GÜNÜN SÖZÜ

Birileri arkanızdan konuşuyorsa, onlardan bir adım öndesiniz demektir. La edri

07 Aralık 2019 07:17 Hepsini Gör

YAZARLAR

M. Şefik Postalcıoğlu Dosyası

Anasayfa » Aydın Gözüyle » Röportaj » Oğuz ÇETİNOĞLU » Yeni Anayasa - 5

Yeni Anayasa - 5
Tarih: 29 Nisan 2012 Yazar: Oğuz ÇETİNOĞLU-Ekonomist, Araştırmacı-Yazar Kategori: Röportaj

Yeni Anayasa - 5

Cumhurbaşkanı Prof. Dr. ABDULLAH GÜL tarafından HOCALARIN HOCASI nişanı ile taltif edilen Prof. Dr. NEVZAT YALÇINTAŞ ile yılların tecrübesi rehberliğinde hazırladığı ANAYASA TEKLİFİ hakkında konuştuk.

(BEŞİNCİ ve SON BÖLÜM)
Oğuz Çetinoğlu: Siyasî partilerle ilgili Anayasa düzenlemesi konusunda nasıl bir teklifte bulunuyorsunuz?
Prof. Dr. Nevzat Yalçıntaş: Demokratik Cumhuriyetimizin yapısını daha da güçlendirmek, siyasî partilerimizin varlıklarını güvence altına almak ve sağlıklı faaliyetlerini düzenlemek için Yeni Anayasamızda aşağıdaki hükümlere yer vermek gereklidir.
Madde- Siyasî partiler, demokratik Cumhuriyetin ve siyasî hayatın vazgeçilmez unsurlarıdır.
Vatandaşlar, siyasî parti kurma, partilere girme ve partilerden ayrılma hakkına sahiptirler.
Siyasî partilerin kurulma, faaliyet ve kapatılmasına ait hükümler kanunlarda gösterilir.
Madde- Siyasi partilere karşı, aşağıdaki eylemlerin odağı haline geldiği hallerde kapatma kararı verilir:
-Şiddete başvurmak veya teşvik etmek,
-Irkçı ayrımlar yapmak veya teşvik etmek,
-Devletin bağımsızlığına, ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğüne karşı olmak veya bu tür girişimleri teşvik etmek.
-Siyasî partilerin üyelerinden birinci fıkrada yer alan fiilleri ferden yapanlar, kişisel olarak sorumludurlar.
-Temelli olarak kapatılan partiler bir daha kurulamaz.
-Yabancı devletlerin uluslararası kuruluşlardan ve Türk uyruğunda olmayan gerçek ve tüzel kişilerden maddî yardım alan siyasî partiler temelli kapatılır.
Madde- Kanunda gösterilen Genel Kurulları'nı yapmış ve seçimlere iştirak etmiş siyasi partilerin hakkında Anayasa Mahkemesi tarafından verilen kapatma kararları, TBMM'de görüşülüp, oylanmadan önce kesinlik kazanmaz.
Çetinoğlu: Türkiye Büyük Milet Meclisi ile ilgili olarak Anayasa'da düzenleme yapılması gerektiği kanaatinde misiniz?
Yalçıntaş: 1982 Anayasası'nın tekniği ve özelliğine aykırı düşen kısımları, bilhassa "Üçüncü Kısım" başlığı altında toplanmış, 75. Maddeden başlayarak "Altıncı Kısım"a kadar 74. Maddeye kadar devam eden kısımlar ve bölümleridir. Ancak ilgili kanun ve yönetmeliklerde yer alması gereken, çok sayıda ayrıntı Anayasa hükümleri olarak yazılmıştır. Bu, Anayasayı adeta "kırkambar" hüviyetine sokan hüküm ve ayrıntılar onu temel yasa niteliğinden uzaklaştırmış gereksiz yere uzun ve millet-devlet hayatının devam eden seyri içinde, vaki olan her gelişme ve değişmelerde, değiştirilmesi zarurî bir yasa haline getirmiştir. Bu durumun, başka bir deyimle Anayasayı "konjoktürel" bir kanun hüviyetine sokmuştur. Böyle bir vaziyetin beraberinde getirdiği mahzurlar, tıkanıklıklar çok açıktır.
Dolayısıyla başta devletimizin T.B.M.M. gibi temel organları ve kuruluşları olmak üzere bütün "teşkilat-ı esasiye"si, Anayasa'da sadece "görev ve yetkileri" ve "İşleyişleri"nin ana esasları itibariyle yer almalı diğer ve çoğu usullere, nisaplara ait ayrıntılar özel kanunlarda, tüzükler ve yönetmeliklerde gösterilmelidir. Böylece yeni Anayasamız, öncekilerde olduğu gibi kısa ve orta vadeli hususları bünyesinde bulunduran, kısa ömürlü bir metin olmak zafiyetinden kurtulup asırları kapsayan 22. yüzyılın dahi ötesine uzanan bir temel yasa niteliği kazanacaktır. Çalışmalarımızın, gayretlerimizin hedefi bu olmalıdır. Kökleri tarihin en eski zamanlarına uzanan az sayıda milletlerinden birisi olan Türk milletinin temel yasası 20-30 senelik olmamalı ve fakat yüz yıllara uzanmalıdır.
Çetinoğlu: Milletvekili sayısı için görüşünüz nedir?
Yalçıntaş: T.B.M.M.'nin, millet ve devlet hayatımızdaki mevkii, görevleri fevkalade önemli, çeşitli ve hayatîdir. Çalışmalarını verimli olarak yürütecek sayıda milletvekilinden teşekkül etmelidir. 
Milletvekilleri, Genel Kurul mesaisi dışında çok sayıda Komisyonlarda çalışacak, yurt içi ve dışı görevleri olacaktır. Bu tür görevlerin layıkıyla yerine getirilmesi için T.B.M.M.'de makul sayıda milletvekili bulunmalıdır. Fakat bugünkü 550 milletvekili sayısı ihtiyaçlardan fazladır ve bunun mahzurları uygulamada ortaya çıkmaktadır. 
Esasen hatırlanacağı gibi bu 550 rakamı, eski sayıya eklenmek istenen "Türkiye Milletvekilliği" teşebbüsünün gerçekleştirilememesinden dolayı, yani asıl beklenenin dışında ortaya çıkmıştı. Bundan dolayı 550 sayısının kısmen indirilmesi faydalı ve gerekli görülmektedir. Yeni sayı 500 olabilir.
Madde-Türkiye Büyük Millet Meclisi genel oyla seçilen beşyüz milletvekilinden oluşur.
Böylece teşekkül edecek 500'ler Meclisinin daha verimli çalışacağı kanaatindeyim.
Çetinoğlu: Milletvekilinin yaşı ve tahsili meselesi nasıl olmalı? 
Yalçıntaş: 1982 Anayasasının 76. Maddesi milletvekili seçilme yaşını 25 ve öğrenim şartını da "ilkokul" olarak tespit etmektedir. Bir taraftan Türkiye'de öğrenim süresinin uzaması, milletvekili olacak kişinin, milletvekilliği sona erdikten sonra da geçimini sağlayacak bir mesleğe daha önceden sahip olma zarureti, öte yandan Cumhuriyetimizin bir başarısı olan genel öğrenim düzeyinin yükselmiş olmasını göz önünde tutarsak yeni durum şu şekilde kabul edilebilir.
Madde: Otuz yaşını dolduran her Türk milletvekili seçilebilir. En az lise ve dengi okullardan mezun olmayanlar milletvekili seçilemezler.
Çetinoğlu: Milletvekillerinin göreve başlarken ettiği yeminde bir sıkıntı söz konusu mu? 
Yalçıntaş: 1982 Anayasasında milletvekillerinin "And içme" metni (madde 80) bazı temel kavramları, "bağımsızlık", "bütünlük", "egemenlik", "hukukun üstünlüğünü içermekle beraber yazılı şekli itibariyle akıcılığı olmayan çetrefillidir. Bunun böyle olduğunu her seçimden sonra T.B.M.M.'de yapılan yemin törenlerinden çok açık olarak görmekteyiz. Türkçe seviyeleri ortanın çok üstünde olan birçok milletvekilimiz bu metne takılmakta onu yanlış veya eksik okumaktadır. Bu Yeni Anayasamızda yeni bir yemin metninin yeniden yazılması zaruretini göstermektedir.
Yeni metinde "namusum" ve "şerefim" kavramlarından sonra "Bütün mukaddesatım üzerine" ibaresinin ilavesi yerinde olacaktır. Çünkü "namus" ve "şeref" ağırlıkla sübjektif, indi kavramdır, her fert ayrı yoruma, anlayışa sahip olabilir. "Mukaddesat" lafzı ise kullanış ve maksatta daha somut ve müşterek değerleri içermekte ve öyle de anlaşılmaktadır. Bunlar "inanç sistemi", "vatan", "bayrak", "ezan", "hak" gibi kavramlardır.
Cumhurbaşkanı'nın And içme metni de (1982 Madde 103) yukarıda belirttiğimiz mülahazalar ışığında yeniden yazılmalıdır.
Çetinoğlu: Cumhurbaşkanı görev ve yetkileri ile ilgili maddeler için teklifleriniz var mı?
Yalçıntaş: Türkiye, 1982 Anayasası'nda yapılan değişiklikle Cumhurbaşkanının, halk tarafından seçilmesi sistemine geçti. Bu yeni sistemin nasıl gerçekleştirileceği, başkanlık sisteminin hangi türünün kabul edileceği henüz kararlaştırılıp yürürlüğe sokulmamıştır. Yeni Anayasamız ayrıntıları ile tartışılmaya başlandığında bu önemli konu daha da ayrıntıları ile ortaya çıkıp kanunlaşma zemini bulunacaktır. 
Biliniyor ki 1982 Anayasasının hazırlanıp kabul edilme döneminde Türkiye'nin yaşadığı siyasî şartların da bir sonucu olarak Cumhurbaşkanına oldukça geniş görev ve yetkiler verilmiştir. Askerî yönetim sona erip demokratik kurallar işlemeye başlayınca bizzat T.B.M.M.'nin seçtiği Cumhurbaşkanları, Sayın Ahmet Necdet Sezer gibi, bu yetkilerin fazlalığını ifade etmişlerdir. 
Gerçekten, Yeni Anayasa, mevcut ve gelecekteki şartları, gelişmeleri göz önüne alarak Cumhurbaşkanı'nın "Görev ve Yetkilerini" (1982-Madde 104) yeniden tanzim etmelidir.
Yeni düzenleme için bir örnek, eğitim alanında verilebilir. Üniversitelerin sayının gittikçe artmış olduğu da düşünülürse, "Yüksek Öğretim Kurulu üyeleri seçmek" "Üniversite rektörlerini seçmek" gibi yetkiler Yeni Anayasada yer almaz, buna mukabil "Yüksek Öğretim Koordinasyon Kurulu Başkanı"nı atamak yetkisi söz konusu olabilir.
Çetinoğlu: Millî Savunma konusundaki tekliflerinizi lütfeder misiniz?
Yalçıntaş: Türkiye Cumhuriyeti devletinin varlığı ve istiklali, nihai bir hesapta, Türk Ordusunun mevcudiyeti ve savaş gücüne bağlıdır. Aziz Türkiye topraklarına millet olarak ayak bastığımız tarihten bugüne hiçbir gücün boyunduruğu altına girmemiş, müstemleke olmamış yakın gelecekte 1000 yıla ulaşacak tarih içinde her zaman kendi sancaklarımız altında yaşamış isek bunu iki temel faktöre borçluyuz.
1-Milletimizin sarsılmaz kutsal vatan ve onun uğruna şehit olma inancı, şehitler mutlak mutluluk ülkesine açılan cennet kapılarına tebessüm ederek girerler. Büyük kahraman Mustafa Kemal'in Çanakkale'de savaşan askerlerimizin düşman siperlerine nasıl atıldıklarını tasvir eden cümleleri hafızalarımızdan asla silinmesin. 
2-Türk Ordusunun Kahramanlığı. Türkiye'miz gibi dünyanın en fırtınalı, en çok göz konan bir coğrafyada bin yıldan beri istiklalimizi daima korumuş isek bunu şanlı ordumuzun kahramanlığı, üstün komuta yeteneği, savaş gücü ve kabiliyetine borçluyuz. Her ikisi de ağustos ayında tecelli eden Malazgirt ile Afyon sırtlarında kazanılan Başkomutanlık Meydan Muharebesi zaferleri arasındaki tarihte nice millî gurur tabloları yer aldı.
Bugünün gerçekleri ise, bize bir diğer hakikati gösteriyor, öğretiyor. Az önce işaret ettiğimiz her iki faktör mutlaka baki kılmak üzere modern savaşların yüksek teknolojinin ürünü olan silahlarla yapıldığı ve kolektif savunma sistemine dahil olunsa dahi asıl savunma gücünün o ülkenin kendi öz gücüne dayandığı realitesi.
Bu durumda, Yeni Anayasamızda, varlık ve istiklalimizi muhafaza etmek ve yüksek caydırıcılık seviyesine devamlı sahip olabilmek için Devletin temel sorumluluklarından birini şöyle bir madde ile tespit edebiliriz:
Madde-Devlet, savunma sanayinde dış ülkelere bağımlı olmama ve ileri teknoloji ürünü silah ve diğer savaş araçlarını millî olarak üretme hedeflerini takip eder.
Şüphesiz ki böyle hayatî hedeflerin gerçekleştirilmesi devletin elinde bulundurduğu kaynak ve imkânlara bağlıdır. Başka türlü düşünülemez. Fakat Madde'de yazılı hüküm, kaynakların artırılması ve bütün imkânların en verimli şekilde kullanılması anlamına gelmektedir. 
Sözlerimi; güzel ve hikmet dolu bir atasözümüzle bitirelim:
"Elden gelen öğün olmaz, o da vaktinde bulunmaz."
Çetinoğlu: Genelkurmay Başkanlığı'nın statüsünde değişiklik teklif ediyor musunuz?
Yalçıntaş: Genelkurmay Başkanlığı hiçbir ülke ve ordunun vazgeçemeyeceği hayatî bir teşkilattır. Orduların tam bir birlik ve koordinasyon içinde bulunması zarureti vardır. Bunu da Genelkurmay Başkanlığı sağlar. Bu kadar hayatî bir görevi olan bir kuruluşun mevcudiyeti devletin iki başlı hale dönüşmesi sonucunu doğurmaz. Bunu sağlamak için 1982 Anayasasının 117. maddesinde bir değişiklik yapmak gerekli olacaktır. 
Madde- .................. "Genelkurmay Başkanlığı Millî Savunma Bakanlığına bağlı bir kuruluştur."
Ayrıca bu durum şöyle bir fayda da getirecektir. Bilindiği gibi son yarım yüzyıla varan zaman diliminde varlık ve istiklalinizi koruyucusu şerefli ordumuzun içerisinde bazı unsurlar, kutsal savunma görevlerini ihmal ederek siyasî müdahalelere karışmışlardır. Bu durumların tekrar zuhur etmesini önlemede Millî Savunma Bakanlığı ek ve etkili bir sorumluluk hizmeti yapacaktır.
Çetinoğlu: 1982 Anayasasında yer alan kurumlarla ilgili bir düzenleme gerekir mi?
Yalçıntaş: 1982 Anayasamızda bazı kurumların kuruluş ve yönetim usulleri hakkında maddeler yer almıştır (Madde 133, 134, 135). Bu kurul ve kurumların görev ve yönetim biçimlerinde, zamanın şartlarına göre değişiklikler olabilir ayrıca yeni kurul ve kurumlar kurulabilir. Bunlar Anayasada değişiklik yapma gereğini doğurabilir.
Bu ve diğer mahzurları önlemek için bu maddeler Yeni Anayasada metinden çıkarılarak kendi kanunlarını muhafaza ve geliştirme daha da uygundur.
Çetinoğlu: Anayasa Mahkemesi...
Yalçıntaş: Yeni Anayasada "Anayasa Mahkemesi" hakkındaki bütün maddeler, geçmiş bütün çalışma esas ve usulleri, verilmiş olan kararlar, T.B.M.M.'nin görev ve yetkileri, kişi hak ve hürriyetleri ve diğer temel konular muvacehesinden tümüyle incelenip yeniden yazılmalıdır. 
Bu çalışmalar şüphesiz Anayasa Mahkemesi'nin de görüşlerinin alınması zaruridir.
Çetinoğlu: Muhterem Hocam, bu görüşme ile ilgili olmak üzere son olarak Geçici Hükümler'e de değinebilir miyiz?
Yalçıntaş: Yeni "Türkiye Cumhuriyeti Anayasası" kabul edilip, yürürlüğe girince, 1982 TC Anayasası tümüyle kaldırılmış olacağından yeni Anayasada yer alacak "geçici hükümler" gerektiği ölçü ve şekilde maddelendirilecektir.
Çetinoğlu: Efendim! Çok teşekkür ederim. Detaylı ve mutlaka faydalı olacak bilgiler, öneriler sundunuz. 
Yalçıntaş: Yeni "TC Anayasası" hakkında tekliflerimizi kısa gerekçelerle ifade ettim. Bunları nihaî metni hazırlayacak Komisyon veya Komisyonlarla Türkiye Büyük Millet Meclisimizin bütün değerli üyelerine saygılarımızla sundum. 
Cenab-ı Hak yardımcıları olsun ve milletimizi korusun.
Size de, yeni Anayasa hakkında görüş ve tekliflerimi açıklama fırsatını bana verdiğiniz için kalbi teşekkürlerimi bildiririm.  
Prof. Dr. NEVZAT YALÇINTAŞ
Prof. Dr. Nevzat Yalçıntaş 1933 yılında Ankara'da doğdu. İlk ve Orta öğrenimini Ankara'da yapan Nevzat Yalçıntaş, Ankara Ticaret Lisesi'nden mezun olduktan sonra İstanbul Yüksek Ticaret ve İktisat okulunu 1954'de bitirdi. Fransa Caen Üniversitesi Hukuk ve İktisadî İlimler Fakültesi'ndeki doktorasını 1957 yılında pekiyi dereceyle tamamladı.
Akademik hayatına Ankara'da başlayan ve kısa bir süre sonra İstanbul Üniversitesi'nde görev alan Nevzat Yalçıntaş, 1958-1960 yılları arasında Genel Kurmay Başkanlığı Araştırma ve Geliştirme Kurulunda Araştırmacı olarak vatanî hizmetini tamamladı. 1962-1963 yılları arasında doçentlik çalışmaları için İngiltere'de Londra Üniversitesi London School of Economics and Social Sciences'de bulundu.
Prof. Dr. Nevzat Yalçıntaş, 1958 yılında Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü'nde İktisat Uzmanı olarak ilk defa devlet görevine başlamış, arkasından sırasıyla; 1961998 yılları arasında İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi Öğretim Üyeliği, 1968-1970 yıllarında Devlet Planlama Teşkilatı Sosyal Planlama Daire Başkanı, 1969-1970 döneminde Vekâleten İktisadî Planlama Daire Başkanı, 1973-1975 yılları arasında Avrupa Göçmen İşçiler Kurulu Üyeliği, 1975 yılında TRT Genel Müdürlüğü görevlerinde bulundu. 19821986 yılları arasında İslam Kalkınma Bankası Araştırma ve Eğitim Enstitüsü Kurucu Başkanlığı, 1986-1990 yıllarında Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği Başkanlık Baş Müşaviri ve Yüksek İstişare Kurulu Başkanlığı yaptı.
Türkiye'yi dünyanın birçok ülkesinde çeşitli milletlerarası kuruluş ve toplantılarda temsil eden Prof. Dr. Nevzat Yalçıntaş, ülkemiz içinde ve dışında özel sektör kuruluşlarında üst düzey yöneticilik ve danışmanlık görevlerinde bulunmuş, 1996-1998 yılları arasında Türkiye Gazetesi'nde başyazarlık yapmıştır.
1995 yılında Türkiye ve Suudi Arabistan arasında Türk kamyon şoförlerinin Captagon adlı uyuşturucu ilacı taşımaları sebebiyle ortaya çıkan idam krizinde Türkiye Cumhuriyeti adına olağanüstü arabulucuk görevini yerine getirmiştir. Prof. Dr. Nevzat Yalçıntaş, o dönemde Suudi Arabistan veliahtı olan Kral Abdullah tarafından 'Olağanüstü Büyükelçi' protokolüyle kabul edilmiş; yapılan görüşmeler neticesinde idam cezasına çarptırılan ve kararı kesinleşen 54 kişiden hiçbirinin infazı gerçekleştirilmemiştir.
1998 yılında Fazilet Partisi'nin yaptırmış olduğu bir kamuoyu araştırmasında, halkın siyasette en çok görmek istediği "akademisyen" olarak öne çıkan Prof. Dr. Nevzat Yalçıntaş kendine birçok parti tarafından yapılan teklifler arasında Fazilet Partisi'ni tercih ederek 1999 Genel Seçimlerinde TBMM'ne İstanbul Milletvekili olarak girmiştir. 2000 yılında Cumhurbaşkanlığına aday olan Prof. Dr. Nevzat Yalçıntaş, 2002 genel seçimlerinde AK Parti'den tekrar İstanbul Milletvekili seçilmiştir. Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde bulunduğu dönemde, Avrupa Güvenlik ve İş Birliği (AGİT)  Parlamentosu'nda  Başkan Yardımcılığı ve Türk Grubu Başkanı ayrıca Türkiye-Rusya Parlamentolar arası Dostluk Grubu Başkanlığı görevini yürütmüştür. 2007 genel seçimlerinde ise kendi isteği ile milletvekili adayı olmamıştır. 
Ülkemizde ve yurt dışında birçok vakfın ve derneğin kurucuları arasında bulunan Nevzat Yalçıntaş, hâlen; İş Dünyası Vakfı Yüksek İstişare Kurulu Başkanı ayrıca Ahıskalılar Derneği, Avrupalı Müslümanlar Birliği ve Rotterdam İslam Üniversitesi  Şeref Başkanı'dır.
Fransızca, İngilizce ve Arapça bilen Prof. Dr. Nevzat Yalçıntaş'ın Emek Arzı, Türkiye'nin Sosyal Yapısı, Sosyal-Siyaset konularında kitapları ve çok sayıda yurt içi ve yurt dışı ilmî tebliği vardır. Tebliğlerinden bazıları İngilizce, Almanca, Arapça, Japonca, Rusça ve Arnavutça yayınlanmıştır. Prof. Dr. Nevzat Yalçıntaş evli ve üç çocuk sahibidir.
Prof. Dr. Nevzat Yalçıntaş'ın yayınlanmış eserleri:
Uluslararası Eksende Terör ve Türkiye / Terör Nasıl Bitirilir ? Nevzat Yalçıntaş, Mahir Kaynak, Ahmet Almaz. Nokta Kitap.
Türkler ve İslamiyet / Prof. Dr. İlber Ortaylı, Prof. Dr. Nevzat Yalçıntaş, Prof. Dr. Mümtaz'er Türköne. Yakamoz Yayınları İstanbul, 2008
Avrupa Birliği ve Kıbrıs
Avrupa Birliği ve Türkiye
Avrupa'da Yükselen Hilal
Türk Birliği - Yeniden Diriliş
Amerika'nın Irak Macerası
Küreselleşen Dünyada İslam ve Hayat: Bilge Yayıncılık İstanbul, 2004
Yalçıntaş'ın, basılı eserleri dışında; Türkiye Gazetesi'nde yayınlanmış yüzlerce başmakalesi, Tercüman Gazetesi'nde yayınlanmış pek çok yazısı ile ses kayıt cihazlarından yazıya dönüşümü yapılmamış konferans, bildiri metni ve sohbetleri vardır. 
(Prof. Dr. NEVZAT YALÇINTAŞ RÖPORTAJININ SONU)

 

 

 

29 Nisan 2012

Yazi ile ilgili görüş ve önerilerinizi ocetinoglu1@gmail.com adresine gönderebilirsiniz.

Bütün Yazıları

Sitede yer alan her türlü yazı, şiir, karikatür vb. eserlerden, eser sahibi sorumludur. Kocaeli Aydınlar Ocağı'nın resmi görüşü olarak değerlendirilemez.