GÜNÜN SÖZÜ

İnsan da ağaç gibi yükselmek istediği nisbette kökünü derine salmalıdır. Fredrik Nietzce

17 Kasım 2019 02:46 Hepsini Gör

YAZARLAR

M. Şefik Postalcıoğlu Dosyası

Anasayfa » Aydın Gözüyle » Güncel » Yrd.Doç.Dr. Zülfikar ÖZKAN » Uyanış Yolculuğu

Uyanış Yolculuğu
Tarih: 22 Kasım 2009 Yazar: Yrd.Doç.Dr. Zülfikar ÖZKAN-Akademisyen, Yazar Kategori: Güncel

Uyanış Yolculuğu

Bir çok insanlar biliriz ki hep para,  hep başarı, hep şehvet, hep şöhret peşinde koşar. Sonra bunların hepsine sahip olur. Ama o anda aradığı şeyi bulamadığını fark eder. Duygusal, fiziksel, zihinsel ve ruhsal bakımdan açlık içindedir. Orta yaşlara geldiğinde dengesiz hayat yüzünden stres yükü altında ezildiğini anlar. Espri anlayışını da yitirmiştir, artık gülmez olur...

Yapılan araştırmalar göre küçük yaşlarda günde 350 kere gülüyoruz. 30 yaşından sonra ise bu sayı 50'ye düşüyor. Hevesli ruh hali de kaybolmuş... Hayatın amacını ve anlamını da fark edememiş.. Demek ki kişinin hayatının derinlerinde ruhsal bir çöküş başlamak üzere... Artık bu durumdaki insan  kendini büyük bir boşlukta hisseder.

Mutluluğun sırrı, kişinin yapmayı gerçekten istediği şeyin ne olduğunu bulması ve sonra enerjisini bunu yapmaya yönlendirmesidir. Kişi zihin gücün ve enerjisini sevdiği bir iş üzerinde yoğunlaştırdığında hayatına zenginlik dolar. Victor Frankl diyor ki "Mutluluk, kişinin kendini büyük bir amaca adamasının yan etkisi olarak meydana gelir. Mutluluk ve başarının peşinden koşarak mutlu ve başarılı olamayız."  Dünyamızın canlanması için yaşama amacımızın ne olduğunu bulmamız gerekir. Yaşama amacını bilen bir kimse boşuna zaman harcamaz, her sabah büyük bir enerji ve hevesle uyanır. O zaman çok daha verimli ve olur. Zihinsel gücünü değersiz düşüncelerle harcamaz. Kaygı, endişe düşünce alışkanlığı da kendiliğinden silinir. Bu muhteşem bir duygudur.   

İşte kişi hayatının iyi gitmediğini bir kere fark ettiğinde yeni seçimler yapabilir. Bu seçimler olumlu değişiklikler getirir. Kendini incelemeye başlar. Kendini uyandıracak sorular sorar. İşte o sorulardan bazıları:  "Niçin buradayım?" "Nereye gidiyorum?" "Oraya gidişimin önemli bir sebebi var mı?" "Hayatın bana verdiği hediyelerden en iyi şekilde faydalanabiliyor muyum?" Bu sorular kişiyi kendi değerlerine, kendi inançlarına ve kendi yüreğinin sesine götürür. Bu süreçteki insan uyanır,  seçim noktasına gelir ve o andan sonraki hayatının nasıl olması gerektiğinin planlarını yapar. 

Uyandıktan sonra şöyle düşünür: "Kendime yapacağın yatırım en iyi yatırımdır. Bu yatırım yalnız benim değil, çevremdekilerin de hayatını iyileştirecektir. Yapacağım zihinsel, bedensel, ruhsal ve duygusal çalışmalar enerjimi artıracak ve dengemi sağlayacak. Böylece  daha genç ve mutlu görünüşüm olacak"

Bazı kitaplar, zihnimizi uyandırarak en yüksek hayat seviyesine ulaşacağımızı söylüyor.  Bunun için de çok kitap okumamızı, daha çok şey öğrenip  düşünce kalitemizi yenilememizi tavsiye ediyorlar. Düşüncelerimizi değiştirince hayatımızın değişeceğini söylüyorlar. Ama zihni uyandırmak bütünlüğe ulaşmanın sadece % 25'i... Zihnimizi elbette  uyandırmamız gerekir. Bununla birlikte asıl olan bütünlüğü sağlamaktır. Bütünlüğü sağlamak için, zihnimizi, bedenimizi, duygularımızı ve ruhumuzu uyandırmamız şarttır.  Yani insanın dört muhteşem parçadan meydana geldiğini unutmamalıyız.

İnsanların  kendilerini işlerine ne kadar vereceklerini, tabiatlarının bu dört boyutunu birden ne kadar kullanabildikleri tayin eder. İnsan tabiatının bu dört parçasından herhangi birini ihmal ederseniz, onu bir nesneye dönüştürmüş olursunuz.

Özgürlük, kişinin hayatını kendi istediği şekilde sürdürmesidir. Dünyanın en özgür insanları iç huzuru içinde yaşayanlardır. Antik Filozof Epiktetos diyor ki: "Kendi efendin olmadıkça özgür olamazsın."

Şimdi bu dört uyanış boyutundan zihinsel boyuta bir göz atalım. Diğer boyutları ayrı bir çalışmada sunabiliriz.

Birinci uyanış, zihnimizi uyandırmaktır. Birinci uyanış okumayla, bilgiyle, öğrenmeyle, hayal etmeyle, planlamayla, yazmayla ve önündeki seçeneklerin farkına varmakla ilgilidir. Victor Hugo diyor ki "Zamanı gelmiş fikir kadar güçlü hiçbir şey yoktur." Zihin ihmal edildiğinde, bedenin kendisi de  acı çekecektir. Bir çok mesleğin yarı ömrü, sadece birkaç yıldır. Zihinsel gelişimi durdurursak, çağ dışı kalırız.  Bunun sonucunda kazanma kapasitemizi azaltır ve işimizi kaybedebiliriz. İşimizin kayıp olmasından beden acı çeker ve genç yaşta ölürüz. Öğrenmeyi bırakmanın ruh üzerindeki etkileri büyüktür. Öğrenmeyi bıraktığımız zaman vicdan önce uyuşur, sonra donuklaşır ve en sonunda da sessizleşir. Öğrenmeyi ve gelişmeyi bize söyleyen aslında vicdandır. Zihinsel gelişimi ihmal ettiğimiz zaman kalbimiz kararır. İnsanları tek tip görme ve etiketlenme tarafına döneriz. Çok dar kafalı bir insan oluruz.

Çoğu insan okulların resmi eğitiminden kurtulduktan sonra, zihninin köreltiyor. Artık okumuyor, yazmıyor, zamanını televizyon izleyerek geçiriyor. Bu Tv. Programlarının çoğu hayatımızı zenginleştirmiyor, kaliteli eğitim vermiyor, zamanımızın ve enerjimizin boşa harcanmasına sebep oluyor. Tv. İyi bir hizmetkar, ama kötü bir efendidir. Pembe dizi bağımlılığı veya belirli programı sürekli izlemek bir tür hastalık olarak kabul ediliyor.

Amacımızla bağdaşmayan Tv. Programları izleyecek yerde, amacımızla bağdaşan büyük edebiyat, sanat ve düşünce  eserlerini okuyabiliriz. Ayda bir kitap okuyarak  geçmişteki veya halen yaşayan üstün beyinlerin içine girebilir, onlarla konuşabiliriz. Ayrıca öğrendiklerimizi yazarak zihin  baltamızı bileyebiliriz.

 

22 Kasım 2009

Yazi ile ilgili görüş ve önerilerinizi zulfikarozkan@hotmail.com adresine gönderebilirsiniz.

Sitede yer alan her türlü yazı, şiir, karikatür vb. eserlerden, eser sahibi sorumludur. Kocaeli Aydınlar Ocağı'nın resmi görüşü olarak değerlendirilemez.