GÜNÜN SÖZÜ

Yatan aslandan gezen tilki yeğdir. Türk Atasözü

06 Aralık 2019 06:31 Hepsini Gör

YAZARLAR

M. Şefik Postalcıoğlu Dosyası

Anasayfa » Aydın Gözüyle » Güncel » Ruhittin SÖNMEZ » Meral Akşener ve Türk Milliyetçiliği Vizyonu

Meral Akşener ve Türk Milliyetçiliği Vizyonu
Tarih: 26 Ekim 2010 Yazar: Ruhittin SÖNMEZ-Kimya Yüksek Müh. - Avukat Kategori: Güncel

Meral Akşener ve Türk Milliyetçiliği Vizyonu

Dr. Meral Akşener Kocaeli'nin yetiştirdiği önemli bir siyasetçi. Eski İçişleri Bakanlarımızdan olan Akşener, bugün TBMM'nin kıdemli milletvekillerinden biri olup, aynı zamanda TBMM Başkanvekilliği görevini de yürütüyor. Benim için O, sadece başarılı bir politikacıdan ibaret değil. Siyasete girmesinden çok önce tanıştığımız Meral Hanım, 30 senedir aile dostum, kardeşim.

Bu kardeşçe münasebetimiz O'nun siyasi çizgisinden bağımsız, şahsi beklentilerden uzak, bir ideal ve ortak değerlerin paylaşıldığı gönül beraberliği şeklinde süregeldi. Bu bakımdan aşağıdaki değerlendirmelerimi de olabildiğince tarafsız bir gözlemle aktarmaya çalışacağım.

Meral Akşener'in yetişmesinde (kendisinin sıklıkla ifade ettiği gibi) Kocaeli Aydınlar Ocağı'nın katkısı büyüktür. Bu bakımdan Meral Hanım, Sinop Aydınlar Ocağı'nın ev sahipliğinde düzenlenen Aydınlar Ocakları 35. Şurasına davet edildiğinde tereddütsüz kabul etmiş.

Sinop'ta yapılan Şura'nın halka açık toplantısında konuşan Akşener, Türk Milliyetçisi olduğunu düşünen herkese yeni ufuklar açan ve etnik milliyetçiliğe karşı Türk Milliyetçiliğinin birleştirici teorik temelleri ile bu temelleri atan büyük fikir adamlarının görüşlerini özetleyen önemli bir konuşma yaptı. Bu konuşmasından aldığım notlardan önce, bazı gözlemlerimi aktarmak istiyorum.

Hitabet tekniği açısından Meral Hanım'ın, ülkemizin yetiştirdiği önemli siyasetçi hatipler arasında yer aldığı kanaatindeyim.

Konuşmayı dinleyenlerde heyecan ve düşünce derinliğini harmanlayan içeriği ve akıcı üslubu; Türkçeyi arı duru kullanması, kelime ve kavramları kullanırken mükemmel vurguları, diksiyonu; dinleyicilerle iletişimi sağlayan göz teması ve beden dilini ustaca kullanması iyi bir hatip olduğunun göstergeleri idi. Ancak iyi hatiplik hitabet tekniklerini iyi kullanmaktan ibaret değildir. Dinleyiciye bilgi yanında, duygularını da iyi aktarabilmektir. Meral Hanım siyasetten önceki tabii halini, içtenliğini koruyarak ve yansıtarak bunu başarabiliyor.

Programdan sonra Sinop'u gezerken tesadüfen girdiğim bakkaliyenin sahibi bir genç adam ile sohbet ederken, Meral Hanım'ın yaptığı konuşmayı dinlediğini ve çok etkilendiğini öğrendim. Büyük bir heyecan içinde "demek ki insan boşa milletvekili seçilmiyor, haybeden İçişleri Bakanı, TBMM Başkanvekili olmuyormuş. Bizim bunun gibi politikacılara ihtiyacımız var. Ben bu hanımefendinin Türkiye'nin kaderini etkileyen çok daha önemli görevlerde olmasını istiyorum" diye anlattı.

Manisa'dan gelen bir Aydınlar Ocağı mensubu da Meral Hanım'a "sizin TBMM Başkanvekilliğinde bulunmanız yerine halka bu tür konuşmaları daha çok yapacak ve aydınlatma imkânı verecek görevlerde bulunmanızın daha faydalı olacağına inanıyorum" dedi. Belli ki bu vatandaşımız, bütün TV ve gazetelerde karşımıza çıkan ve kamuoyunu oluşturan mahut 50-60 kişinin yarattığı havayı dağıtacak Meral Hanımlara ihtiyaç duymaktaydı.

"MHP Milletvekili sıfatıyla değil, tarihçi şapkasıyla ve biraz da TBMM Başkanvekili sıfatıyla" konuşan Meral Akşener'in konuşmasından bazı notları dikkatinize sunuyorum:

  • Ø Ben Aydınlar Ocağı'ndan tavizsiz milliyetçiliği, her şartta eyyamcılığa izin vermeyen, bilime, dürüstlüğe dayalı tavır almayı öğrendim.
  • Ø Türk Milliyetçiliğinin fikir babası Ziya Gökalp'i bugünün şartlarında tekrar okudum. Ziya Gökalp'in millet tarifi ırk, kafatası, kan birliğine dayanmaz. Düşüncesinin temeli bilimsel usullerle oluşturulmuştur. Milleti belirleyen esaslar, ortak acılar, hatıralar, sevinçlerdir.
  • Ø Türk Milliyetçiliği fikriyatının diğer önemli ismi Prof. Dr. Mümtaz Turhan'ın, (o yıllarda birbirleriyle coğrafi engeller ve ulaşım yetersizliği sebebiyle kopukluk yaşayan yerleşim yerlerindeki vatandaşlarımızın yakınlaşması, kültür birliğinin sağlanması/ korunması için ve de verimliliğin artışı için ortaya koyduğu) "Tarım Kentleri" projesinin iki ayağı vardı: a) Verimliliğin artışı, b) Demokrasi.

Türk milliyetçileri bu kavramları Türkiye'de ilk dile getirenler olduğu halde verimlilik kavramını ekonomide yabancılaşmayı savunanlara, demokrasiyi ise bölücülere kaptırmış gözüküyor. Bu kavramları Türk milliyetçileri asli manaları ile kullanıp, savunmak mecburiyetindedir.

  • Ø Türk Milliyetçiliğinin diğer önemli ismi Prof. Dr. Erol Güngör ise, Türk ile Müslüman'ı ayrıştırmak isteyenlere karşı şu tezi savundu: "Türk milletindenim, İslam ümmetindenim." Çünkü (mesela bir Avrupa ülkesinde) bir Arap'a "Müslüman mısın, Hıristiyan mısın?" sorusu sorulabilir. Ancak bir Türk'e "Müslüman mısın, Hıristiyan mısın?" sorusu sorulmaz.

Erol Güngör ayrıca "Demokrasi" ve "Sanayileşme" kavramlarına ağırlık vermiştir. Sanayi devrimi sonrası bugün gelinen "ileri teknoloji"yi çağrıştıran bir sanayileşme kavramı ile "demokrasi" kavramının yorumlandığı görüşlere bugün de çok muhtacız.

  • Ø Demokrasi her isteyenin istediğini yapabildiği rejim değildir. Demokrasi çoğunluğun her istediğini yapabildiği bir rejim de değildir. Rızalılık (toplumsal vicdan, toplumsal mutabakat) ile meşruiyet sağlanabilir. Çoğunluğun denetlenmesi gerekir. Bu tartışmaların yapıldığı günümüzde Nurettin Topçu'nun "sivil itaatsizlik" kavramını anlamak ve anlatmak mecburiyetindeyiz.
  • Ø Türk Milliyetçileri bu tür kavramları Ziya Gökalp, Mümtaz Turhan, Erol Güngör'ler çizgisinde açıklamalı, bugünün üslubu ve kavramlarıyla zenginleştirerek milliyetçi siyasetçilerin yolunu açmalıdır.
  • Ø "Darbe yanlısı mısın, demokrasi yanlısı mısın?" sorusu yanlıştır.
  • Ø Hükümetin "Kürt açılımı" diye başlayıp, teröristle müzakere noktasına gelmesi üzücüdür. "Beni teröristbaşı ile görüştü diyen şerefsizdir" dedikten sonra, devlet görüşüyor diyerek İmralı'ya üst düzey devlet görevlilerini gönderip, müzakere ederseniz bu dürüstlüğe aykırı olur. Siyasetçi, devlet adamı dürüst ve şeffaf olmalıdır.
  • Ø Fakirleştirme ve "öğrenilmiş çaresizliğe" sürükleme, hükümetin oy kaybetmemesini sağlayan gayrı ahlaki bir politikası durumundadır.
  • Ø İtaatkâr millet, itaatkâr muhalefet yaratmaya çalışan iktidarın, halkımızın "sivil itaatsizlik" noktasına gelmesinden çekinmesi gerekir.

Dr. Meral Akşener, sohbetinde, sadece tarih hocası olduğu yıllarda, birkaç ailenin iştirak ettiği ev sohbetlerinde hepimizin birer konuda hazırlanıp, tartıştığımız günlerden bahsetti. Seçilen özel konular güncel siyasetten ziyade, "terör ve ayrılıkçılığın geleceği" gibi spesifik konular olabiliyordu. Bunların yanında, ekonomik, dini, edebi konularda beyin fırtınası yaptığımız bu sohbetler, bazen de şiir ve musiki ile renklendirilirdi.

Bu sohbetlerin Meral Hanım'ını, bugünkü vizyonu ile izlemek ve vatandaşın gönlündeki seçkin yerini görmek beni mutlu ediyor.

26 Ekim 2010

Yazi ile ilgili görüş ve önerilerinizi rsonmez@gmail.com adresine gönderebilirsiniz.

Bütün Yazıları

Sitede yer alan her türlü yazı, şiir, karikatür vb. eserlerden, eser sahibi sorumludur. Kocaeli Aydınlar Ocağı'nın resmi görüşü olarak değerlendirilemez.