GÜNÜN SÖZÜ

Büyük zekâlar kavramları, orta zekâlar olayları, küçük zekâlar, insanları tartışır. La edri

09 Aralık 2019 15:48 Hepsini Gör

YAZARLAR

M. Şefik Postalcıoğlu Dosyası

Anasayfa » Şuralar » Aydınlar Ocağı Dernekleri 25. Şurası

Aydınlar Ocağı Dernekleri 25. Şurası Sonuç Bildirisi

Aydınlar Ocakları 25. Büyük Şurası, geleneğimize uygun olarak, 21-22-23 Mayıs 2004 tarihlerinde Trabzon’da Trabzon Aydınlar Ocağı Başkanı Ekrem AKGÜN’ün ev sahipliğinde yapılmıştır. Şuramıza 25 Ocak katılmıştır.

Karadeniz üzerinde, iç ve dış mihraklarca yoğun propaganda çalışmaları yapıldığı, Çernobil faciasının çok yönlü neticelerinin önlenemediği, Trabzon Limanı’nın Ermenistan’ın Dünyaya açılması için tartıştırıldığı, Ermenistan’daki nükleer santrallerin yeni Çernobillere gebe olduğu, Karadeniz’in artan kirliliğinin yeterince tartışılmadığı bir dönemde, Ocağımızın 25. Şura’sının Trabzon’da toplanması son derece anlamlıdır.

Cumhuriyetimizin kurulduğundan bu yana, bu kadar önemli iç ve dış sorunlarla ve tehlikeli tuzaklarla karşı karşıya kalmamıştır. Türkiye içte ve dışta son derece önemli sorunlarla karşı karşıya iken, Aydınlar Ocakları, önlerine konulan yapay gündem maddeleriyle uğraştırılarak, güçlerini birbirine karşı kullanan gönüllü kuruluşlar durumuna getirilmek istenmektedir. Gücümüzün, bu şekilde israf edilmesine karşıyız.

Ocakta sorumluluk üstlenmiş kişilerin, daha da dikkatli olması, oyunlara alet olmaması gerekir. Aksi takdirde, büyük vebal altına gireceklerdir. Aydınlar Ocakları, bu tertip ve oyunları da aştığını, önümüzdeki günlerde gösterecektir.

Ocağımızın geleneksel çizgisine ve tüzüğüne uyulmalıdır. Hayali senaryolara dayalı kışkırtmalar ve hizipçilik yapılmamalıdır.

25. Büyük Şuramızda alınan kararlar aşağıda sıralanmıştır:

Siyaset

  • Türk Devleti’nin ve Türk milletinin bağımsızlığı ile bağdaşmayan uyum yasaları ve uluslar arası ikili anlaşmalar gözden geçirilerek, Türk devletinin çıkarlarına uygun hale getirilmeli, uluslar arası tahkim ve benzerleri kaldırılmalıdır.
  • Anayasamızda yapılan son değişikliklerde, “uluslar arası yasaların, ülke yasalarının üzerinde kabul edilmesi”ne dönük hükümlerin kabul edilmesi, devletimizi ciddi sıkıntılarla karşı karşıya bırakacak bir gelişmedir. Bunlar, “Egemenlik devri” anlamına gelmektedir.
  • Türkiye’nin hemen her yerinde dış destekli olarak yürütülen siyasi ve dini amaçlı misyonerlik faaliyetlerine karşı gereken tedbirler acilen alınmalıdır.
  • Karadeniz ve çevresinde “Pontus” özlemi içinde olan Kıbrıs Rum Kesimi ve Yunanistan destekli faaliyetler dikkatle izlenmeli, bu konuda akademik çalışmalar yoğunlaştırılmalıdır.
  • Sanal AB üyeliği için müzakere tarihi alabilmek uğruna, misyonerlik faaliyetlerine ve diğer bölücü ve yıkıcı faaliyetlere taviz verilmemelidir.
  • Kürsü dokunulmazlığı dışındaki tüm dokunulmazlıklar kaldırılmalı, TBMM’ye itibar kazandırılmalıdır.
  • Dış politikada “teslimiyetçi”, “ver-kurtul”cu anlayışı tek çözüm gören siyaseti reddediyoruz.
  • İçeriye ve dışarıya “hibe” gibi yapılan özelleştirmeler, yüz kızartıcı olup milli menfaatlerimize aykırıdır.
  • Meclis’te görüşülen ve çıkması muhtemel Maden Kanunu’nda yer altı ve yer üstü zenginliklerimizin küresel güçlere peşkeş çekilmesini engelleyecek hükümler yer almalıdır.
  • Dış destekli bölücü terör hareketleri başarılı olamayınca; silahsız terör yolu olan siyasallaştırma gündeme getirilmiştir.
  • Bölücü parti mensuplarının ve bölücülükten mahkum olanların AB baskısı ile serbest bırakılması için başlatılan kampanyaya karşı kamuoyu yaratılmalıdır. İç işlerimize dış müdahale alışkanlığı hoş görülemez.
  • Dünden ders alınmalı ve teröre yanlış teşhis konulmamalı, kararlılığımız zedelenmemelidir.
  • Hukuk düzeninin korunması herkese fayda sağlayacağından, yargı bağımsız ve siyasi baskılardan uzak olmalıdır. Hakim ve savcıların ekonomik bağımsızlıkları sağlanmalıdır.

İktisat ve Çalışma Hayatı

  • Milli sanayimizin gelişmesini engelleyen ve Türkiye’yi 100 milyar doların üzerinde zarara sokan Gümrük Birliği Antlaşmasının bazı maddeleri derhal iptal edilmelidir. AB yalnızca bir dış politika tercihi değildir. Köklü değişikliklere, milli devlet anlayışımızdan önemli sapmalara sebep olacaktır.
  • Bozulan gelir dağılımı ve işsizliğin, yoksullaşmanın önlenmesi için acil tedbirler alınmalıdır.
  • Yerli sanayici ve üretici desteklenmeli, siyasi sonuçlar da doğuran ekonomik, yabancı işgal önlenmelidir.
  • Türk tarımı yabancıların insafına terk edilemez. Fındık, çay, tütün dahil tarım ürünlerimizin ekiminin sınırlandırılması ve yasaklanması, doğrudan gelir desteği politikası işsizliği arttıracak; şehir bölgelerine sorunlu tarımsal nüfusu çekecektir.
  • Türkiye e-devlet projesini bir an önce hayata geçirmeli,böylelikle vatandaşına sürekli bürokratik engeller çıkaran yapıdan, vatandaşını mutlu eden yapıya süratle geçilmelidir.
  • Dış borç yükünün hafifletilmesi esas alınmalıdır.
  • . Çok uluslu şirketlerin uzantısı durumunda olan bazı medya ve sivil toplum örgütlerinin Karadeniz’deki nüfus yapısını değiştirmeye yönelik, halkı göçe zorlayacak şekilde, ekonomik yapıyı dönüştürücü faaliyetlerine karşı tedbirler alınmalıdır.
  • Dördüncüsü düzenlenen İzmir Türkiye İktisat Kongresi için, gerekli ve kapsamlı çalışmaların hazırlıklarının yeterince yapılmaması, daha önce tehir edilen Kongre hazırlıklarının yok farz edilmesi, onlardan istifade edilmemesi, başarılı sonuç alınmasını önlemiştir.
  • Gençler küresel rekabete hazır yetiştirilmelidir.

Eğitim, Öğretim, Kültür

  • Atatürk dönemi sonrası görülen belirsizlikler ve kimlik bunalımları doğuran sapmalar tek edilmelidir.
  • Türk milli eğitim ve kültür politikası çağdaş bilgi ve becerileri kazandırmanın yanında, Türk çocuğuna kendi milli kimliğini verebilmelidir.
  • Yapay farklılaştırmalar değil, Türk milletine mensup olma fikri ve vatandaşlık bilinci geliştirilmelidir. Yanlış “Türkiyelilik” tanımıyla, yeni bir ayrımcılık yapılmamalıdır.
  • Etniklik ve milliyet birbirine rakip kavramlar değildir. Milli kimlikle mahalli değer ve sıfatlar çatıştırılmamalı; Türkiye üzerindeki emellere alet edilmemelidir.
  • Anadolu Coğrafyası’nı kimliksizleştirerek olumsuz tanıtımına vesile olacak düzenlemelerden kaçınılmalı, devlet parası israf edilmemelidir.
  • Normal lise-meslek lisesi rekabeti kısır tartışmaları yerine, eğitimin her kademesinin daha verimli hale getirilmesi, eğitimde fırsat eşitliğinin sağlanması düşünülmelidir.
  • Uygulamadaki dini eğitim yetersiz kalmaktadır. Dini eğitimin siyasallaşmasını önleyici tedbirler alınmalı, ülke sathındaki giderek artan misyonerlik faaliyetleri de dikkate alınarak, daha geniş kapsamlı ve yeterli bir din eğitimi uygulamaya konulmalıdır. Devlete bağlı din eğitimi veren okulların öğrenci ve mezunları, hedef gösterilmemelidir.
  • Son yıllardaki istatistiklere göre, evlenmelerdeki düşüşü ve boşanmalardaki artış göz önüne alınarak, aileyi güçlendirici tedbirler alınmalı, gerekli araştırma ve eğitim faaliyetleri yapılmalıdır.

Türkçe’ye Saygı

  • Herkesi ve bilhassa özel radyo ve televizyonları, resmi kurumları Türkçe’ye saygıya davet ediyoruz. Yer ve kuruluş adlarındaki yabancılaşma önlenmelidir.
  • Türkçe ve Türk Dili ve Edebiyatı konularının üniversite giriş sınavlarında katsayısı artırılmalıdır.
  • Küresel aydın bağımlılığının aracı olan yabancı dille eğitim ve öğretim yanlışından bir an önce vazgeçilmelidir. Eğitim kurumlarımız çok uluslu şirketlerin pazarı olmaktan çıkartılmalıdır.
  • Türkiye’nin Türk Dünyası ile olan ilişkileri geliştirilmeli, engeller küçümsenmemeli ve karşılıklı dayanışma içinde sürdürülmelidir.
  • Eğitim süreci içerisinde güzel Türkçe konuşma ve yazma becerisi kazandırılmalıdır.
  • Radyo ve televizyon kanallarında dış dayatmalarla milli birliği ve bütünlüğü zedeleyecek şekilde mahalli diller öne çıkarılmamalıdır.
  • Türk milletinin taşınır ve taşınmaz kültür varlıkları, çağımızın en uygun iletişim araçlarından olan Internet’te Dünyaya en çok kullanılan dillerde tanıtılmalıdır.

Avrupa Birliği ve Türkiye İlişkileri

  • AB, Türkiye’den Kopenhag Kriterleri dışında taleplerde bulunmaktadır. Ayrıca Avrupa Parlamentosunda Türkiye aleyhine alınan kararlarda, yıllık ilerleme raporlarında, AB yetkililerinin açık beyanlarında olduğu gibi, Helsinki 1999’da sözde aday ülke ilan ettirilen Türkiye’ye karşı samimi olmayan, maksatlı, yanlış ve diplomatik nezaketle bağdaşmayan çirkin örneklerle karşılaştık. Bunlar, Türkiye’yi AB karşısında diz çökertme gayretleridir. Bunlar kabul edilemez.
  • AB mevcut çok kültürlü ve çok etnikli resmini içine sindiremediğinden aday ülkelerin sosyal yapılarını etnik ufalanmaya tabi tutmak istemektedir.
  • “Türkiye”ye verilen Kasım 2000 ve Nisan 2003 tarihlerindeki katılım ortaklığı belgelerinde yeni Müslüman ve Hıristiyan azınlıklar yaratılması ve “Kültürel çeşitlilik” in sağlanması dayatılmaktadır.
  • AB bu haliyle bir medeniyet projesi değil; teslimiyet projesidir. Bizi, Türkiye’nin birliği daha çok ilgilendirmelidir. Yüz kızartıcı şekilde iç işlerimize müdahale örnekleri önlenmelidir.
  • Kamu yönetimi temek yasa tasarısı mevcut haliyle kabul edilemez. Bu yasa ile kamu tasfiye edilemez ve özelleştirilemez. Ankara dışlanarak, Brüksel’le doğrudan temas kuracak otonom yönetimler kurulmasının önü açılamaz. Üniter yapı zedelenemez. Vatandaş, devlet için “müşteri” değildir.

Kıbrıs Türkleri ve KKTC

  • K.K.T.C.’nin Rumlara teslimi anlamına gelen Annan Raporu’nun yeniden canlandırılması kabul edilemez.
  • Bizans hayali içinde siyasi militan yetiştiren, Heybeliada Ruhban Okulu açtıramaz.
  • Kıbrıs’ta KKTC’de ve Rum Kesimi’nde yapılan referandum; Adanın iki devletli olduğunu ve Rum kesiminin Türkleri temsil edemeyeceğini her iki tarafın da niyetini ortaya koymuş; tek taraflı çözümcülüğün yürüyemeyeceğini göstermiştir. Türkiye Kıbrıs’ta “arabulucu” gibi değil, ”taraf” olmalıydı. K.K.T.C., bağımsız egemen bir siyasi ve kültürel varlıktır. Diğer ülkelerce de tanınmasının yolunu açacak her türlü girişim derhal başlatılmalıdır.
  • KKTC’ye karşı yıllardır sürdürülen ambargolar kaldırılmalıdır.
  • Kıbrıs Türklerini, AB’ye giren Rum yönetimi içinde azınlık yapacak anlaşmalar imzalanamaz. Referandum sonrası; referandum öncesine göre ele alınamaz.
  • Kıbrıs konusunda Türkiye’nin garantörlüğünü kabul eden 1959-1960 tarihli Londra ve Zürih Anlaşmaları geçerliliğini korumalıdır.
  • K.K.T.C.’nin varolma mücadelesinde AB ve Rumlar tarafından desteklenen teslimiyetçiler değil; K.K.T.C. Cumhurbaşkanı Sayın Denktaş ve milli çizgide olanların arkasında olunmalıdır. K.K.T.C.’de Güney Rum kesimiyle beraber çalışan işbirlikçi, ihanet odaklarının tahrikleri; K.K.T.C.’de Yugoslav modeline benzer bir oyunu ve Miloseviç örneklerini ortaya çıkarabilmek içindir.
  • K.K.T.C.’yi AB yolunda engel görenler; Türkiye’nin önündeki engellerdir.Bunlar, milli ve üniter devlet düşmanlarıdır.

Dış Politika

  • ABD ve koalisyon üyelerinin demokrasi kılıfıyla ve haksız gerekçelerle gerçekleştirdiği “Irak İşgali”ni kınıyoruz.
  • Irak’ta ABD ve İngiliz askerlerince yapılan işkenceleri, aleni insan hakları ihlallerini, tecavüzleri lanetliyoruz. İşkence konusunda ülkemizdeki sivil toplum kuruluşları ve Türkiye’ye ders vermeye çalışan uluslar arası kuruluşları, Irak’taki insan hakları ihlallerini tespite ve kınamaya davet ediyoruz.
  • Ermenistan’ın Dağlık Karabağ’daki işgali ve Türkiye’ye yönelik iddiaları ve tarihi saptırma gayretleri ortadan kalkmadan, AB yolunda dış baskılarla Ermenistan’la ilişki kurulmamalıdır. Trabzon Limanı’nın Ermenistan’ın dünyaya açılması için kullanılması kabul edilemez.
  • Irak’taki Türkmen gerçeği göz ardı edilmemelidir. Eğer demokratik bir yapı ve insan haklarına saygı esas alınıyor ise; Türkmenler her alanda temsil edilmelidir. Irak’da geçici anayasanın alternatifi hazırlanmalı, Irak siyasetimiz gözden geçirilmelidir.
  • Türkmenler, Kerkük ve Musul’da, Kürtlerin arasında eritilmek istenmektedir. Türkmenlerin, can ve mal güvenlikleri, özellikle teröre karşı olduklarını iddia edenler tarafından korunmalıdır.
  • Türkiye güneyindeki devlet ve otorite boşluğuna ilgisiz kalamaz; “olmazsa olmaz”larından vazgeçemez. “Olmazsa olmaz”larımız konusunda, geri adımlar atılarak, Irak’ın kuzeyinde ve Kıbrıs’ta kötü birer imtihan verilmiştir.
  • Kukla bir aşiret devleti oluşumuna müsaade edilemez. Bunun dolarla pazarlığı olamaz.
  • Teröre karşı mücadele ettiğini söyleyen A.B.D, PKK/KADEK adlı terör örgütünü dağıtmalı ve suçluları Türkiye’ye iade etmelidir.

YÖK Tartışmaları

  • YÖK konusu ikili kamplaşma ve siyasi malzeme olmaktan çıkarılmalıdır. Kalite ve verimliliği artırıcı, küresel istilanın milli kimliğimiz ve yapımız üzerindeki olumsuz tesirlerini giderici tedbirler düşünülmelidir. Konu, Cumhuriyet rejiminden rövanş almak isteyen veya radikal laikçi yanlışlardan arındırılmalıdır.
  • Yüksek Öğrenime ayrılan pay; araştırma ve geliştirme harcamaları, uluslar arası gelişmiş ülkeler seviyesine çıkarılmalıdır. Araştırma geliştirme harcamalarındaki, fonlardaki sınırlamalar kaldırılmalı, kadro tahsisi sorunları çözülmeli, eğitim teknoloji yenilenmeli, üniversite-sanayi ilişkileri geliştirilmelidir.

Karadeniz Bölgesine ilişkin tekliflerimiz

  • Karadeniz otoyolu bir an önce tamamlanmalı, ekonomik ve sosyal faydalar sağlanmalıdır. Yollarda can güvenliği tesis edilmelidir.
  • Doğu Karadeniz’i terk eden sanayi kuruluşlarının geri dönmeleri, gerekli teşvikler verilerek özendirilmelidir.
  • Karadeniz yaylalarının turizme açılmasında, doğal yapının bozulmamasına özen gösterilmelidir.
  • Karadeniz’in ve Karadeniz derelerinin kirlenmesi, balık çeşitlerinin yok olma tehlikesine karşı, sivil bilinç oluşturulmalıdır.
  • KTÜ bünyesinde Stratejik Araştırmalar Merkezi kurulmalıdır. Bu merkez, yanıltıcı ve maksatlı iddialara ilmi cevaplar vermelidir. Ekonomik ve sosyal konularda da araştırmalar yapmalıdır.
  • Çernobil Nükleer Santrali’nde meydana gelen kazanın sebep olduğu kanser hastalıklarının önlenmesinde, tedavi edici hekimliğin yanında önleyici tedbirler alınmalı; geniş bir sağlık taraması yapılmalıdır. Konu milletler arası hukuk açısından ele alınarak milletler arası kuruluşlara götürülmeli, tazminat davaları açılmalıdır.
  • Ülkemizdeki dünya standartlarının çok üzerinde olan gıda kirliliğine karşı vakit geçirmeksizin tedbir alınmalıdır. Özellikle kanserojen etkileri bulunan katkı maddelerinin gıda maddelerindeki kullanımına sıkı denetim getirilmelidir.
  • Ülkemizde tedavi amaçlı rast gele ve bilinçsizce ilaç kullanımı, insan sağlığını tehdit eden boyutlardadır. Buna karşı uyarı ve önlemler alınmalıdır.
  • Tarımda kullanılan yapay gübre ve kimyevi maddelerin insan sağlığına verdiği zararlar korkutucu boyutlara ulaşmıştır. Bu nedenle bir an önce, organik tarım desteklenilmeli ve yaygınlaştırılmalıdır.

AYDINLAR OCAĞI DERNEKLERİ

Şuraya Katılan Kocaeli Aydınlar Ocağı Heyeti

  • Nursel – Zeynep Gökçen – Ahsen Okyar
  • Arife – Hamit Akbulut
  • Ayla – Ahmet Şimşek
  • Aynur – Erdal Baykara
  • Emine – Alparslan Gökbayrak
  • Emine – Cengiz Durak
  • Emine – Hasan Ayaz
  • Emine – Yiğit – Fevzi Bayırbaşı
  • Filiz – Ünsal Uçar
  • Firdevs – Ahmet Küçük
  • Hanife – Yaşar – Şerafettin Adar
  • Necati – Av. Necdet Kozan
  • Nevin – Ali Koç
  • Rukiye Göktürk
  • Sabahat – Kemal Selim
  • Şermin – Sedat Onaran
  • Şükran – Osman Çiftçi
  • Şükran – Yüksel Özdemir
  • Adnan Koç / Selçuk Arslan / Süleyman Topal
  • Veysel Çavdar / Yusuf Erenkaya

Sitede yer alan her türlü yazı, şiir, karikatür vb. eserlerden, eser sahibi sorumludur. Kocaeli Aydınlar Ocağı'nın resmi görüşü olarak değerlendirilemez.