GÜNÜN SÖZÜ

Büyük zekâlar kavramları, orta zekâlar olayları, küçük zekâlar, insanları tartışır. La edri

09 Aralık 2019 17:23 Hepsini Gör

YAZARLAR

M. Şefik Postalcıoğlu Dosyası

Anasayfa » Şuralar » Aydınlar Ocağı Dernekleri 24. Şurası

Aydınlar Ocağı Dernekleri 24. Şurası Sonuç Bildirisi

Aydınlar Ocakları 24. Büyük Şurası 25-26 Ekim 2003 tarihlerinde Adıyaman’da yapılmıştır. Cumhuriyetimizin 80. yıl dönümüne rastlayan toplantımız; bir “Durum muhakemesi” yapma imkanını vermiştir. Cumhuriyetimizin 80. yıl dönümüne hem sevindirici; hem üzücü gelişmelerle girmiş bulunuyoruz. Cumhuriyetimiz kurulduğundan bu yana, bu kadar önemli iç ve dış sorunlarla ve tehlikeli tuzaklarla karşı karşıya kalmamıştır. Bunlar bir gerçek iken yapay gündem maddeleriyle uğraşılmasını uygun bulmuyoruz. Güçümüzü birbirimize karşı kullanarak israf etmeyelim.

24. Büyük Şuramızda alınan kararlar aşağıda sıralanmıştır:

  • Türk Devletinin ve Türk Milletinin bağımsızlığı ile bağdaşmayan uyum yasaları ve uluslar arası ikili anlaşmalar gözden geçirilerek, Türk devletinin çıkarlarına uygun hale getirilmeli, uluslar arası tahkim ve benzerleri kaldırılmalıdır.
  • Türkiye’nin hemen hemen her yerinde dış destekli olarak yürütülen siyasi ve dini amaçlı misyonerlik faaliyetlerine karşı gereken tedbirler acilen alınmalıdır. Sanal AB üyeliği uğruna, bu konuda taviz verilmemelidir.
  • Milli sanayimizin gelişmesini engelleyen ve Türkiye’yi 80 milyar dolar zarara sokan Gümrük Birliği Antlaşması derhal iptal edilmelidir. AB yalnızca bir dış politika tercihi değildir. Köklü değişiklikler, “Milli Devlet” anlayışımızdan önemli sapmalara neden olacaktır.
  • Atatürk dönemi sonrası görülen belirsizlikler ve kimlik bunalımları doğuran sapmalar terk edilmelidir. Türk milli eğitim ve kültür politikası çağdaş bilgi ve becerileri kazandırmanın yanında, Türk Çocuğuna kendi milli kimliğini verebilmelidir.Yapay farklılaşmalar değil, Türk Milleti’ne mensup olma fikri ve vatandaşlık bilinci geliştirilmelidir.
  • Etniklik ve milliyet birbirine rakip kavramlar değildir. Milli kimlikle mahalli değer ve sıfatlar çatıştırılmamalı, Türkiye üzerindeki emellere alet olunmamalıdır.
  • Araştırma ve geliştirme harcamaları, gelişmiş ülkeler seviyesine çıkarılmalıdır.
  • Anadolu coğrafyasını kimliksizleştirerek olumsuz tanıtımına vesile olacak düzenlemelerden kaçınılmalı, devlet parası israf edilmemelidir.

DİZ ÇÖKERTME

  • AB, Türkiye’den Kopenhag Kriterleri dışında taleplerde bulunmaktadır. Ayrıca Avrupa Parlamentosu’nda Türkiye aleyhine alınan kararlar, yıllık ilerleme raporları, Helsinki 1999’da sözde aday ülke ilan ettirilen Türkiye’ye karşı samimi olmayan, maksatlı, yanlış ve diplomatik nezaketle bağdaşmayan çirkin örneklerle karşılaştık. Bunlar, Türkiye’yi AB karşısında diz çökertme gayretleridir.
  • Sorun, Türkiye’nin üzerine düşeni yapıp yapmaması değil, AB’nin genişleme politikalarına bakıştaki esnekliği Türkiye’ye karşı değiştirmesidir. AB mevcut çok kültürlü ve çok etnikli resmini içine sindiremediğinden, aday ülkelerin sosyal yapıları etnik ufalanmaya tabi tutulmak istenmektedir. Türkiye’ye verilen Kasım 2000 ve Nisan 2003 tarihlerindeki katılım ortaklığı belgelerinde yeni Müslüman ve Hıristiyan azınlıklar yaratılması ve kültürel çeşitliliğin sağlanması dayatılmaktadır. AB bu haliyle bir medeniyet projesi değil, teslimiyet projesidir.
  • Yeni mahalli idareler yasası çıkarılırken gereksiz bürokrasi önlenmeli, ancak merkezi devletin yetkilerinin dağıtılması ile yetkinin genişletilmesi birbirine karıştırılmamalıdır. Milli devlet anlayışını zedeleyici otonom yönetimler ve buna bağlı yeni yolsuzluk kapılarının açılmasına imkan verilmemelidir.
  • KKTC’nin Rumlara teslimi anlamına gelen Annan Raporu kabul edilemez. Bizans hayali içinde siyasi militan yetiştiren, Heybeliada Ruhban Okulu açtırılamaz.
  • KKTC bağımsız egemen bir siyasi ve kültürel varlıktır.
  • Kıbrıs Türkleri, AB’ ye girmesi istenen tek Rum devleti içinde azınlık yapılamaz.
  • Kıbrıs konusunda Türkiye’nin garantörlüğünü kabul eden (1959-1960) tarihli Londra ve Zürih Antlaşmaları geçerliliğini korumalıdır.
  • KKTC’nin varolma mücadelesinde AB ve Rumlar tarafından desteklenen teslimiyetçiler değil, KKTC Cumhurbaşkanı Sayın Denktaş ve milli çizgide olanların arkasında olunmalıdır. KKTC de Rum kesimi ile beraber çalışan işbirlikçi, ihanet odaklarının tahrikleri; KKTC’de Yugoslav modeline benzer bir oyunu ve Miloseviç örneklerini çıkarabilmek içindir.
  • KKTC’yi AB yolunda engel görenler; Türkiye’nin önündeki engellerdir.

KARABAĞ VE KERKÜK

  • Ermenistan’ın dağlık Karabağ’daki ve Türkiye’ye yönelik iddiaları ve tarihi saptırma gayretleri ortadan kalkmadan, dış baskılarla Ermenistan’la ilişki kurulamaz.
  • Irak’ta Türkmen gerçeği göz ardı edilmemelidir. Eğer demokratik bir yapı ve insan haklarına saygı esas alınıyor ise; Türkmenler her alanda temsil edilmelidir.
  • Türkmenlerin, can ve mal güvenlikleri, özelikle teröre karşı olduklarını iddia edenler tarafından korunmalıdır.
  • Türkiye güneyindeki devlet ve otorite boşluğuna ilgisiz kalamaz. Türkiye’nin güvenliğini korumak için Türkiye’nin şartları kabul edilmesi halinde, askerimiz Kuzey Irak’a gidebilir.
  • Irak’a gönderilecek Türk askerleri, Amerikan komutası altına girmemelidir.
  • Kukla bir aşiret devleti oluşumuna müsaade edilemez. Bunun dolarla pazarlığı olamaz.
  • Irak’a gidişin bedeli gerektiği gibi karşılanmalı, teröre karşı mücadele ettiğini söyleyen ABD, PKK/KADEK adlı terör örgütünü dağıtmalı ve suçluları Türkiye’ye iade etmelidir.
  • Dış destekli bölücü terör hareketleri başarılı olamayınca; silahsız terör olan siyasallaştırma gündeme getirilmiştir.
  • Bölücü parti mensuplarının ve bölücülükten mahkum olanların AB baskısı ile serbest bırakılması için başlatılan kampanyaya karşı kamuoyu yaratılmalıdır.
  • Dünden ders alınmalı ve teröre yanlış teşhis konulmamalı, kararlılığımız sürdürülmelidir.
  • Bazı gazetelerde çıkan haberlerde, terör örgütü elebaşısı sanki bir parti lideriymiş gibi takdim edilmektedir. Terör örgütü liderinin açıklamalarının basın organlarımızca verilmesinde, en az BBC’de olduğu kadar milli duyarlılık gösterilmelidir.

YARGI VE TÜRKÇE

  • Hukuk düzenin korunması herkese fayda sağlayacağından, yargı bağımsız ve siyasi baskılardan uzak olmalıdır.
  • Herkesi Türkçe’ye saygıya davet ediyoruz. Yer ve kuruluş adlarındaki yabancılaşma engellenmelidir.
  • Küresel aydın bağımlılığın aracı olan, yabancı dille eğitim yanlışından bir an önce vazgeçilmelidir.
  • Türkiye’nin Türk Dünyası ile olan ilişkileri ve karşılıklı dayanışma içinde ve duygusallığı aşacak şekilde sürdürülmelidir.
  • Gençler küresel rekabete hazır yetiştirilmelidir.
  • Türkiye’nin yeri ve vizyonu yeniden tarif edilmeli, buna uygun yapılar oluşturulmalıdır.
  • Bozulan gelir dağılımı ve işsizliğin, yoksullaşmanın önlenmesi için acil tedbirler alınmalıdır.
  • Yerli sanayici ve üretici desteklenmeli, siyasi sonuçlar da doğuran ekonomik işgal önlenmelidir.
  • Türk tarımı yabancıların insafına terk edilemez. Tütün dahil tarım ürünlerimizin ekimini sınırlandırılması ve yasaklanması işsizliği arttıracak; şehir bölgelerine sorunlu tarımsal aileler çekecektir. TEKEL ve benzerlerinin özelleştirilmesinde takip edilen yol yanlıştır. TEKEL içerinden ve dışarıdan bazılarına peşkeş çekilmemelidir.
  • Türkiye e-devlet projesini bir an önce hayata geçirmeli, böylelikle vatandaşına sürekli bürokratik engeller çıkartan yapıdan, vatandaşını mutlu eden yapıya süratle geçilmelidir.
  • Türk milletinin taşınır ve taşınmaz kültür varlıkları, çağımızın en uygun iletişim organlarından olan Internet’te dünyaya en çok kullanılan dillerle tanıtılmalıdır.
  • YÖK konusunda ikili kamplaşma ve siyasi malzeme olmaktan çıkarılarak kalite ve verimliliği arttırıcı uzlaşma sağlayıcı bir sonuca gidilmelidir.

AYDINLAR OCAĞI DERNEKLERİ

Şuraya Katılan Kocaeli Aydınlar Ocağı Heyeti

  • Nursel – Zeynep Gökçen – Ahsen Okyar
  • Arife – Hamit Akbulut
  • Ayten – İlknur – Ali Kahraman
  • Rukiye – Ali Göktürk
  • Şükran – Yüksel Özdemir
  • Hasan Ayaz / Hasan Baltacı
  • Kenan Yılmaz / Av. Necdet Kozan
  • Orhan Çakar

Sitede yer alan her türlü yazı, şiir, karikatür vb. eserlerden, eser sahibi sorumludur. Kocaeli Aydınlar Ocağı'nın resmi görüşü olarak değerlendirilemez.