GÜNÜN SÖZÜ

Dereyi, tepeyi sel bilir; iyiyi kötüyü el bilir. Türk Atasözü

 

 

22 Ekim 2019 16:49 Hepsini Gör

YAZARLAR

M. Şefik Postalcıoğlu Dosyası

Anasayfa » Aydın Gözüyle » Güncel » Ruhittin SÖNMEZ » Aslan Koyuncu da Hakka Yürüdü

Aslan Koyuncu da Hakka Yürüdü
Tarih: 22 Kasım 2011 Yazar: Ruhittin SÖNMEZ-Kimya Yüksek Müh. - Avukat Kategori: Güncel

Aslan Koyuncu da Hakka Yürüdü

Bir telefon mesajıyla gelen sarsıcı haber: " Gönüldaşımız ve Kocaeli Gazetesi yazarı Aslan Koyuncu ağır bir ameliyat geçirmiş olup dualarınızı beklemektedir."

Ertesi gün hastanede yoğun bakımın kapısında eşi Nurten Hanım'ın endişeli, yorgun ve üzgün hali... Moral verme gayretlerimiz... Yarım saat sonra, doktoruyla görüşmemizde aldığımız bilgilerle artan endişemiz... "Allah'tan ümit kesilmez" tesellisiyle Aslan Bey'i göremeden ayrılış...

Hastane ziyaretimizden birkaç gün sonra bu defa vefat haberini aldığımız Aslan Bey, çok kalabalık bir sevenler topluluğu tarafından Fevziye Camiinde kılınan cenaze namazından sonra Körfez Kabristanında toprağa verildi. Dualarla, gönülden helallikler verilerek ebediyete uğurlandı. Mekânı Cennet olsun.

****

Demokrat Kocaeli Gazetesinden Mevlüt Soysal, "Aslan Koyuncu'nun Ardından" yazdığı yazıda anlattıkları ile duygularıma tercüman olmuş:

"Aslan Koyuncu, vatanı-milleti gününün 24 saatinde içselleştirmiş ve de yaşanan güzellikler gözlerini parlatacak, yaşanan sıkıntılar da boynunu eğdirecek derecede farklı algılardı... Saygı duyardım..."

"Ve de Aslan Koyuncu ile özdeşleşen bir isim vardı Kocaeli'de... O da Nihat Gürer...

Gürer için şunları yazmıştım geçtiğimiz aylarda:

İster sağdan, isterse de soldan olsun; 80 öncesinin siyaset ortamının belirleyicileri arasında olup, bugün hala davasından kopmamış insanlara sevgi, saygı ve hayranlıkla bakarım.

Yozlaşan kentte, yozlaşan ülkede ve yozlaşan dünyada, ideolojilerin ve davaların ikinci plana atılıp bireysel gelecek savaşlarının ön sıraya oturtulduğu bu yıllarda, Gürer gibilerinin o 'saf dava tutkusu' hoşuma gider benim...

Anlatmasına gerek yoktur Gürer gibilerin birçok şeyi...

Konuşmadan durduğunda dahi, inandığı değerlere olan sadakatini anlarsınız."

Ve de şimdi, "Bu pasajdaki Nihat Gürer ismini çıkartıp, yerine Aslan Koyuncu'yu yerleştirin" diyorum.

Çünkü aynıydı ikisi de... İnançları, davaları aynıydı.

MHP ve ülkücü hareket için çok özel isimdi ikisi de..."

****

Bazı insanlar doğuştan liderlik özellikleri taşır. Bulundukları imkânlar ve sosyal şartların üstünde bir etki alanı yaratırlar. Belki yüksek tahsil yapmamıştır yani bir konuda uzmanlık bilgilerine sahip değildirler. Ancak çeşitli kaynaklardan okumak, tecrübeleri ışığında okuduklarından analiz ve sentezler yapmak suretiyle kendi kendilerini yetiştirmişlerdir.

Böyle kendi kendilerini geliştirip "aydın" olan kişilere "otodidakt" denilmekte.

Onlar bilgilerini ve tecrübelerini kendine saklamaz. Söyler, anlatır, tartışır, yazar ve çevresine sadece bilgi vermekle kalmaz yepyeni ufuklar açılmasına sebep olur.

Aslan Koyuncu işte bu türden bir adamdı. Bulunduğu bir mecliste hangi kültür seviyesinden, hangi makam ve mevkiden insanlar olursa olsun herkese söyleyecek sözü olan, sözünü dinleten ve sohbetin seyrini etkileyen, yönlendiren kişi olurdu. Ses tonu ve konuşmasında kelimelere yaptığı vurgular karizmatik havasını pekiştirir, O'nun sözünü kesemez, dikkatle dinleme mecburiyetinde kalırdınız.

Büyük tecrübe birikimi, çok geniş kesimlerden insanlar tanımış olması ve okumaya, düşünmeye ve yazmaya olan hevesi ile hem kendini ve hem de çevresini aydınlattı. Olaylara herkesin baktığının dışında farklı pencerelerden bakabilen geniş bir görüş perspektifi vardı.

Aslan Koyuncu ve Nihat Gürer'in her ikisini de tanıyan, dostluklarından şeref duyduğum, ağabeyim bildiğim bu iki değerli insan arasındaki benzeşme sadece dava adamlığı ve inançlarından ibaret değildir. Onlar farklı iki mizaç, farklı iki karakterde insan olmalarına rağmen liderlik vasıfları, otodidakt aydın olmaları, karizmaları ve yarattıkları etki alanı itibariyle çok benzeşen iki isimdir.

Şahsıma gösterdikleri saygı ve sevgiden mutlu olduğum bu iki dava ve gönül adamının hem kişiliklerine ve hem de yarattıkları etki alanına saygı duymamak imkânsızdır. Aslan Koyuncu'dan "toplumların formatlanması / aksiyoloji" konusunu dinlerken de; Nihat Gürer'den S. Huntington, Z. Brzezinski'nin görüşlerini de içine alan stratejik analizleri dinlerken de onların geniş ufuklarına, öğrenme, anlama ve anlatma heyecan ve şevklerine gıpta ile bakarsınız.

Her ikisi de konuşmayı ve anlatmayı çok sevdikleri halde Aslan Bey köşe yazısı ve şiir yazmaktan da hoşlanırken, Nihat Bey yazmak konusunda nedense isteksizdir.

Bir ortak noktaları da maalesef her ikisinin de sigara bağımlılığıdır. Azim ve iradelerine hayran olduğum bu ikilinin bu zaaflarını bir türlü onlara yakıştıramadım. Kapalı toplantılarda sigara içmelerine karşı çıkabilen tek kişi genellikle ben olabilirim. Bu güne kadar hep samimiyetimize sığınarak yaptığım, "lütfen sigara içmeyin ya da dışarıda için" tarzı, müdahalelerimi her ikisi de hoşgörü ile karşıladılar.

*****

Aslan Bey'le tanışmamız çok eskilere dayanmakla beraber en yakın olduğumuz dönem Kocaeli TV'de Yönetim Kurulu Başkanı olduğu sırada oldu.

2001 yılında bana bir program yapmam ve sunmam konusunda yaptığı teklifini de, programın adının "Geniş Açı" olmasına dair düşüncesini de olumlu karşılamıştım. On ay boyunca her hafta ortalama 2 saat süren programımda çok değerli ilim, fikir, siyaset ve iş adamıyla Kocaelilileri buluşturmuştuk.

Programların öncesinde ve sonrasında, misafirler ile birlikte Aslan Bey'in de katıldığı uzun sohbetlerimiz olurdu. Mesela merhum mütefekkir Durmuş Hocaoğlu ve Aslan Bey'le yaptığımız ve yemekte de devam eden sohbetin lezzetini ve bereketini unutamam.

*****

O, "baki kalan kubbede bir hoş sadâ bırakarak" Hakk'a yürüdü. O'nun gülümseyen gözlerle kucaklamasını ve sohbetlerini hep özleyeceğim.

Aslan Bey'e Allah'tan rahmet; yakınlarına, sevenlerine sabır ve başsağlığı diliyorum.

22 Kasım 2011

Yazi ile ilgili görüş ve önerilerinizi rsonmez@gmail.com adresine gönderebilirsiniz.

Bütün Yazıları

Sitede yer alan her türlü yazı, şiir, karikatür vb. eserlerden, eser sahibi sorumludur. Kocaeli Aydınlar Ocağı'nın resmi görüşü olarak değerlendirilemez.