GÜNÜN SÖZÜ

Bir kişiye iyilik yapmak istiyorsan ona balık verme, balık tutmayı öğret. Konfüçyüs

25 Ağustos 2019 21:09 Hepsini Gör

YAZARLAR

M. Şefik Postalcıoğlu Dosyası

Anasayfa » Aydın Gözüyle » Güncel » İsmail KAHRAMAN » Dilovası, kitap ve belgeselle Dünya'ya tanıtıldı

Dilovası, kitap ve belgeselle Dünya'ya tanıtıldı
Tarih: 13 Şubat 2012 Yazar: İsmail KAHRAMAN-Gazeteci, Belgesel Yapımcısı Kategori: Güncel

Dilovası, kitap ve belgeselle Dünya'ya tanıtıldı

 EMITT Fuarını her yıl  sürekle  gezip belgesel çekimleri yapıyorum. Dünya'nın en büyük turizm fuarları arasında gösterilen Doğu Akdeniz Uluslararası Turizm ve Seyahat Fuarı'na (EMITT ) 2011 yılında olduğu gibi  Kocaeli, Sakarya, Düzce, Bolu ve Yalova illerini  MARKA Ajans  ortak  bir stand da  buluşturdu. Bu kez MARKA'nın  fuar organizasyonu   geçen yıla göre  çok güzeldi. Gebze Belediyesi'nin satandı  ziyaretçi akınına uğradı.

Gebze standında   bölgemiz çok iyi tanıtıldı.  Gebze Belediyesi mehteran  takımı EMİT fuarına adeta mührünü vurarak,   fuara gelen yerli ve yabancı binlerce  ziyaretçiyi  coşturup Gebze'yi dünyaya  tanıttı. Gebze standında   geçtiğimiz yıl  Gebze Belediyesi  kültür hizmeti olarak hazırlayıp  bastığımız " GEBZE TARİH KÜLTÜR REHBERİ KİTAP VE  BELGESELİ" ile Kültür  müdürlüğü standında    Dilovası Belediyesi'ne hazırladığımız  Dilovası   Kitap ve belgesel    fuar  ziyaretçilerine  hediye edildi.
*DEVR-İ ALEM  BELGESEL  PROGRAMI TARİHE NOT DÜŞTÜ
Devr-i Alem TV belgesel programı olarak bir kez daha  tarihe  not düşüp zamana noterlik yaptık.  Dilovası belediyesi, Dilovası'nı dünyaya farklı bir  şekilde  tanıtmak için harekete  geçmişti. Bizde  bu tanıtım olayına  belgesel ve kitap hazırlayarak katkıda bulunmak istedik. Cumartesi günü   belgesel yayıncılık ekibi olarak  EMİT fuarına gidip  hem  belgesel çekimi yapmak ve hem de  hazırlanmasında büyük emeğimiz olan  Dilovası kitap ve belgeselinin  dağıtılıp tanıtımına   katkı sağladık.
Kültür'den sorumlu  Kocaeli Vali Yardımcısı, Kültür  Turizm il müdürü  ve eski Gebze kaymakamlarından  Ankara Vali yardımcısı Yıldırım Uçar'a,  Dilovası  kitap ve belgeselini bizzat  kendimiz takdim ettik.    Belediye ve Kaymakamlık işbirliği ile  Dilovası ile ilgili  önemli  kültür ve tanıtım çalışmaları yapılması sevindirici. Sanayi kenti olarak anılan Dilovası'nın bir Kültür  turizmi kenti de olduğunu  göstermek  için  Dilovası Kültür ve Tarih kitabı ve  Dilovası belgeseli  önemli bir boşluğu dolduracak.
160 sayfalık  kitap ve  bir saatlik belgesel  6 aylık  uzun  bir araştırma ve çalışmadan sonra hazırlandı.  Dilovası belgesel ve kitabı  ilk kez Emitt Fuarında  tanıtılarak medya mensuplarına ve  seyahat acentelerine  dağıtılarak Dilovası kültür tarihinde de bir ilk gerçekleşmiş oldu. Kocaeli Kültür ve Turizm Müdürlüğü standında  kitap ve belgesel  fuarı ziyarete gelen yerli ve yabancı katılımcılara verildi.   Dilovası Kitap ve belgeseli  büyük ilgi gördü.
DİLOVASI BELGESELİ TGRT BELGESEL TV'DE YAYINLANIYOR
Daha öncede bu köşede yazdığım gibi   Dilovası'nın 35 yıllık geçmişine  canlı şahitlik yapıyorum. Dilovası İlçesi'nin tarihi geçmişi, kültürel değerleri, coğrafyası, sanayi potansiyeli en  önemlisi Dilovası ile ilgili devlet  arşivlerindeki  belgelerin yer aldığı Dilovası  belgeseli nihayet yayına hazır hale geldi.  Bugün    TGRT belgesel TV kanalında   değişik saatlerde  5  kez  yayınlatarak  Dilovası'nın sadece   sanayi kenti  değil bir Kültür Turizm kenti olduğunda göstereceğiz.  Dilovası belgeseli bugün  sabah saat 07, 11.30, 14,  19 ve 23.30  saatlerinde  yayınlanacak  Dilovası  Belgeselinde    Dilovası bölgesi başta olmak üzere, tarihi Tavşancıl  beldesi, Çerkeşli, Demirciler, Köseler ve Tepecik köyleri ile ilgili ayrıntılı bilgilerde  yer alacak.  Dilovası Belgeselin de Kocaeli Valisi Ercan Topaca, Dilovası Kaymakamı Hasan Göç, Belediye Başkanı  Cemil Yaman, Organize sanayi bölgesi başkanları, vatandaşlar' da  Dilovası ile ilgili  konuşmalar yapacak. 1 saatlik  belgeselde  Dilovası  dünyaya  tanıtımına    büyük katkı sağlayacak.  Dilovası belgeselinin  önümüzdeki günlerde başka TV kanallarında da yayınlatarak  35 yıllık geçmişimiz olan  Dilovası'na  vefa borcumuzu da ödemiş olacağız..
 *EMITT FUARINA  GEBZE  DAMGASI
EMITT Fuarını her yıl  sürekli  gezip belgesel çekimleri yapıyorum. Dünya'nın en büyük turizm fuarları arasında gösterilen Doğu Akdeniz Uluslararası Turizm ve Seyahat Fuarı'na (EMITT ) 2011 yılında olduğu gibi  Kocaeli, Sakarya, Düzce, Bolu ve Yalova illerini  MARKA Ajans  ortak  bir stand da  buluşturdu. Bu kez MARKA'nın standı çok güzeldi.
İstanbul'dan ve Türkiye'nin her bölgesinden gelen ziyaretçileri
ağırlayan Gebze standını Gebze İlçe Kaymakamı Salih Karabulut ile
Dilovası Belediye Başkanı Cemil Yaman ve Gebze Kent Konseyi Başkanı
İbrahim Güngör de ziyaret ederek tanıtım çalışmaları hakkında Gebze
Belediye Başkan Yardımcısı Nilay Ayran'dan bilgi aldı.
60 ülke ve Türkiye'den yüzlerce il ve ilçenin stand açarak tarihi ve
kültürel değerlerini tanıtma fırsatı bulduğu EMITT 2012
organizasyonunda Gebze'nin de yer almasının kendisini mutlu ettiğini
ifade eden Gebze İlçe Kaymakamı Salih Karabulut, "Gebze'mizin ülkemiz
insanına ve dünyaya sunabileceği Anibal Anıtı, Eskihisar, Fatih Sultan
Mehmet'in otağ kurduğu  Hünkar Çayırı, Çoban Mustafa Paşa Külliyesi
gibi önemli turizm değerleri var. Gebze'nin böylesine büyük bir turizm
organizasyonunda temsil edilmesi ve tarihi ve turistik değerlerimizin
ziyaretçilerin dikkatine sunulması ilçemizin tanıtımı açısından
oldukça yararlı olmuştur" dedi. 
Üst üste iki yıldır EMITT Fuarına katılan Gebze Belediyesi 'nin  bu yılkı  çalışmaları daha da güzeldi. Özel  çaba harcanan tanıtım çalışması başarılı geçti. EMITT fuarını gezmeyenler gerçekten  çok şey kaybettiler.   Emitt fuarına   iki yıldır katılan ve  Mehteran bölüğü ile  Gebze'yi dünyaya  tanıtan Gebze Belediye Başkanı sayın Adnan Köşker ve  Başkan Yardımcısı Nilay hanım'ın şahsında  emeği geçenlere  şükranlarımı sunuyorum.
İSMAİL KAHRAMAN'IN KALEMİNDEN DİLOVASI'NDA  DEVR-İ ALEM
BELGESEL TADINDA DİLOVASI  KÜLTÜR TARİHİNE YOLCULUK...

Devr-i Alem, geçmişi kültür ve medeniyet tarihimiz de 13. yüzyıl erenlerinden Yunus Emre'nin dizeleri kadar köklü olan, medeniyetler beşiği bir yere götürüyor sizleri...
Öyle bir yer ki burası, bin yılları, beş bin yılları devire devire bu günlere gelmiş, kökleri tarihin derinliklerine uzanan koca çınar. Adım başı tarih. Adım başı geçmişten izler taşıyor. Adım başı doğal güzellik yurdu burası. Adım başı kültür, adım başı yaşam. Her an yeniden keşfedilmeye hazır.    
Devr-i Alem, Yunus Emre gibi sevmek tanımakla başlar diyor Anadolu'nun, binlerce yıllık kültürlerine beşiklik yapmış olan Dilovası'nı daha iyi tanımak ve anlamak için yollara düşüyor.
Geçmişten  kopmadan  bugünlere gelen Dilovası  badirelerde atlatır. Ancak atalar der ki "Pırıl pırıl gökkuşağını görmek için önce yağmur ve fırtınaları yaşamak gerek."  Yağmur ve fırtınaları çoktan geride bırakan Dilovası için  artık gökkuşağı zamanıdır.
Dilovası koskoca adımlarla şimdiden yarınlarda ki yerini almaya hazır.
Umutla ve özlemle uzatıyor elini bizlere...
Geçmişi ile bugünü  ile  uzatıyor...
Bir selamımızı almayı, bir çayını içmemizi bekliyor...
Bir de kulak verin yeşil örtülü, başı dumanlı bu bereketli ovaya, bizlere neler söylüyor...
Ben  Dilovasıyım...
Ben,  Tepeköy  dağlarının süsü,
Anadolu kültürü ile  kaynıyor içim
Ben, sanayi ovası'nın  yeşil örtüsü,
Duman duman olup savrulacağım

Ben  tarih ve  kültür kenti Tavşancılım,
Ben organize sanayilerin  beşiği
Adını tarih ve tabiatın güzellğinden alan
Sanayi, tarih ve kültür şehri Dilovasıyım..
Dağları filizlerle bezeli yaşlı bir çınarım.Her gün yeniden doğuyorum.Geçmişim tüm kültürleri kucaklar...Adım ne olursa olsun binlerce yılın kültürlerinin birikimiyim.Ben  dünyaca  meşhur meyveleri ile Tavşancıl'ım...Diliskelesi'yim...Çerkeşliyim...DİLOVASI'yım...
Ben Anadolu kültürlerinin  birleşkesi, yolların kavşak noktası  Dilovası ilçesiyim.
......................................................
Tarih, kültür ve turizm  değerleri ile birbirinden güzel ilçere sahip Kocaeli'nde 2008 yılında Gebze'den ayrılarak ilçe haline getirilen Dilovası'nı daha iyi anlamak, tanımak ve sevmek için  öncelikle bu bölgeyi yakından tanımak gerekiyor. Binlerce yıllık tarihi geçmişi olan ilimiz  Kocaeli  bölgesini tanımalıyız.
Geçmişte olduğu gibi günümüzde de kara, deniz, hava ve demiryolu ulaşımıyla Türkiye'nin en önemli geçiş noktalarından birisidir Kocaeli. Sanayi, Bilim, Teknoloji, Ticaret, Kültür ve Turizm kenti Kocaeli Marmara Bölgesi'nin merkezi konumundadır. İzmit, Derince, Körfez, Gebze, Gölcük, Karamürsel, Kandıra, Başiskele, Kartepe, Çayırova, Darıca ve Dilovası ilçeleri ile Kocaeli, İstanbul'dan sonra Türkiye'nin ekonomik güce sahip ikinci ilidir. Kocaeli şairlere ilham kaynağı olarak üzerine şiirler yazılıp şarkılar bestelenmiştir.
Dünya'nın önemli yollarının kavşak noktası durumunda olan İzmit 5000 yıllık tarihi geçmişe sahip. İzmit şehrini 2000 yıl önce inşa ettiren Büyük İskender'in Anadolu'yu zapt etmekle görevli kralı Nikomedes, şehre eşinin ismini verir.
11.yy'ın sonlarında ise Nikomedia Selçuklular tarafından fethedilir. I.Haçlı Seferi'nde geri alınan Nikomedia bir süre Latinlerin işgalinde kaldıktan sonra tekrar Selçuklulara geçer. Orhan Gazi zamanında, Adapazarı ve Hendek yörelerinin valisi, Akçakoca Gazi bölgeyi Osmanlı topraklarına katar. Başlangıçta İznik'in yan komşusu anlamında İznikmid olan bu şehrin adı, zamanla İzmit'e dönüşür. 1888 yılına kadar İstanbul'a bağlı kalan İzmit bu tarihten sonra ayrı bir vilayet haline gelir.  Kocaeli'nin tarihi geçmişi, kültürel birikimini  bilmek  için İzmit müzesini  gezmek yeterli  sanırım.
İstiklal Harbi öncesi İngiliz ve Yunanlı kuvvetlerin işgalinde kalan İzmit 28 Haziran 1921'de kurtarılarak, Cumhuriyetin ilanından sonra da Kocaeli vilayetinin merkezi olur. Bugün Kocaeli, doğal güzelliklerinden plajlarına, yaylalarından Kartepe kayak merkezine, sanayisinden insanlarına ve tarihi eserlerinden Karadeniz ve Marmara Denizi'ne olan kıyılarına kadar ticaret, kültür ve turizm açısından da ayrı bir önem taşıyor.
......................................................
Bilim, teknoloji, sanayi, ekonomik ve insan potansiyeli ile Kocaeli'nin 12 ilçesi içinde Dilovası ayrı bir  konuma sahip. Marmara Bölgesinin doğusunda İzmit Körfezi'nin kuzeybatısında yer alan Dilovası  zengin bir tarihî geçmişe sahip, ekonomisi sanayi ve ticarete dayalı, Türkiye'nin hızla gelişen ve büyüyen bir ilçesi. Diliskelesin'de bulunan tarihi kalıntılar bölgenin tarihi geçmişini yansıtmakta. Diliskelisi-Hersek burnu arasında zamanında sallarla deniz taşımacılığı yapılırken, tarihi Eynerce iskelesinden de deniz taşımacılığı yapılmaktaydı. Bölgeye adını veren Dilbaba türbesi ile Dilburnu hanı da Diliskelesi mahallesinde bulunuyordu. Bu tarihi eserlerle ilgili görgü şahitleri ile konuşuyoruz.
22 Mart 2008 tarihi Dilovası için  önemli bir milad olmuştur. Gebze bu tarihte dört ilçeye bölünerek, Gebze, Çayırova, Darıca  ve Dilovası ilçelerine ayrılır.  Gelin şimdi  sizi, sanayi ile tarihin, kültür ile tabiatın birbirini kucakladığı, sımsıcak Anadolu insanın yaşadığı  Dilovası  ilçesine götürelim.
......................................................
Dilovası     
 Ülkemizde doğu ile batının,  Anadolu ile İstanbul'un arasında köprü görevi gören Kocaeli ilimizde sanayisi ve tarihi ile geçmişten aldığı emaneti geleceğe taşıyan öyle bir yer vardır ki, TEM otoyoluyla İstanbul-Ankara arası yolculuk yapanlar ne yazık ki biraz iç kısımlarda kalan, tarihi ve tabii güzelliklere sahip bu yerden habersiz geçip giderler. İşte habersiz ve selamsız geçilen bu yer deyim yerindeyse şirin mi şirin, çiçeği burnunda nadide bir ilçemiz olan Dilovası'dır. İstanbul'un Anadolu'ya çıkış noktasının ilk adımıdır Dilovası. Bir de gündemde ki Dilovası-Hersek Burnu arasında yapılan Körfez köprüsünün ulaşıma açılması ile  dünya ulaşım  üssü olarak cazibe merkezi  olma yolunda hızla ilerlemektedir. 
......................................................
Hızla  gelişen ve gücüne güç katan Dilovası'nın bugünlere nasıl geldiğini  anlamak için   tarihi belgelerin ışığı altında tarihe  yolculuk yapmalıyız.Türkiye'nin en büyük sanayi kuruluşlarının üretim yaptığı Markalar şehri  Dilovası'na girerken sizi  Kanuni Köprüsü karşılar. Mimar Sinan tarafından yapılan bu muhteşem taş köprü Dilovası'nın manevi tapu senedi  ve geçmişin nazlı yadigârıdır.
Dilovası, antik dönemde Bitinya bölgesine ve bir dönem Roma İmparatorluğuna başkentlik yapan Nikomedya'nın batısında yer alır. Antik dönemde Nikomedya Krallığına bağlı bir yerleşim yeri olduğu tahmin edilen ve tarihte değişik isimlerle anılan Dilovası'nın en çok bilinen adı ise Libyssa'dır.
Dilovası'ndan başka körfezin kuzey kıyısında 5 tane daha bilinen antik yerleşim yeri bulunmaktadır. Bunlar;
Dakibyza(Gebze), Ritzion(Darıca), Niketiaton(Eskihisar), Charax(Hereke), Philokrene (Bayramoğlu)
Tarihi çok eskilere dayanan Dilovası, Gebze'nin doğusunda yer alan en eski yerlerden biri olan Nicomedia'ya bağlı bir kıyı kentiydi. Bu antik kentte yapılan  kazılarda çok sayıda tarihi eser kalıntısı  bulunmuştur.
......................................................
Bu yerleşimlerin her biri geçmişte olduğu gibi bugünde Körfeze hakim pozisyonlarda kurulmuş yerleşim birimleri olma özelliğini hala sürdürüyor. Bu yerleşim birimlerinin kuruluş mevkilerine bakılacak olursa, hepsinin İstanbul'dan Anadolu'ya ve Avrupa'dan Asya'ya açılan yol güzergâhı üzerinde önemli noktalarda kurulmuş oldukları görülür.
Bugün  anıt mezarı Gebze TÜBİTAK içinde bulunan ünlü komutan Anibal,  bazı  tarihçilere göre   gerçek mezarı Dilovası'nda olduğu  açıklanmakta. Dilovası, Anibal, M.Ö. 247 ile M.Ö. 182 yılları arasında yaşamış Kartaca'lı komutandır. Anibal, bütün zamanların en büyük askeri dahilerinden birisi olarak kabul ediliyor. Romalılarla yaptığı 2. Pön savaşında ki başarılarıyla tanınıyor. Romalılar Kartaca'ya saldırınca, Romalılarla son kez savaşır ve yenilir. Romalılardan kaçan  Anibal, kuzey-batı Anadolu'da  bugün  Kocaeli'nin bulunduğu Nikomedya krallığına sığınır ve bir süre Dilovası'nda ikamet eder. Ancak Romalılara teslim edileceğini anlayınca yüzüğünde taşıdığı zehiri içmek suretiyle intihar eder. Bugün bazı  tarihçiler  bilimsel çalışmalarına devam  etmekte ve Anibal'ın geçek  mezarının  Diliskelesi bölgesinde  olduğunu  tarihi belgelerle ispat etmeye çalışmaktadır. Dünyaca meşhur  askeri strateji uzmanı Anibal'ın mezarı ister Dilovası, ister  Gebze'de olsun, biz buradan Tunus'un Kartaca kentine gidiyor ve sizleri Anibal'ın  komutanlık yaptığı Kartaca'ya götürüyoruz.
14. yüzyıla geldiğimizde Dilovası artık Osmanlı toprakları içindedir. Dilovası, karşı kıyıda bulunan  Osmanlı'nın ilk donanma merkezi Karamürsel yakınlarında ki  Hersek Burunu ile Dilburnu  arasında deniz geçişinde kullanılıyordu. Dilovası, Hersek'te bulunan Helenopolis kentiyle birlikte körfeze geçişlerin kontrolünü sağladığı için stratejik bir öneme sahipti. Yakın tarihimizde de çok önemli bir yere sahip olan Dilovası'nın, kurtuluş savaşı yıllarına değinmeden geçersek tarihimize vefasızlık olur.
......................................................
Kurtuluş Savaşı Yıllarında Dilovası    
Dilovası'nın Yunan ve İngiliz kuvvetlerinin işgaline uğradığı  acı yıllar unutulmamalı..İngilizler Gebze'yi işgal etmek için Dilovası'nda çıkartma yaparlar. Savaş yıllarında bu bölgeler çok badireler atlatır, çok savunmalara tanık olur. Yunan askerlerinden oluşan düşman birlikleri Dilovası tren istasyonuna kadar ilerleyerek, hala ayakta olan bu istasyonu kullanırlar. Tavşancıl ve Çerkeşli gibi tarihi yerleşim yerlerinde yaşayan yerli halka baskı ve zulüm yaparlar.
Genel Kurmay Başkanlığı kayıtlarına baktığımızda, 13 Temmuz 1920 tarihinde İngiliz kuvvetleri topçu ateşinden sonra Gebze'ye taarruz ederek, Dilovası'na çıkarma yaparlar ve Gebze'yi işgal ederler. İşgal altında olan Gebze'yi savunan "Osmancık Taburu" üstün İngiliz kuvvetlerinin taarruzu karşısında Gebze'yi boşaltırlar ve 15 km. kuzeye çekilirler.
Arşiv kayıtlarında Yunan birliklerinin  18 Kasım 1920'  de Dilovası'ndan hareket ederek Tavşancıl  nahiyesini abluka  altına aldığını  yazmaktadır. İşgal yıllarında  Muallim, Çerkeşli ve Demirci köylerinde yaşayan masum insanlar Yunan mezalimine  maruz kalırlar. Tarih bilinci açısından  gençlerimiz  işgal yıllarını  unutmamalı. Tarihten ders ve ibret alarak  düşmanlık değil dostluk çıkartarak   tarih bilincine sahip olmalı. Tarih  bilincine sahip olmak her şeye sahip olmaktır diyerek Dilovasındaki tarih yolculuğumuza devam ediyoruz. 
 Dilovasında  Sanayileşme
1955 yılında yapılan E-5 karayolunun bu bölgeden geçmesiyle Dilovası  değer kazanır. 1960 yıllar  Dilovası'nda sanayileşme hareketinin ilk yılları olur. 1980'ler ise nüfusun hızla artarak  çarpık kentleşme ve plansız  sanayileşmenin başladığı yıllar olur. O yıllar aynı zamanda dünyada ve Türkiye'de isim yapmış birçok sanayi tesisinin Dilovası'nda faaliyete girmesinin başlangıcıdır.
Cumhuriyetin ilk yıllarında mahalle halkının geçim kaynağı tarıma dayalıydı. Sanayileşme ile birlikte Anadolu'dan  Dilovası'na  göçler  başlar. Dilovası ve çevresini sanayi ile  konutun iç içe  girdiği  bör  bölge  haline gelir.
Çerkeşliye bağlı  Dilovası artık bağlık bahçelik değil, bir zamanlar Çavuş  Üzümü ve Napollon  kirazın yetiştiği bağlarda   artık sanayi  kuruluşları yükselmektedir. Dilovasın'da bir dönem sona ermiş, yeni bir dönem başlamıştır. Dilovası'nda Devr-i Alem yaparak Dilovası Belediye Başkanı Cemil Yaman'la Eynerce deresi ve  bir zamanlar  üzüm ve kirazların  İstanbul'a taşındığı  Eynerce İskelesinin bulunduğu  muhteşem vadiye yapılan  belediye hizmetlerini konuşuyoruz.
......................................................
Dilovası İlçesi'nin bugünkü ekonomisi sanayiye dayalıdır. İlçe sınırlarında  5 adet OSB ve 1 adet sanayi sitesi mevcuttur. Dilovası'nda faaliyet gösteren sanayi kuruluşlarından bazıları Türkiye'nin en büyük sanayi kuruluşları sıralamasında ilk sıralarda yer almaktadır. Uluslararası birçok markanın da üretim yeri  olan  Dilovası artık  Dünya Markalarının üretildiği  Markalar  şehridir.
......................................................
Yatırımcıların  Dilovası'nı tercih etmesi ile Dilovası'nın taşı toprağı altın olmuştur. İstanbul'dan Anadolu'ya geçiş hattında bulunan bu bölge sanayi üretimi yapmak için çok büyük avantajlar sağlıyor. Bunlar İstanbul'a yakınlık, su ve enerji gibi imkanlar ile yetişmiş işgücünün bulunması, her türlü ulaşım zenginliği bu bölgedeki sanayi yatırımlarını destekleyen birer itici güçtür. Dilovası  bölgesinin  liman ve ulaşım merkezlerine yakınlığı depo ve antrepoların bölgede yoğun olarak bulunması, su, haberleşme, altyapı, elektrik,  karayolu, demiryolu, havayolu ve limanlara sahip olan  Dilovası   sanayicinin buluştuğu  yolların kavşak  noktası  dünya  ulaşım ve lojistlik üssüdür.
Dilovası ilçesinde kurulan organize sanayi bölgeleri binlerce  hektarlık sanayi alanını kapsamaktadır. Sadece Dilovası OSB de  yüzlerce sanayi kuruluşu ve binlerce  çalışanı ile ülke ekonomisine önemli katkıda bulunmaktadır.
Organiza sanayi bölgelerinin kalbinin attığı Dilovası ilçesi,   Dilovası organize bölgesi DOSB, İstanbul makine imalatçıları organize sanayi bölgesi, İMES ,Mermerciler organize  sanayi bölgesi,  Kömürcüler  Organize Sanayi  bölgesi ve  Kimya organize sanayi bölgeleri'nin  tam kapasite ile   üretim ve ihracata başlaması ile   Dilovası    Türkiye  organize sanayi bölgeleri  başkenti olarak da haklı bir üne sahip olacaktır..
......................................................
Dilovası'nın sanayi tarihinin yanında maddenin manaya erdiği, bedenin ruhla hemhal olduğu gibi Dilovası'nda şimdi de kültür ve manevi tarihimize de göz gezdirip, yüz değdiriyoruz...Tarih ve maneviyat kokan sokaklarında mili ve manevi duygularla geçmişi hatırlayıp derin derin nefes alıyoruz.. Tarih ve kültür mirasının yanında en önemlisi  gelenek ve göreneklerini  koruyan Anadolu kültürlerin harman olduğu  güzel   insanlar diyarı   Dilovası  ilçesi ve köylerine  yöneliyoruz. Yahya Kaptan gibi bir devrin kahramanlarını sinesinde barındıran bu toprakların beşiği İstanbul ile Anadolu yol güzergahında yolculuk yapanlar ne Tavşancıl evlerini, ne Kuva-i Milliye Komutanı Yahya Kaptan'ın anıtını, ne tarihi Mimar Sinan köprüsünü, ne de Çerkeşli ve Demirciler köylerinde yetişen  ve padişah sofralarını süslemiş ünlü üzüm, zeytin ve kiraz bağlarını göremez ve yiyemezler...Tüm bu güzelliklerin olduğunu bir  bilseler Dilovası'na, Tavşancıl'a ve  Çerkeşli'ye uğramadan, misafirperver Dilovası insanının  evine  konuk olup çayını  içmeden  geçemezler..
Biz geçmiş zaman olur ki hayali cihan değer diyor ve binlerce yıllık kültür ve medeniyet tarihimizin izlerini araştırmak ve gün yüzüne çıkartmak için Dilovası'nda tarih ve kültür yolculuğumuza devam ediyoruz.
 DİLOVASI  İLÇE OLUYOR..
 2008 yılı Kocaeli'nin idari yönetim   tarihi açısından çok önemlidir. Dilovası 1987 -2008  arası  küçük bir belde belediyesi iken  22 Mart 2008 de  ilçe olur. Kocaeli'nin idari yapısı  bu tarihte tümü ile değişir. 45 olan belediye  sayısı 12'ye iner. 7 olan ilçe sayısı da 12'ye çıkmıştır.
Tarihi Tavşancıl  beldesi  ilk kademe belediyesinin tüzel kişiliği kaldırılarak, Tepecik, Çerkeşli, Köseler ve Demirciler köylerinin mahalleleri ile birlikte Dilovası ilçesine bağlanır. Dilovası merkez olmak üzere  köyler ile Kocaeli iline bağlı Dilovası ilçesi  geleceğe emin ve güvenilir adımlar atar.
Kocaeli Yarımadası'nın güney kıyı şeridinde yaklaşık 2000 hektarlık bir alan üzerinde kurulan Dilovası ilçesin de kaymakamlık, belediye binası bünyesinde kurulur.

 ......................................................
2009 yerel seçimlerinden sonra da Dilovası'nın Belediye Başkanlığına Cemil Yaman seçilir. Dilovası Belediye Başkanı Cemil Yaman Türkiye'nin en genç belediye başkanlarından biridir. Dilovası'nı "zorunlu bir yaşam alanı" olmaktan ziyade, "tercih edilen bir yaşam alanı"  haline getirmek için yola çıkan Başkan Cemil Yaman bizlere makamında Dilovası hakkında düşüncelerini, hizmetlerini ve projelerini anlattı.
......................................................
Dilovası, ilimizin kuzeybatısında yer alan, denizin, yeşilin ve sanayinin iç içe olduğu bir ilçemiz.Kuzeyi ve batısı Gebze ilçesi, doğusu Körfez ilçesi, güneyi İzmit körfezi ile çevrili olan Dilovası, Gebze'ye 8 km, İzmit'e 25 km uzaklıkta. Tavşanlı deresi de denilen Dilderesi yaklaşık 12 km uzunluğunda olup Dilovası sınırları içinden geçerek buradan İzmit Körfezine dökülür. Dilderesi, muhteşem güzelliklere sahip Ballıkayalar tabiat parkını da sinesinde barındırıyor. Dilovası'nın merkezine yakın bir nokta da bulunan bu güzelim tabiat parkını gezmeyi de unutmayın...
Sanayi ovası Dilovası'na, adını veren dil kelimesini merak ettiğinizi duyar gibi oluyoruz. O zaman hemen söyleyelim Dilovası'nın bu ismi nereden aldığını. Üç tepenin arasındaki bir ova da yer alan Dilovası, adını hem bu ovalardan hem de Diliskelesi sahilinde karanın denize doğru yaptığı dil şeklindeki çıkıntıdan almakta.
Diliskelesi'nin en önemli özelliği İzmit Körfezi'nin karşı kıyıya en yakın iki yerinin burada olmasıdır. Hersek burnu ile Diliskelesi arasındaki deniz mesafesi çok kısa olduğu için Roma, Bizans ve Osmanlı imparatorlukları zamanında önemli yerleşim yeri olan, Bursa ile İznik'e en kısa ve hızlı yoldan ulaşım bu noktadan sağlanıyordu. Artık günümüzde Dilovası-Hersek burnu arasında dünyanın sayılı köprülerinden biri olacak Dilovası Körfez asma köprü yapılıyor.
Sanayide  marka şehir  olan Dilovası  dünya ulaşım  ve lojistik üssü olma yolunda hızla ilerliyor. Dilovası bugün Anadolu'nun İstanbul'a, Balkanlara ve Avrupa'ya açılan önemli kapılardan birisidir. Dilovası limanların, demiryollarının, D-100 karayolu ve TEM otoyolu gibi ulaşım yollarının geçtiği  kavşak  noktasıdır. Sadece sanayi mi? Elbette hayır.... Sanayi ile birlikte insanların yurt yuva kurduğu, Anadolu kültürlerinin birleşip kaynaştığı bir yerleşim yeri haline gelen Dilovası, gelecekte kültürler başkenti olarak da anılmaya fazlasıyla layık bir yer.
......................................................
Geniş bir coğrafyaya sahip Dilovası bugün yaklaşık 45 bin nüfusa sahip. Km2'ye yaklaşık 361 kişi düşen Dilovası, fabrikaların yanı sıra  sivil mimari yapılarıyla da günümüzün önemli yerleşim yerlerinden bir olma özelliğini hala koruyor. Dilovası gerçekten buralardan yeşili ve sanayisi ile bereketli bir ova görünümü arz ediyor. Buralardan ilçe bir başka seyir ziyafeti sunuyor.
DİLOVASI'NA BELEDİYE NE ZAMAN KURULMUŞTU ?
Dilovası, bugün tarihi Tavşancıl, Demirciler, Çerkeşli gibi yerleşim yerleri, merkezdeki mahalleleri, sahili ve tarihi değerleri ile bir bütünlük içinde. Sivil mimari yapıları ile dikkat çeken ilçe de ayrıca, milli mücadele yıllarının meşhur isimlerinden Yahya Kaptan'ın anıt mezarı da Dilovası Tavşancıl'da bulunuyor.
Otoban ve D-100 karayolu, deniz yolu, hızlı tren, Körfez geçiş köprüsü, sahilindeki limanları ve Kurtköy havalimanı ile ekonominin ana merkezlerinden biri olduğu kadar aynı zamanda Türkiye'nin  ulaşım üssüdür.
Türkiye'de 5 organize sanayi bölgesi ve yüzlerce sanayi kuruluşu ile sanayinin kalbi Dilovası'nda atar. İzmit Körfez şeridi ile İstanbul-Ankara karayolu üzerinde yer alan ve hızla gelişmekte olan bir yerleşim yeri.
Dilovası'nda kuzey-güney doğrultusunda uzanan vadi tabanına oturmuş olan sanayi tesisleri İzmit, İstanbul hatta Türkiye'nin önemli tesislerindendir. Ulaşım imkanlarının, ticaret merkezleri ile her yönden bağlantı kurmaya uygun olması, ilçenin hızla gelişmesine sebep olmuştur. İlçe, içinde barındırdığı büyüklü, küçüklü sanayi tesisleri ile adını Türkiye'ye duyurmuş, bu itibarla hızla göç aldığı için köy statüsünde gelişime cevap verememiş ve 1987 yılında Dilovası'na Belde Belediyesi kurulur. Dilovası düzlüğünün dolması sonucu kent, kuzey, kuzeydoğu ve kuzeybatı yönüne doğru gelişirken batıda Gebze ilçesine doğru da genişlemektedir.
Dilovası Belediyesi'nde hizmete talip olurken "yönetim anlayışımızın temelinde insanı sevmek ve işi sevmek vardır" diyen Başkan Cemil Yaman Dilovası'nın en acil ve temel ihtiyaçları olan elektrik, su, doğalgaz, ulaşım gibi alt ve üst yapıda birçok yeniliği halkın ayağına götürdüklerini ifade ediyor."Halk efendi, biz hizmetkarız" şiarını kendine ilke edinen Başkan Cemil Yaman halkı için çok amaçlı kültür salonu, modern bir hastane, kapalı spor salonları, Tavşancıl sahil projesi ve tarihi evler restorasyonunu çok yakın zamanda hayata geçireceklerini anlattı.
......................................................
Dilovası'nda Yerleşim ve Sosyal Hayat   
Tarihsel süreç içerisinde bir çok imparatorluğa ve medeniyete coğrafi konumundan dolayı stratejik noktalarda ev sahipliği yapan bir bölgemizdir Dilovası. Bugün, tarihi, tabiatı ve en önemlisi insanı ile  Dilovası merkezde, muhteşem manzaraya sahip Adatepe'de, tarihi Tavşancıl mahallesinde, Çerkeşli, Tepecik, Demirciler ve Köseler gibi tarihi köylerinde yaşam hala tüm hızıyla devam etmektedir. Bizde tarihin izinden giderek Dilovası'nın güzelim mahalle ve köylerine misafir olacağız. Dilovası'nın tarihi eserlerini, kültürünü ve insanlarını daha yakından tanımadan önce gözlerimizi  Dilovası'nın muhteşem güzelliklerini kuş bakışı gören Adatepe'ye çeviriyoruz. Dilovası, Adatepe'den bir başka güzel görünüyor. Dilovası'nın bir tarafta sanayisi ve mahallelerini, bir tarafta sahili ve köylerini bu tepeden görmek mümkün. Başkan Cemil Yaman, bu bereketli topraklarda çocukluğu ile birlikte büyüyen umutlarını, projelerini bir bir anlatıyor.
Biz bu güzellikleri yaşaması için herkesi buralara davet ediyor ve Adatepe'den Dilovası'na selam ederek, Dilovası'nın güzelliklerini daha yakından tanımak, sevmek ve insanlarıyla kaynaşmak için sanayi ve yeşilin iç içe olduğu bu bereketli ovanın sokaklarına iniyoruz.
Dilovası, tarih boyunca bir çok medeniyetin ulaşım kolaylığını sağlayan ve geçiş noktası olarak görüldüğünden, seksenli yıllardan sonra bölgedeki sanayileşme hızla artar, bu artış beraberinde Dilovası'na Türkiye'nin dört bir yanından insanların gelmesine sebep olur. Ağırlıklı olarak Doğu Anadolu Bölgesi, Karadeniz Bölgesi, Marmara Bölgesi olmak üzere Türkiye'nin dört bir yanından insanlar gelir Dilovası'na. Günümüzde, kültürel yapılaşma olarak Türkiye'nin küçük modeli diyebileceğimiz bu insanlar Dilovası'nda bir arada yaşamlarını devam ettiriyorlar.
Dilovası İlçesi'nin Tarihi  Eserleri
Tarihi kaynaklara baktığımızda Dilovası tarihinin çok eskilere dayandığı söylemiştik. Dilovası, bugün sanayisi ile olduğu kadar geçmişten bugüne taşıdığı tarihi eserleri ile de göz doldurmaktadır. Biz geçmişten bize kalan bu nadide emanetleri görüntüleyip gelecek kuşaklara aktarmak için Dilovası'nın tarihi duraklarında gezmeye devam ediyoruz. Şimdi ilk durağımız Osmanlı Devleti zamanında Dilovası'nda inşa edilen önemli tarihi köprülerden biri olan Mimar Sinan Köprüsü.
Mimar Sinan Köprüsü
Bu tarihi köprü 16. Yüzyılda Diliskelesi mevkiinde bulunan Dilderesi üzerinde, Kanuni Sultan Süleyman tarafından  Koca Mimar Sinan'a yaptırılmıştır. Köprünün mimarının Mimar Sinan olmasından dolayı da halk dilinde Köprüye Mimar Sinan Köprüsü de denilmektedir. Üç gözlü olan tarihi köprü'nün ayakları ortasında boşaltma gözleri vardır. Uzunluğu ise yaklaşık 20 metre kadardır. Şaşırtıcı olan ise köprü hiç onarım görmeksizin günümüze kadar ayakta kalabilmiştir.
Dilovası Kalesi ve Dil İskelesi
Diliskelesi'nde zamana meydan okurcasına ayakta kalan bu muazzam köprüden geçerek, bir rivayete göre adını Dilbaba'dan alan Diliskelesi'ne doğru yol alıyoruz.
Dilovası'nda yaşayan imparatorlukların bıraktıkları eserlerden Dilovası Kalesi ve Dil İskelesi bugün Dilovası'nın en büyük mahallesi olan Diliskelesi'nde bulunmaktadır. Geçmişte belirsiz, küçük Libyssa kasabası olarak adlandırlan Diliskelesi tek ününü ev sahibi Bithynia Kralı'na ihanet ettikten sonra Romalılara teslim edileceği belli olan Hannibal'in, intihar ederek öldüğü ve gömüldüğü yer olarak kazanır. Geç Antikite'de Nikomedia ana kara yolu üzerinde bir istasyonuydu Diliskelesi. Kültür ve medeniyetimizin izlerini araştırmak için geldiğimiz Diliskelesi'nde bizi bir yanda balık tutan insanlar, bir yanda da tarihi tren istasyondan geçen yolcu treni karşılıyor. Buralar gerçekten geçmişin nazlı yadigarı. Öyle ki 1950'lili yıllarda aş için iş için Karadeniz'den gelerek Diliskelesi istasyonunun yanında, yurt yuva kurmuş gelinlerin evine misafir oluyoruz.Şimdilerde 55-60 yaşlarında olan o zamanların canlı şahidi bu gelinler bakın bizlere neler anlatıyor.
Diliskelesi Canlı Şahidi ile Röportaj girecek
Diliskelesi, Gebze'nin 12 km doğusunda yer alan en eski yerlerden biri olan Nicamedia'ya bağlı bir kıyı kenti olduğu sanılmaktadır. İsterseniz burada bir parantez açarak, Başbakanlık Osmanlı arşivlerine bakmak faydalı olacaktır. Dilderesi'ne bağlı olarak Diliskelesi adını alan ve tarih içinde Osmanlı topraklarına 1419'da 3 kez katılan bu yöre karşı kıyıda bulunan Hersek'e geçişlerde iskele olarak kullanılmıştır. Başbakanlık Osmanlı arşivlerinde araştırmalar yaparken,  ünlü gezginimiz Evliya Çelebi'nin  seyahatnamesinde  yazdığı  Diliskelesi hakkında ilginç bir ayrıntıyı da öğreniyoruz. Zamanı durdurup Evliya çelebiye kulak veriyoruz.
" Bir gün  Horasan ereni  bir gezgin  derviş, Orhan Gazi zamanında  Diliskelesi'nin karşı  kıyısındaki  Herseke"e gelir   ve    gemicilere;
"Oğullar beni karşı taraftaki  Dilovası'na   geçirin" der.
Gemiciler dervişi karşı tarafa geçirmeyip giderler. Gönlü yaralı, bilgin ve ârif-i billah derviş hemen eteğine toprak doldurup;
"Biz karşıya Allahü Teala'nın emriyle böyle geçeriz" diye eteğinden toprağı denize döktükçe deniz kara    olup yürüyerek geminin ardı sıra yürür. Gemiciler bu hâli görüp;
"Meded sultanım boğazı doldurup ekmeğimize mâni olup İstanbul'dan İzmit'e gemiler geçmez olur. Lütf edip gemimize girin" diye rica ederler.
O zât da 12.000 adım kadar denizi dil gibi doldurduktan sonra gemiye girerler. Hâlâ onun için Hersek'teki yarım adaya  dil derler ve  dil gibi  sivri bir kumsal  körfeze  girmiş gibi  durur.
Ve derviş hazretleri karşı tarafa geçip keramet gösterip halini açığa vurdukları için derhâl temiz ruhlarını Hakk'a teslim eder. Osmanlı arşiv kayıtlarında adı geçen bu zatın Osmanlı'nın ilk Kaptan-ı Deryası olabileceği de bir başka önemli  bir ayrıntı olarak karşımıza çıkıyor. Bugün ise Diliskelesi hanı yakının da   Deniz feneri'nin  yakınında Dilbaba Dede medfundur ,Bölge halkı  Dilbabanın kabrinin  bölgede açılan taşocağına  kurban  gittiğini söylemekte.
Diliskelesi hakkında araştırmalarımızı sürdürdüğümüz Başbakanlık Osmanlı arşiv kayıtlarına göre  Fatih Sultan Mehmet Han'ın veziri Hersekoğlu Ahmed Paşa'ya ait olan büyük bir han ve adını buradan alan Hersek Dili'nden söz ediyor. Hersek, Dilovası'nın karşı kıyısındadır.   Bu büyük hana gelenler ve gidenler onda konuk olup karşı tarafta bulunan Diliskelesi'nden kayıkların gelmesini beklerlermiş. Bir medeniyetin izlerini taşıyan bu istasyon ve iskele şimdilerde kaderine terkedilmiş bir durumda. Sahile nazır tarihi istasyonda ki gördüğümüz içler acısı manzara tarihimize olan vefasızlığın da birer abidesi olarak öylece duruyor. Bir zamanlar bölge insanı tarafından  ürettikleri malları satmak için kullanılan sahildeki liman kalıntıları  en az istasyon kadar perişan vaziyette. Ağır yük gemileri ve hurda yığınlarının işgal ettiği Diliskelesi'nin dramatik değişimini  bölgenin canlı  şahitlerinden  dinliyoruz.
......................................................
Dilovası'nı gezdikçe tarihten kalan eserler bir bir sizi karşılar ve selamlar. Dilovası'na yolunuz bir kez düştümü tarihin labirentlerinde dolaşırcasına gezinip durursunuz... M.S.VII. yüzyıla ait olan bugünkü Diliskelesi'nin kuzeybatısında ki Gebrez tepesinde yer alan lıbyssa Suru buna en güzel örnektir. Kırk metre yükseliğe sahip surların içinde bir mahzen ile yatır vardır. Prof. A.M.Mansel'e göre bu mezarın Anibal'a ait olması muhtemeldir.
Biz, bu güzellikleri yaşaması için herkesi buralara davet ediyor ve Dilovası'na selam ederek, çıktığımız bu tarihi yolculuğumuzda, Dilovası'nın yeşili ve tarihi güzellikleri ile meşhur olan Tavşancıl'a doğru yol alıyoruz.
Tavşancıl
Bir zamanlar, Romalılara, Bizanslılara, Selçuklulara, Osmanlılara ve son olarak Türkiye Cumhuriyeti'ne ev sahipliği yapmıştır Tavşancıl. Biz, İstanbul'dan İzmit yönüne giderken yüksek bir tepede yeşillikler içinde kurulu Tavşancıl'a girmeden önce tarihi Tavşancıl tren istasyonuna uğruyoruz. Bu istasyonda kim bilir kimler geldi kimler geçti diye düşünmeden de edemiyoruz. Öyle ki savaş yıllarında kurtuluşumuzu sağlayan birliklere bu tarihi istasyon ev sahipliği yapmıştı.
Ancak gördüğümüz tablo karşısında hayretlere düşüyoruz. Diliskelesi istikametinde olan bu tarihi istasyon da bir kaç kilometre uzaklıktaki Diliskelesi istasyonu ile aynı kaderi paylaşmakta. Yıllarca bakımsız bir vaziyette bırakılan istasyonda yolcuların oturabilecekleri bir yer bile bulmak mucize. İstasyonun hemen yanı başındaki çeşmenin kırık duvarları da gözlerimizden kaçmıyor. Biz gelecek nesillere tarihimizi aktarmak için çıktık bu yollara. Tarihimize karşı bu vefasızlığın bir an önce giderilmesi için de yetkili kurumlara da çağrıda bulunuyoruz. Tanımak, sevmek demektir. Sevmek için korumak gerekir. Tarih bilinci her şeye sahip olmak demektir. Atalarımızdan kalan bu değerlerimiz yok olmamalı, gelecek kuşaklara da kalmalı.
Tavşancıl'ın tarihinde çok önemli yere sahip, bir kahramanın mezarına gitmek için Tavşancıl merkeze selam ederek daha yukarılara doğru ilerliyoruz. Bu kahraman adı, cumhuriyetimizin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk ile birlikte bağımsızlık mücadelesi veren ve İzmit bölgesinde milli mücadeleyi örgütleyen eşsiz yiğit Yahya Kaptan'dan başkası olamaz. Tavşancıl'a hakim bir tepe de yeşillikler içinde mezarı bulunan bu değerli vatan evladına vefa borcumuzu ödemek için mezarı başında ruhuna Fatiha okuyoruz. Mekanı cennet olsun.
Bölgemizin kurtuluşunun neferi olan Kuvay-ı Milliye kahramanı yada başka bir ifade ile Tavşancıllı Yahya Kaptan kimdir, neler yaşamıştır isterseniz gelin birlikte tanıyalım.
Kuva-i Milliye Kahramanı Yahya Kaptan
Eşsiz yiğit Yahya Kaptan, 1891 yılında Makedonya-Köprülü'de, Selânik-Üsküp demiryolu üzerinde ki yerleşim yerinde dünyaya gelir. Henüz dokuz yaşında iken Makedonya'da amcasına saldıran bir Bulgar'ı öldürüp dağa çıkması, yaşayacağı yazgısının başlangıcı olacaktır. Balkan Savaşı süresince imparatorluğun yaralı kanadı Balkanlar'da Bulgar milliyetçilerine karşı mücadelesini sürdürmeye devam eder, savaş bittiğinde de Sırplar tarafından onurlandırılır. Makedonya dağları, bu dönemde sıradan eşkıyanın yanında bir çok ulusçu ve meşrutiyetçi çeteyi barındırmış, Balkanlar'da "Çete Kültürü"nün oluşturulmasına da taban teşkil etmiştir. O yıllarda çete reislerine ise "Kaptan" sıfatı veriliyordu.
I. Dünya Savaşı başlamadan önce İttihat ve Terakki liderlerinden Enver Paşa'ya bağlı olarak kurulan Teşkilât-ı Mahsusa, güvenilir ve çete deneyimi olan bireyler arıyordu. Yahya Kaptan'ın örgüte katılmak ister ve bu isteği de hemen kabul edilir. Gönderildiği Irak görevi dönüşü tanıştığı Yakup Cemil ona hayat felsefesinde ilham kaynağı olur. Yahya Kaptan, Enver Paşa'ya karşı olan tutumu yüzünden Irak'a sürgün olarak gönderilir.
Sürgün hayatı biten Yahya Kaptan, İstanbul'a döndüğü zaman 30 Ekim 1918 tarihli Mondros Mütarekesi'nin ağır şartlarının ülkede yarattığı tahribatı ve halkın çaresizliğini görür. Bu esnada Mustafa Kemal Paşa'nın Çanakkale muharebelerindeki kahramanlıklarını öğrenir ve çok geçmeden ülkeyi kurtaracak tek kişinin de Mustafa Kemal Paşa olduğuna inanır.Yahya Kaptan, o andan itibaren " Mustafa kemal Paşa"ya karşı derin hayranlık beslemeye başlar.
O dönemler yurtsever bazı kişiler de, Mustafa Kemal Paşa'nın söylemlerine inanmaya başlamıştır. Bu arada kurtuluş mücadelesinde ülke kan ağlıyor, işgal güçleri yanlarına azınlıkları da katıp halka eza ve cefa ederler. Bu durum çok geçmeden halkta milli bilincin, Kuva-yı Milliye fikri ve ruhunun uyanmaya başlamasını sağlar.
Yahya Kaptan ise Gebze'de komutanlığını üstlendiği Kuva-yı Milliye'yi oluşturarak bölgeyi düşmandan temizler. Ancak İtilaf devletleri ile işbirliği içerisinde olan
İstanbul Hükümetinin gönderdiği kuvvetler tarafından yakalanıp başının kesilerek şehit edilmesi ile hayat  serüveni sona erer.
İşte Yahya Kaptan gibi neferlerin tarihin küllerinden doğan bir devlet olan Türkiye Cumhuriyeti'ni emaneti sonrası, yaşanmış olan sanayi hamlesinin getirmiş olduğu göç olgusunun, batı bölgelerimizde olduğu gibi Dilovası'nda da birçok yöreden kültürel insan zenginliğe sahip olduğu görürüz.
......................................................
Dilovası'nda adeta Devr-i Alem yaparak bir mahalleden başka bir mahalleye, bir köyden başka bir köye girizgah yapıyoruz. Buralar kültürün, tabiatın, tarihin ve insanların bir yelpazede birleştiği, aynı potada eridiği çok değerli yerleşim yerleri. Şimdi isterseniz sırasıyla Çerkeşli, Demirciler, Köseler ve Tepecik köylerini tanıyalım.
Dilovası 5 organize sanayi bölgesi ile bugün organize sanayilerin kalbinin attığı yer olsa da tarihi Tavşancıl mahallesi, Çerkeşli, Demirciler, Köseler ve Tepecik köyü ile tarım ve hayvancılığın hala yaşandığı bir bölgedir.
Dilovası köylerine giden yollar üzerinde tipik köylü kıyafetleri ile sizleri sebze ve meyve satan köy kadınları karşılar.Yöreye özgü sepetler içinde ki şeftaliler, deveci armutları, kiraz ve üzümler bu köylerde organik olarak yetiştirilmekte.
Her şeye rağmen hala hayvancılığın yapıldığı bu köylerde bir zamanlar, büyük ve küçükbaş hayvanların et ve süt ürünleri İstanbul'da padişah sofralarını süslemekteydi. Koyun yoğurtları ve kuzu dolmaları meşhur olan bu bölgelerde bugün sayıları azda olsa koyun sürüleri bulunuyor. Bugün bu köylerde geçimini hayvancılıktan sağlayan birçok insan var. Bu bakımdan Dilovası sanayinin yanında tarım ve hayvancılığın yapıldığı bir yer olarak hala varlığını devam ettriyor. Dilovası'nın birbirinden güzel köylerine gitmeden önce bir doğa harikası olan Ballıkayalar Tabiat Parkına yönümüzü ve yüzümüzü çevirmeden geçemeyeceğiz. Yemyeşil ormanlar ve sarp kayalar içinde saklı bir cennet olan bu tabiat parkı gerçekten görülmeye değer. Bu tabiat parkında akan tertemiz sular, bu sularda bir o yana bir bu yana zevk-i sefa süren bembeyaz kuğular adeta doğayla raks etmekte. Adeta renk renk fırça darbelerinden izler taşıyan bu koca vadi, dağcılarında uğrak yeri. İsterseniz eşiniz ve çocuğunuz ile de muhteşem atmosfere sahip bu ortamda harika bir haftasonu kahvaltısı yapabilirsiniz. Hem göz hem de gönül ziyafeti sunan bu eşsiz tabiat parkından insan hiç ayrılmak istemiyor. Ama biz biliyoruz ki yolumuzda başka güzellikler bizi bekliyor.
Biz sizleri, köy yolları güzergahında bulunan, adeta cennetten bir parça olan Ballıkayalar Tabiat Parkına davet ediyoruz. Bu yollarda ilk durağımız Dilovası'na asırlarca beşiklik eden ve Dilovası ilçesinin kurulduğu bölgeleri sinesinde barındıran Çerkeşli köyü.
Çerkeşli   
Çerkeşli, adından anlaşılacağı gibi tarihi çok eskilere dayanan bir köyümüz. Köy adeta saklı bir hazine. Köyde ki tarihi çeşme, çınar ağaçları köyün önemli bir geçmişe sahip olduğunu gösteriyor. Köyde ki sebze ve meyvecilik az da olsa yapılmaya çalışılıyor. Yüzlerce yıllık tarihi geçmişe sahip bu köy Manav-Türkmen geleneğini hala sürdüyor.
Çerkeşli'de yaşayan manavlar da kendi örf ve ananelerini sürdürmektedirler. Düğün, nişan ve sünnet törenleri günümüzde salonlara girse de hala bu köyde kendi usullerince yaşatılmaya çalışılıyor. Köyün sokaklarında gezerken tarihi adeta yaşar gibi oluyoruz. Ancak kiraz, şeftali, üzüm başta olmak üzere bir çok meyvenin bağcılığını yapan insanlar bağlarının bulunduğu alandan 1955'li yıllarda D-100 karayolunun geçirilmesinden sonra verimli topraklarını  sanayi kuruluşlarına satmaya başlarlar. Sanayi ile bir anda yaşanan nüfus artışı bölge insanlarını topraklarını sanayiciye ve yeni gelen insan kitlelerine satarak, kendi tabirleriyle ovaya yani bugünkü Dilovası'na yerleşmelerine neden olur. Kendilerine özgü yaşam tarzları olan bu insanları gelin isterseniz daha yakından tanıyalım.
......................................................
Zamanında Çerkeşli köy'ünde, Osmanlı Türk'ü olarak da isimlendirilen manavlar yaşamaktaydı. O zamanlar bu bölge yerleşme için değil, tarım ve bağcılık için kullanılıyordu.1419 tarihinde adını Bizans ordusu ile çarpışan Türk ordusunun Çerkez bölüğünden aldığı bilinen, Hereke tipi halı dokumacılığı ilerlemiş Çerkeşli köyünün üç tarafı pek yüksek olmayan dağlarla çevrili. Hayvan ağılları ile modern tavuk çiftliği olan köyün Çavuş üzümü ünlüdür. Aynı zamanda amatör spor kulübü ile Avcılık ve Atıcılık kulübü bulunan güzel bir köyümüzdür. Çerkeşli sahip olduğu güzellikler ile bizleri kendisine çağırıyor. Ama biz Çerkeşli'ye selam ederek, tekrar Dilovası'nın başka güzellikleri için yolumuza devam ediyoruz. Şimdi ki durağımız ise bir başka tarihi durak Demirciler köyü.
Demirciler
İzmit'e 45 km mesafede olan Demirciler köyü daha önceleri Diliskelesi sahilinde Gemiciler köyünün Demirciler'e taşınması ile meydana gelir. 700 yıllık geçmişi olan bu köyün tarihi hamam kalıntıları, çeşmesi, köye özgü konak tipi evleri ve köy girişindeki koca mezarlığı Demirciler köyünün ne kadar eski bir yerleşim yeri olduğunu gözler önüne seriyor. Öyle ki bu köyde yetişen birçok alim saraylarda huzur hocalığı da yapar.
......................................................
19. yy. Osmanlı mimarisinin en başarılı örneğini de bu köy içinde barındırmaktadır. Kalem işi bezemeler ve mimari üslup açısından Kocaeli ilindeki tek örnek olma özelliğine sahip Demirciler konağı tarihi bir eser olarak hala dimdik ayakta duruyor. Ancak köy girişinde gördüğümüz tablo, zamana meydan okurcasına dimdik ayakta kalma mücadelesi veren konağın ne kadarda sahipsiz olduğunun bir feryadı. Bu feryadı ekranlardan taşarcasına aktarmak tarihimizin bu köyde ki belki de en önemli nişanesi olacaktır. Geçmişimizi yıkmadan, geleceğimizi kurmak için tüm yetkilileri tarihimize sahip çıkmaları için göreve davet ediyoruz.
Karadeniz ikliminin hüküm sürdüğü Demirciler köyünün ekonomisi tarım ve hayvancılığa dayanıyor. Bugün köy hayatının halen bütün doğallığı ile sürdüğü Demirciler gezilip görülmeye değer bir yer. Biz sizleri tarihi Demirciler köyüne davet ediyor, yolumuza devam ediyoruz.
Köseler:
Dilovası'nda tam anlamıyla yaparak hiç durmadan yeşillikler içinde ki bir başka köy Köseler'deyiz. Köseler düz bir ovada adeta bir tabloyu andıran manzarasıyla sizlere hoş geldin der. Köy camisinin girişindeki tarihi kitabe ve köy mezarlığında ki tarihi mezar taşları Köselerin yüzlerce yıllık tarihi bir geçmişe sahip olduğunu gösterir. 1960'lı yıllarda açılan Kösler Kur'an kursundan birçok din adamı yetişti. Kur'an kursu halen din hizmetine devam ediyor. Köyde küçükbaş hayvan bakan sürü sahipleri halen hayatlarını hayvancılıkla sağlıyorlar. Mermerciler sanayinin kuşattığı koyun ağılları adeta bir tarihin ihtişamlı tablosunu yansıtıyor. Bu tablo aynı zamanda sanayileşmeye inat hayvancılığın var olduğunu da ispatlıyor. Biz, Köselerde koyun peyniri yapan Ilgaz ailesine konuk oluyoruz.
......................................................
Bugün birkaç sürü sahibinden birisine sahip olan Ilgaz ailesinin 400 yıllık geçmişi olan ağılına gidiyoruz. 100'lerce koyun bu ağılda.Türkiye'de hayvancılığın ölüm kalım savaşı verdiği bir ortamda biz bu köyde genç insanların severek hayvancılık yapmasına şahitlik yapıyoruz. Ancak sürü sahiplerinden dert ve sitem dinliyoruz.
......................................................
Köylerimizde normalde korunarak desteklenmesi gereken hayvancılığın Orman İşletme Müdürlüğü tarafından baskı altına alınmasına bizde isyan ediyoruz. Sadece Köseler köyündeki sürü sahipleri değil asırlardan beri sığırlık merasında hayvancılık yaparak hayatlarını çadırlarda sürdüren Yörüklerin de Orman Bakanlığı tarafından çıkarılmak istendiğini üzülerek öğreniyoruz. Bu kez de bir dokunup, bin ah işittiğimiz sürü sahibi gençlere yöneliyoruz. uzatıyoruz.
......................................................
Köseler bölgesinde başka tarihi köylerde var. Çerkeşli köyü üzerindeki Seki köyündeki Koca mezarlığı ise Mermerciler Organize Sanayi Bölgesinin malzeme deposu haline getirilerek yok olmakta. Birer manevi tapu senedi olan bu mezarlıklara sahip çıkarak gelecek kuşaklara aktarmak tarihe karşı bir vefa borcumuz.
Tepecik
Köseler köyündeki araştırma ve çekimlerimizi tamamlayarak kameramızı bu kez de Dilovası dağlarının zirvesinde bir kartal yuvasını andıran ve kuruluşu Fatih Sultan Mehmet'e kadar giden Tepecik köyüne çeviriyoruz.
Tepecik yada halk arasında ki ağzıyla Tepeköy'e girer girmez sevimli ve cana yakın insanları  bizleri karşılıyor.
Tepecik çok eski tarihi bir geçmişe sahip. Osmanlı öncesi uygarlıklara ait kalıntıların bulunduğu Tepecik, Fatih Sultan Mehmet Han tarafından merkezi bir köy haline getirilmiştir.
İl merkezine 55 km mesafede olan Tepecik'te, tarım ve hayvancılık yapılmakta, Karadeniz, Akdeniz ve kara iklimi iç içe olan köyde var olan tarihi cami, çeşme, konak ve mezarlık Tepecik köyünün tarihi geçmişini de yansıtıyor.
Veda Vakti....
Dilovası'nda, Adatepe üzerinden bir güneş daha batıyor. Kültürün, tarihin, sanayinin, tabiatın harman olduğu bu nadide ovadan ayrılma vakti de geldi çattı. Bizler bu bereketli topraklarda gezi yaptık. Dilovası'nı daha yakından tanıdık, insanlarıyla kaynaştık ve en önemlisi çok sevdik.
Dilovası bir yanda sahip olduğu kara, deniz ve hava yolu ulaşım imkanları, bir yanda tarihi dokusu ve kültürü, bir yanda da tabii güzellikleri ve sımsıcak Anadolu insanları ile binlerce yıldır bu coğrafyanın eşsiz bir mozayiği.
İpek yolunun geçtiği Dilovası, asırlarca Roma'dan Bizans'a, Osmanlı'dan Türkiye Cumhuriyeti'ne, Anibal'den Yahya Kaptan'a, Sultan Süleyman'dan Koca Mimar Sinan'a muhteşem tarihi  izler taşıdı. Artık Dilovası, gelişen ve büyüyen sanayisi ile Türkiye'nin sanayi atardamarı. Dilovası aynı zamanda Ballıkayalar tabiat parkı, Adatepe mesire alanı, tarihi Tavşancıl evleri, muhteşem Tavşancıl ve Diliskelesi sahilleriyle turizm bölgesi olma yolunda hızla ilerliyor.
Dilovası bugün, tarihi köylerinde yetişen sebze ve meyveleri, meşhur koyun yoğurdu ve kuzu dolmaları ile sadece sanayi değil, aynı zaman da tarım ve hayvancılığın da merkezi.
Dilovası, kültür erozyonunun yaşandığı bu çağda, tüm bu değerleri ile adeta Anadolu'nun saklı şehri gibi tarihten bizlere emanet. Bugün Dilovası herşeye rağmen hızla gelişiyor ve büyüyor.Yakın bir gelecekte sanayi, kültür, turizm ve ulaşım üssü olarak Türkiye'nin marka şehirleri arasında yerini alacak.Başlangıçta Dilovası'nı sevmek tanımakla başlar demiştik. Bir kez sevdiğinizde de asla bitmez bu sevda. Çünkü burası, sacda pişen ekmek kadar sıcak ve temiz yüreği olan Anadolu insanın kültürlerinin birleştiği ve kaynaştığı yerdir. Dilovası'na veda ederken aklımız ve gönlümüz Dilovası'nda kalıyor. Eğer bir gün yolunuz Dilovası'na düşerse, bilin ki Anadolu insanı kadar sıcak ve memleket nefesi kadar büyük bir özlemle sarıp sarmalar sizi buralar...
Selam olsun sana ovası bereketli nazlı gelin, selam olsun sana gönlü engin, yüreği derin diyar DİLOVASI...
......................................................
BEN DİLOVASI
Gencim ben, asiyim ruhum kaynıyor
Aklımdan geçenler sözcük arıyor
Susma gözlerimi çığlık sarıyor
Çakmak çakmak gözlerim ben Dilovası
Oyuna çağıran çocuklar gibi
Bu limanda gemiler bak seher yeli
Diliskelesinden kaçtı Yunan'ı İngiliz'i
Esaret dostum olamaz ben Dilovası

Demirciler, Tepecik, Çerkeşli köyler
Bir zamanlar bahçeler şarkılar söyler
Şimdi ticaret merkezi bu eller
Kıyı kenti diyorlar ben Dilovası

 

13 Şubat 2012

Yazi ile ilgili görüş ve önerilerinizi iskahraman@gebzegazetesi.com adresine gönderebilirsiniz.

Bütün Yazıları

Sitede yer alan her türlü yazı, şiir, karikatür vb. eserlerden, eser sahibi sorumludur. Kocaeli Aydınlar Ocağı'nın resmi görüşü olarak değerlendirilemez.