etmektir.

14.   İzlenen yanlış tarım politikaları sonucunda, çiftçiler ihtiyaçlarını büyük ölçüde kredi kullanarak karşılamak zorunda bırakılmışlardır. Üretim maliyetlerinin yüksek olması nedeniyle kredi borçlarını ödeyemeyen çiftçilerin bir kısmı, topraklarını bankalara devretmek zorunda kalmaktadırlar. Özellikle Trakya'da bir çok çiftçinin toprağı Yunan Bankalarının eline geçmektedir. Bu konuda gereken önlemler bir an önce alınmalıdır.

15.   Kredi kartı kullanımının kontrol altına alınması, mağdurları için iyileştirici düzenlemelere gidilmesi uygun olacaktır. Kredi kartı kullanımı aile içi sorunların kaynağı olmaktadır.

16.   Devletin, devlet baba anlayışını terk ederek, sosyal sorumluluklarından uzaklaşıp vatandaşına müşteri gözüyle bakma yanlışı terk edilmelidir. 

17.   Büyük alış veriş merkezleri ve marketler zincirinin yaygınlaştırması, tüketimi körüklemekte,  küçük esnaf ve sanatkârı yok etmektedir. Haksız rekabet yaratan bu durum gözden geçirilerek uygun bir düzenlemeye gidilmelidir.  

18.   Türkiye, IMF ve Dünya Bankası desteği olmadan kendi ayakları üzerinde durabilecek güçtedir. Ekonomi politikalarında dış ipotekler ortaya çıkaran ilişkilerden kaçınılmalıdır. Tekrar IMF'ye dönüş, ülkenin dış itibarını ve iddialarını zedeleyecektir.

19.   Eğitimin her kademesinde millilik esas alınmalı, milli değerler ile evrensel değerler arasında köprü kurulmalıdır. Eğitim ve öğretim dilinin Türkçe olması, egemenlik haklarımızın bir gereğidir. Hiçbir şekilde bundan taviz verilmemelidir. Tüketici insan yerine dinamik ve üretici insan yetiştirme hedeflenmelidir. Amaç, sadece bilgili ve meslek sahibi insan yetiştirmek değil; bu bilgiyi ülkesi için kullanabilecek bilince sahip kılabilmektir. Yüksek Öğretimde eğitim sistem ve müfredatımızın bize uymayacak şekilde tek tipleştirilme gayretlerine karşı hassas olunmalıdır. Yabancı dille eğitim ve öğretim yerine; yabancı dil öğrenimine ağırlık verilmelidir.

  • Prof. Dr. Mustafa E. Erkal (Aydınlar Ocağı Genel Merkezi)  
  • Halil Altıparmak (Adana Aydınlar Ocağı)        
  • Cahit Aktaş (Amasya Aydınlar Ocağı)            
  • Namık Nas (Anadolu Aydınlar Ocağı)      
  • Av. Hidayet Gümüşsoy (Avrupa Yakası Aydınlar Ocağı)
  • Av. Mustafa Kalınoğlu (Balıkesir Aydınlar Ocağı)
  • Cafer Genç (Bursa Aydınlar Ocağı)
  • Doç. Dr. Tarık Özcan (Harput Aydınlar Ocağı)
  • Hidayet Şişkin (Hatay Aydınlar Ocağı)
  • Doç. Dr. Kamil Kaya (Isparta Aydınlar Ocağı)
  • Hasan Ateşoğlu (İnegöl Aydınlar Ocağı)
  • Ahsen Okyar (Kocaeli Aydınlar Ocağı)
  • Dr. Mustafa Güçlü (Konya Aydınlar Ocağı)
  • Abdurrahman Ersin Özçoban (Kütahya Aydınlar Ocağı)
  • Prof. Dr. Abdullah Korkmaz (Malatya Aydınlar Ocağı)
  • Nadir Başar (Manisa Aydınlar Ocağı)
  • Av. Ekrem Çadır (Mimar Sinan Aydınlar Ocağı)
  • Sadi Kurtulan (Mustafa Kemal Paşa Aydınlar Ocağı)
  • Yrd. Doç. Dr. İbrahim Öztürk (Niğde Aydınlar Ocağı)
  • Dt. Zeydan Çıkın (Nizip Aydınlar Ocağı)
  • Ahmet Gürsoy (Ondokuz Eylül Aydınlar Ocağı)
  • Yrd. Doç. Dr. Mustafa Kemal Cerrahoğlu (Sakarya Aydınlar Ocağı)
  • Prof. Dr. Cevdet Yılmaz (Samsun Aydınlar Ocağı)
  • Prof. Dr. Recep Bircan (Sinop Aydınlar Ocağı)
  • Prof. Dr. Ö. Fahrettin Göze (Sivas Aydınlar Ocağı)
  • Ersin Bilmeç (Tekirdağ Aydınlar Ocağı)
  • Prof. Dr. Orhan  Değer (Trabzon Aydınlar Ocağı)
  • Iğdır Aydınlar Ocağı Müteşebbis Heyeti

Şuraya Katılan Kocaeli Aydınlar Ocağı Heyeti

  • Nursel - Ahsen OKYAR
  • Gül - Selçuk ARSLAN
  • Ali KAHRAMAN
  • Zeynep - Dr. M. Şefik POSTALCIOĞLU
  • Emine - Hasan UZUNHASANOĞLU
  • Fatma - Dr. H. İbrahim KAHRAMAN
  • Halime - Mustafa TOKA
  • Dr. A. Gülden - Ruhittin SÖNMEZ
  • Elvan - Çetin MUT
  • Göksu - Yunus ÖZEN
  • Hatice Nur - Cemal BARIŞ
  • Ahmet Buğrahan SÖNMEZ
  • E. Özge ARSLAN

Sitede yer alan her türlü yazı, şiir, karikatür vb. eserlerden, eser sahibi sorumludur. Kocaeli Aydınlar Ocağı'nın resmi görüşü olarak değerlendirilemez.