YAZARLAR

M. Şefik Postalcıoğlu Dosyası

GÜNCEL YAZARLAR

Muhsin BOZKURT

Cennetin Cenneti (4)...

Özcan PEHLİVANOĞLU

Türk Savaş Sanatı!...

Prof. Dr. Mustafa E. ERKAL

Davet Edilen Kriz...

Fikret Karatepe

Gör...

İdris TÜRKTEN

Şehitler...

Mustafa KÜPÇÜ

Fix’in Tuzağı!...

Prof.Dr. Hacı DURAN

Ahlak Hayatın Sanatıdır...

Mualla Yasdıman

Günçiçek/zaman (5)...

Akademisyen Karaçay Ahıskalı

Yağmacı Demokrasi...

Eğitimci, Şair ve Yazar Osman Oktay

Din Görevlilerinin Genel Kültür, Din ve Siyas...

Prf. Dr. Ahmet M. Gökçen

Faiz Tartışmaları...

Nesim YALVARICI

Vatan Elden Gidince!...

Mehmet Oğuzhan ALTUN

Putin ve Yeni Rus Oligarşisi...

Doç. Dr. Taner TATAR

Gibi...

Yrd. Doç. Dr. Banu GÜRER

Din ve Dünya (2)...

Anasayfa » Aydın Gözüyle » Güncel » İsmail OĞUL » Hicri 1431 - 1

Hicri 1431 - 1
Tarih: 17 Aralık 2009 Yazar: İsmail OĞUL-Eğitimci Kategori: Güncel

Hicri 1431 - 1

17 Aralık Perşembe 1431 nci hicri yılbaşı İslam âlemi ve tüm insanlık için hayırlara vesile olması dileğiyle
Bu yazımızda iki bölüm halinde hicret konusunu işlemeye çalışacağız.

Hicret: 622 yılında Müslümanların Mekke'den Medine'ye göç etmesidir.

Bu tarih aynı zamanda hicri takvimin başlangıcıdır.

Muhacir: Hicret eden Mekkeli Müslümanlara denir.

Ensar: Muhacirlere evlerini ve gönüllerini açan Medineli Müslümanlara denir.

Hicret vahşetten medeniyete,

Hicret benlikten bizliğe,

Hicret varlıktan yokluğa,

Hicret hanıma veda,

Hicret evlada kardeşe ana-baba ya veda,

Hicret mala, mülke, makam ve mevkie veda,

Hicret Mekke'ye veda...

Hicret  unutmak, bağlarını koparmak için değil özlemek ve tekrar gelmek için.

Hicret baskı ve zulümden kaçış değil, yasaksız bir dini hayata kavuşmak için,

Hulasa hicret ahreti dünyaya tercih eden bir anlayış...

Peygamberimizden kısa bir anekdot;

Peygamberimiz (sav) doğup büyüdüğü şehir olan Mekke'den ayrılırken devesini durdurdu, Mekke'ye baktı ve şöyle seslendi. "Vallahi sen Allah'ın yarattığı yerlerin en hayırlısı Allah katında en sevimli olanısın. Bana senden daha sevgili daha güzel yurt yoktur, çıkarılmamaya zorlanmamış olsaydım senden asla ayrılmaz, senden başka yerde yurt, yuva tutmazdım." Bunun üzerine Cenabı-Hak Resulullah (sav)'ı şöyle teselli etti...

Allah muhakkak ki seni tekrar Mekke'ye döndürecek ahrette de övülmüş bir makam olan en büyük şefaat makamına kavuşturacaktır.

Şimdi burada İslam ve hicret öncesi Mekke'nin ve Mekkelilerin sosyal şartlarını ve yaşantılarını uzun uzun anlatmayacağım.

Yalnız vahşetten medeniyete ifadesini bir iki misal ile açıklamaya çalışacağım.

Kız çocukları diri diri mezara gömmek vahşet mi yoksa medeniyet midir?

Müslüman oldukları için yorulana kadar kız kardeşini ve eniştesini dövmek hangi gruba girer.

Sizin gibi düşünmeyenleri öldürmeye gitmek, farklı inanç ve düşüncelere hayat hakkı tanımamak sizce nasıl tanımlanır.

İslam güneşi Mekke'de doğmaya başladıktan sonra ışıktan rahatsız olan yarasalar Müslümanları rahatsız ettiler çokça eziyet ettiler. Eziyet ne kelime Sümeyye ve Yasir gibilerini kol ve bacaklarından develere bağlayarak ters tarafa hareket ettirmek suretiyle şehit ettiler.

Amerika ve İsrail'in bugün Irak, Afganistan, Filistin de Çin'in Doğu Türkistan'da Müslümanları şehit ettikleri gibi.

Müslümanları bugün nasıl bombalarla parçalıyorlarsa o gün de develerle parçalıyorlardı. Aradan asırlar geçse de nede olsa "Küfür tek millettir."

Zihniyet hiç değişmedi, değişmeyecektir.

Hicrete izin veren ayet gelince Müslümanlar birer ikişerli gruplar halinde gizlice Medine'ye doğru yola çıkıyorlardı.

Yalnız burada Hz. Ömer (r.a)'a bir atıf yapmak gerekir.

Müslümanlar gizlice Mekke'yi terk ederken o müşriklere şöyle sesleniyordu.

"Ben Medine'ye hicret ediyorum içinizden kim karısını dul, çocuklarını yetim bırakmak istiyorsa beni takip etsin."

Müslüman olmadan önce kızını diri diri toprağa gömen, Müslüman oldukları için kız kardeşini ve eniştesini öldüresiye döven Peygamberi öldürmeye giden bir Ömer ile Müslüman olduktan sonra adaleti ile dünyaya ün salan Hz. Ömer'i kıyasladığınız zaman vahşet ile medeniyet daha net anlaşılmış olur.

Dünya tarihinde Hz. Ömer kadar adaleti ile ün salan ikinci bir isim var mıdır?

Müslümanlar Mekke'yi terk ederken müşriklere karşı adeta şöyle sesleniyorlardı:

Lanet olsun düşün yakamızdan evimiz, ocağımız, malımız, mülkümüz sizin olsun.

Alın başınıza çalın, gözünüze sokun, bırakın bizi gidelim.

Normal mantıkla baktığımız zaman düşmanınız hiç bir şeyini  satıp savmamış her şeyi size bırakmış gitmiş, arkasından kovalamak, gittiği yerde onu rahatsız etmek medeni insanlara yakışır mı?

Gel gör ki Müslümanların Mekke'yi terk etmeleri müşriklere kesmemişti

Onlar "Sizin Medine'ye gitmeniz yetmeeeez, size orada da huzur yok, sade huzur mu hayat hakkı da yok bizim rahat olmamız için sizin ölmeniz, yok olmanız gerekir." Düşüncesiyle hicretten bir sene sonra bir ordu ile Medine'ye yürüdüler.

Pardon Müslümanlar onlara ne yapmışlardı?

Yâda bu soruyu şöyle soralım.

 Irak ve Afgan halkı coni lere

 Filistinliler Siyonistlere

Doğu Türkistanlılar Çin lilere ne yaptılar da bu zulmü ve ölümü hak ettiler?

Sizce o günkü zihniyetle bu günkü zihniyet arasında bir fark var mı? bu soruya verilecek makul bir cevap olabilir mi?

Dünün komşuları, arkadaşları, amca-yeğen, baba-oğul hepsi Mekkeli hepsi Arap neden biri diğerine (zalimler müslümanlara) hayat hakkı tanımak istemiyor?                    Devamı var.

17 Aralık 2009

Yazi ile ilgili görüş ve önerilerinizi ismailogul@gmail.com adresine gönderebilirsiniz.

Bütün Yazıları

Sitede yer alan her türlü yazı, şiir, karikatür vb. eserlerden, eser sahibi sorumludur. Kocaeli Aydınlar Ocağı'nın resmi görüşü olarak değerlendirilemez.

Akça Koca Kültür Platformu