GÜNÜN SÖZÜ

İnsan da ağaç gibi yükselmek istediği nisbette kökünü derine salmalıdır. Fredrik Nietzce

17 Kasım 2019 02:19 Hepsini Gör

YAZARLAR

M. Şefik Postalcıoğlu Dosyası

Anasayfa » Aydın Gözüyle » Güncel » Yrd.Doç.Dr. Zülfikar ÖZKAN » Bağışlamanın Gücü

Bağışlamanın Gücü
Tarih: 04 Şubat 2011 Yazar: Yrd.Doç.Dr. Zülfikar ÖZKAN-Akademisyen, Yazar Kategori: Güncel

Bağışlamanın Gücü

Bağışlamayı öğrenmek, hayatımızı, fiziksel ve ruhsal sağlığımızı geliştirmek için atacağımız adımların en önemlisidir. Bağışlamak, başkalarına değil, kendimize sunduğumuz bir hediyedir. Bağışlamak ruhumuzu canlandırır, kendimizi daha mutlu hissetmemizi sağlar ve düşüncelerimizi aydınlatır. Affetmekle öfke ve dargınlıkların yükünden kurtuluruz.

Hatırlamak, o anı tekrar yaşamaktır. İnsan bir olayı hatırlarken aynı zamanda bu olayla ilgili duyguları da  tekrar su üstüne çıkar. Kişi hatırlayarak eskide kalmış bir olayı tekrar yaşar. Bunu o ferdin yüz ifadesinden anlayabiliriz.

Sevmenin tersi nefret etmek değil, ilgisiz kalmaktır. Sevgi ve nefret ikiz kardeşlerdir. Hayatta en çok kızdığımız insanlar, aynı zamanda en çok sevdiklerimizdir. Sevdiklerimize duyduğumuz öfkeyi ateşleyen, onlara olan düşkünlüğümüzdür. Kayıtsızlık ise, tüm sevgi, hayranlık ve bağlılık duyguları ile birlikte dokunduğu başka her türlü duyguyu yutup yok eden bir kara delik gibidir (Joe Mathews, Hayatın Anlamı Projesi, Kuraldışı yayınları, s. 119).

Nefret, bizi biriyle, bir olayla, bir grupla, geçmişten bir şeyle iletişim içinde tutar. Nefret etmede karşımızdaki fertle şöyle veya böyle konuşuruz. Nefretin olduğu yerde, iletişim ve birliktelik vardır. Eğer saldırgandan nefret  etmeye devam ederseniz, onunla iletişim içinde kalırsınız. Devamlı nefret, kötü bir fikirdir ve size hizmet etmez. Size kötülük yapan fertlerle bağınızı koparmanız  en iyi bir davranıştır (Edward M. Hallowal, Affetmek Üzerine, Dharma Yayınları, s. 163).

Çok yakın bir arkadaşınız sizi terk edebilir. Bu terk edilmeyi, kendiniz üzerinde çalışmak için bir fırsat olarak görebilirsiniz. Sahip olduğunuz sağlıklı ilişkileri güçlendirmeye çalışabilirsiniz. Ailenizle, arkadaşlarınızla, ilgilendiğiniz gruplarla, hatta beslediğiniz hayvanlarla  ... ilişkilerinizi zenginleştirmenin keyfini yaşayabilirsiniz.

Bilimsel çalışmalar, kızgın, dargın insanların kendiliğinden bağışlayan insanlara göre daha sık kalp krizi geçirdiklerini  gösteriyor.  İçlerinde  öfke ve  dargınlık barındıran insanlar kendini kaybetmeye daha yatkın ve şiddete karşı daha eğilimlidir. Alkol ve ilaç kullanma ihtimalleri daha fazladır. Uzun süreli  pozitif insan ilişkileri  kurmada ise daha beceriksizdirler (Hallowal, s. 46).

En şiddetli tartışmalar, iki kişinin de "haklı"  olduğu tartışmalardır. Bu sebeple haklı olma isteğini hiç bir şeyin üzerine koymamalıyız. İçimizdeki öfke  parazitlerini yakalayıp onları  emdiği şeyden,  kalbimizin duvarlarından  çekip atabiliriz. Tedavinin yolu affetmeden geçer, intikamdan değil.  Affederek parazitlerin besinlerini keseriz ve artık onların  solmasını ve yavaşça ölmesini izleyebiliriz.

Konfüçyüs diyor ki: " İntikam için yola çıkarken, işe iki mezar kazarak başla."

Pek çok anne- baba çocuklarına değerli  aile yadiğârlarının yanında, kendi anne babalarından aldıkları dargınlıkları da miras bırakır. Oysa çoçuklara intikamı değil, affetmeyi öğretmeliyiz. Çocuklarda intikam alma  yeteneği kendiliğinden gelişir, ama  affetme yeteneği gelişmez. Affetmeyi öğrenmek, okuma ve matematik öğretme kadar önemlidir. Çocuk, affetmeyi babasının hayatına bakarak ve o hayatı örnek alarak öğrenebilir (Hallowall, s. 107).

İnsanları değiştirmeye kalkmak enerji kaybıdır. Yapabileceğimiz tek şey onlara örnek olmaktır. Hayatımızdaki insanlar bizim aynamızdır. Birinde sevmediğimiz bir şey varsa, bu genellikle kendimizde sevmediğimiz aynı özelliğin yansımasıdır. Belki de o insan, dengelemeye ihtiyaç duyduğumuz bir özelliğin tam karşıtını  yansıtmaktadır. Eğer temizlik takıntınız varsa ve hayatınıza serseri kılıklı umursamaz birini çekmişseniz, o insan bir parça rahatlayıp gevşemenize yardım etmek için  oradadır.

İnsanların sevilmeye, kabul edilmeye ve değerli olduklarını hissetmeye ihtiyaçları vardır (Talane Miadener,  Yaşam Koçluğu, s. 218).

Bağışlamak için yapmamız gereken, kendimizdeki ve diğer insanlardaki  en iyi özellikleri aramaktır. Bu yola girdiğimizde,  bağışlamayı da harekete geçirmiş oluruz.

Bağışlamak,  birine karşı öfke ve dargınlıktan vazgeçmektir. Affetmek nefreti geçersiz kılar ve nefretin bizi yönetmesine izin vermez.

 

04 Şubat 2011

Yazi ile ilgili görüş ve önerilerinizi zulfikarozkan@hotmail.com adresine gönderebilirsiniz.

Sitede yer alan her türlü yazı, şiir, karikatür vb. eserlerden, eser sahibi sorumludur. Kocaeli Aydınlar Ocağı'nın resmi görüşü olarak değerlendirilemez.