GÜNÜN SÖZÜ

Adalet güzeldir. Adalet yöneticide olursa daha güzeldir. Hacı Bayram Veli

19 Eylül 2019 07:33 Hepsini Gör

YAZARLAR

M. Şefik Postalcıoğlu Dosyası

Anasayfa » Aydın Gözüyle » Güncel » Ruhittin SÖNMEZ » Yeni Anayasa Yapılması Yeni Cumhurbaşkanı Seçilmeden Mümkün Değil

Yeni Anayasa Yapılması Yeni Cumhurbaşkanı Seçilmeden Mümkün Değil
Tarih: 07 Şubat 2012 Yazar: Ruhittin SÖNMEZ-Kimya Yüksek Müh. - Avukat Kategori: Güncel

Yeni Anayasa Yapılması Yeni Cumhurbaşkanı Seçilmeden Mümkün Değil

Yeni Anayasa hazırlıklarının bir netice vermesi mümkün mü? Kanaatimce Türkiye seçimle gelecek ilk Cumhurbaşkanını belirlemeden bu mümkün olamayacak. Bu sonucu çıkarmamın gerekçelerini paylaşınca belki siz de bana hak verirsiniz.

DIŞ ŞARTLAR: Füze Kalkanı projesi kapsamında Malatya Kürecik'te radarlar konuşlandırılırken yeterince tartışma ortamı yaratılmadı. Gelişmeler konuyu daha iyi anlamamıza yardımcı olmakta.

"Füze Kalkanı sisteminin düğmesi Almanya'daki NATO hava üslerinde olacakmış. Radarların sağlayacağı istihbaratın ne kadarının diğer ülkelerle paylaşılacağı konusunda Türk makamları bilgilendirilecekmiş."

Bu sistemin İran füzelerine karşı İsrail'i korumak için yapıldığı sır değil. Haberde geçen "diğer ülkelerle paylaşım" konusu, herhalde radarlardan elde edilen bilginin öncelikle İsrail ile paylaşılmasını ifade ediyordur. Bu ifadeden benim anladığım şu: NATO, diyelim ki bu bilgileri İsrail'e vermek istedi, bunun için Türkiye'nin onayını almayacak ve hatta görüşünü bile sormayacak, sadece işlem bittikten sonra bilgi verecek.

Bu arada ABD'nin Irak'a müdahalesinin öncesinde yaşanan senaryoya benzer gelişmelerle dünyada İran'a karşı bir kamuoyu oluşturma çabaları devam ediyor.

Washington Post gazetesi yazarı David Ignatıus (Davos'ta "van minut" çıkışına sebep olan moderatör) ABD Savunma Bakanı'nın "İsrail'in İran'ı nisan, mayıs veya haziran'da vurma ihtimalinin çok güçlenmesinden endişe ettiğini, ABD'nin bu müdahaleye karşı olduğunu" yazdı. ABD Savunma Bakanı Panetta bu yazıda verilen bilgiyi yalanlamadı. Böyle haberlerin bilinçli bir sızdırmayla yazıldığından şüphem yok.

Milli Görüş'ün önemli ismi Oğuzhan Asiltürk de "ABD İran'ı işgal edecek, TSK içinde bu işgale karşı çıkacak vatansever askerleri Ergenekon operasyonu ile tasfiye etti" açıklamasını yaptı.

İsrail Savunma Bakanı Ehud Barak'ın "İran nükleer tesislerini dağlara oyulan sığınaklara gizliyor. Dünya askeri seçeneğe hazırlanıyor. Yaptırımlar başarısız olursa harekete geçmeyi düşünmek gerekir" şeklindeki beyanatını da eklerseniz bölgemizin çok kızışmakta olduğunu anlarız.

Bölgemiz dedim, çünkü Suriye ve Irak'ta da durum vahim. Suriye'de karışıklığı artırmak için dış destekler olanca yoğunluğuyla devam ediyor. Türkiye de muhalif güçlere çok ciddi destek vermekte. Ancak Rusya ve Çin, Esad yönetiminin yanında. Esad yönetimini kınayan BM Kararı Rusya ve Çin'in vetosu yüzünden çıkamadı. Ayrıca İran, Irak'lı Şiiler ve Lübnan Esad'ın tarafında.

ABD'nin Irak'tan çekilmesinden sonra dengelerin yerine kolayca oturmayacağı, İran'ın üzerinde çok etkili olduğu Şii Araplar ile ABD güdümündeki Sünni Kürtlerin arasında ihtilafların bir çatışmaya dönüşmesi bir kıvılcıma bakmakta. Türkmenler arada kıskaçta.

Füze Kalkanı Projesi tamamlanmadan ABD'nin İran'la bir savaş başlatması bana mantıklı gelmiyor. Füze kalkanının karadaki füzesavarları 2015'de Romanya'ya, gelişmiş durdurucuların ise 2018'de Polonya'ya yerleştirilmesi öngörülüyor. Gerçi bu ara dönemde Malatya Kürecik radarıyla, Akdeniz'deki füze sistemi taşıyan ABD donanması entegre olarak, muhtemel füze saldırısına karşı devrede olacakmış. ABD seçim sürecini de dâhil edersek kara füzesavar sistemi tamamlanıncaya kadar, İran'a bir müdahale olmaz gibi görünmekte.

Büyük Ortadoğu Projesi'nin bir yapbozun parçalarının birleştirilmesi gibi teker teker aşamalı olarak yürütülmekte olduğunu, bunun ABD'nin bir devlet politikası olduğunu ve iktidarlara göre değişmeyeceğini hesap etmek lazım. Zamanlama konusunda bilinmezlik olsa da Suriye, Irak ve İran'da bir şeyler yapılacağı muhakkak. Acaba Türkiye için düşünülen ne?

Türkiye'nin Sevr şartlarına döndürülmesinin ABD ve AB'yi yönetenlerin bir kısmının hayali olduğuna şüphe yok. Lozan'ı onaylamamış ABD ile kerhen imza atmış AB ülkelerinde bölünmüş ve küçülmüş bir Türkiye arzulayanları göz ardı edemeyiz. Kısa vadede bölmek mümkün olmasa bile ülkemizin Güneydoğusunda, Irak'ın kuzeyindeki Barzani yönetimine benzer "özerk" bir "federe devlet" kurmak isteniyor. BDP'li yöneticilerin beyanatları bile bu kesimin böyle bir oluşum için ne kadar cesaretlendirildiğini göstermeye yeter.

Böyle bir ortamda Türkiye "Yeni Anayasa" yapabilir mi?

İÇ ŞARTLAR: Bu dış şartların yanında iç şartları da düşünmek zorundayız. Başbakan Erdoğan Cumhurbaşkanı seçilmek istiyor. Gönlünde, seçimle gelen ilk Cumhurbaşkanı olmak, ilk turda seçilmek ve karizmasını da kullanarak partisindeki ağırlığını da muhafaza ederek çok güçlü bir Cumhurbaşkanı olmak hevesi yatıyor olmalı. Bir siyasi için normal ve insani bir tavır bu.

Yeni Anayasa'da tartışmalı olan mevcut Anayasa'daki ilk üç maddenin değişip değişmemesi.

AKP içindeki bu maddelerin korunmasını isteyenlerin ikna edilmesi Tayyip Bey için çok zor olmayabilir. Ancak bu maddelerin değiştirilmesi için CHP ile anlaşması zor, anlaşsa bile CHP ile işbirliği yapılmasına karşı çıkacak muhafazakâr ve milliyetçi kesimden Cumhurbaşkanlığı seçiminde oy alması riske girecek.

MHP ile işbirliği yaparak bu değişikliği yapmayı başarması kendisi için en risksiz durum. Ancak bu konuda MHP'nin taviz vermesi ve ilk üç maddenin değiştirilmesine onay vermesi mümkün değil.

Başbakan Erdoğan, MHP'nin tamamının, CHP'nin büyük kısmının muhalefetine rağmen, BDP ve CHP'den bazı milletvekillerinin desteğiyle hazırlanacak Yeni Anayasa'yı referanduma götürmek, oradan alacağı bir güçle Cumhurbaşkanlığı seçimlerine girmek isteyebilir mi? Bu tam bir kumar olur.

Erdoğan'ın böyle konularda karar verirken kamuoyu anketlerine ne kadar itibar ettiğini de unutmamalıdır. Anayasa'nın ilk üç maddesinin de değiştirilerek bir özerk Kürt Bölgesi oluşumuna imkân verecek Anayasal altyapıya karşı, halktan bir tepki görmezse bu riski göze alabilir mi?

Kanaatimce Başbakan Erdoğan da bir özerk Kürt Bölgesi oluşumunu istemez. Ayrıca "bu meselenin başka türlü bitmeyeceğine" dair propagandanın etkisiyle yaptığı açılımların, meseleyi çözmek yerine azdırdığını da gördü. Ancak Apo'yu tecrit etme, terörle mücadeleyi etkinleştirme ve KCK operasyonlarındaki kararlı tavırları, bir köklü politika değişikliği mi, yoksa pazarlık gücünü artırma gayreti mi henüz net değil.

Bu halde en akılcı yol böyle konuları zamana bırakmaktır.

Bu durumda Başbakan Erdoğan'ın "Yeni Anayasa" konusunda "muhalefet kaçtı" diyebileceği bir ortam yaratması, bu konuyu Cumhurbaşkanı seçildikten sonraki şartlara göre değerlendirmek istemesi kuvvetle muhtemeldir.

 

 

07 Şubat 2012

Yazi ile ilgili görüş ve önerilerinizi rsonmez@gmail.com adresine gönderebilirsiniz.

Bütün Yazıları

Sitede yer alan her türlü yazı, şiir, karikatür vb. eserlerden, eser sahibi sorumludur. Kocaeli Aydınlar Ocağı'nın resmi görüşü olarak değerlendirilemez.