GÜNÜN SÖZÜ

Alaca karanlıklar, doğacak fecrin habercisidir. (Cemil Meriç)

25 Ekim 2014 15:36 Hepsini Gör

YAZARLAR

M. Şefik Postalcıoğlu Dosyası

Anasayfa » Aydın Gözüyle » Güncel » Yrd. Doç. Dr. Banu GÜRER » Aile, Eğitim ve Toplum

Aile, Eğitim ve Toplum
Tarih: 11 Aralık 2007 Yazar: Yrd. Doç. Dr. Banu GÜRER-Akademisyen Kategori: Güncel

Aile, Eğitim ve Toplum

Toplumsal değişimin pek çok dinamikleri mevcuttur. Bu dinamikler genellikle birbirlerine etki ederek bir bütün halinde değişime sebep olurlar. Yani toplumsal değişimi bir tek nedenle açıklamak yeterli değildir.

Söz konusu noktadan hareketle Türkiye’de aile ve eğitim ilişkisinde gözlediğimiz ciddi değişimlere dikkat çekmek istiyorum. Zira bu alanlarda meydana gelen ve birbirlerini tetikleyen değişimler toplumsal yapımızın ve dolayısıyla toplumsal meselelere bakış açımızın da değişimine sebep olmaktadır.

Sanayileşme ile birlikte bilindiği üzere Türk aile yapısı, dünyanın pek çok yerinde olduğu gibi çekirdek aile biçimine dönüşmeye başladı. Günümüzde bu dönüşüm büyük oranda gerçekleşmiştir. Çekirdek ailenin tanımı yine bilindiği üzere anne-baba ve çocuklardan oluşan aile yapısı şeklinde ifade edilmektedir.

Toplumun temeli olarak aile yapısının değişimi, bu ortamda yetişen bireylerin eğitim ve gelişim biçimini de etkilemektedir. Yani çekirdek aile ile yapısı ile birlikte büyüklerin aile yapısındaki etki ve rolleri değişmiş, bu değişim gelenek ve kültürün aktarılmasında önemli bir işlevi bulunan ailenin bu işlevini gerçekleştirme şeklini ve oranını da değiştirmiştir.

Zira anne-babaların genellikle çalıştığı ve çocuklarıyla ilgilenmelerinin kısıtlı bir zamana has kılındığı ülke şartlarında, bu işlevi yerine getirmesi beklenebilecek aile büyükleriyle irtibatın azalmış olması, eski ve yeni nesil arasındaki bağın, birbirini anlama ve kültürel devamlılık açısından zayıflamasına sebep teşkil etmektedir.

Söz konusu zayıflık sadece kültür ve değer aktarımı değil, aynı zamanda bunlarla yakın alakalı olan insan ilişkilerinin mahiyetinde de gözlenmektedir. Öyle ki, bireyselliğin ön plana çıktığı ve insanların giderek yalnızlaştığı bir toplumsal yapı oluşmaya başlamıştır.

Bu değişim sürecine tesir eden bir diğer etken ise aile bireylerinin sayılarında meydana gelmeye başlayan azalmadır. Zira çekirdek aile yapısı dahilinde ebeveynlerin her ikisinin de çalışıyor ve “kariyer” planlıyor olmaları, çocuk sayılarının azalmasına, pek çok ailenin tercihlerini bu doğrultuda kullanmalarına sebep teşkil etmeye başlamıştır. Dolayısıyla “akrabalık” kavramı da özellikle yeni nesil için anlam değişimine uğramaktadır.

Nasıl mı?

Çocuk sayısının her nesilde gittikçe azalması, yeni nesillerin akraba sayısının da azalması anlamına gelmektedir. Ailenin, kuvvetli aile bağlarının insan hayatındaki yeri düşünüldüğünde ise bu durumun bireyleri nasıl etkileyeceğini anlamak çok da zor değil.

Öyle ki, insan sosyalleşmeye ilk olarak ailede başlar. Aile bağlarınız ve akraba ilişkileriniz kuvvetli olduğu oranda güçlü bir sosyalleşme sürecinden, güven duygusunun çocukluktan itibaren tatminkar biçimde alınmasından bahsetmek mümkün olacaktır. Bu durum ise bireylerin hayattan korkmalarını, kendilerini dünyanın merkezinde görerek yalnızlığa itmelerini engelleyecek önemli unsurlardan biridir.

Nitekim bugün en büyük problemlerden biri gençlerimizin donanımlarına rağmen hayattan korkmaları, sosyal manada kendilerini yeterince ifade edememeleri değil midir? Gittikçe bireyselleşen bir anlayışın toplumsal hayata hakim olmasından yakınmıyor muyuz?

Tüm bu unsurlar netice itibariyle eğitim sistemimizi ve onun içeriğini de etkilemiyor mu?

Yine bu unsurlar, toplumsal meselelere bakış açımızı ve bu meselelere dair tutumlarımızı etkilemiyor mu? Geçmişte kısıtlı imkanlara rağmen üstünden geldiğimiz sorunlarımıza dair bugün sahip olduğumuz imkanlara rağmen bir nevi korkarak bakmak bunun bir göstergesi değil mi?

Dolayısıyla toplumsal değişim ekonomik, sosyal ve kültürel unsurlarda yaşanan değişimlerin birbirlerini etkilemeleri neticesinde çok yönlü sebepler ve tabii sonuçlar zinciri ile gerçekleşmektedir. Değişim şüphesiz kaçınılmaz bir süreçtir. Ancak bizi bu noktada ilgilendiren değişimin yönüdür. Yönün iyiye veya kötüye doğru olmasında ise bizlerin nelerin karşılığında neleri verdiğimizi ciddi biçimde göz önüne almamız ve buna göre tutum ve tavır belirlememiz belirleyici olacaktır.

11 Aralık 2007

Yazi ile ilgili görüş ve önerilerinizi bgurerg@yahoo.com adresine gönderebilirsiniz.

Sitede yer alan her türlü yazı, şiir, karikatür vb. eserlerden, eser sahibi sorumludur. Kocaeli Aydınlar Ocağı'nın resmi görüşü olarak değerlendirilemez.