GÜNÜN SÖZÜ

Bir kişiye iyilik yapmak istiyorsan ona balık verme, balık tutmayı öğret. Konfüçyüs

25 Ağustos 2019 21:47 Hepsini Gör

YAZARLAR

M. Şefik Postalcıoğlu Dosyası

Anasayfa » Aydın Gözüyle » Güncel » İsmail KAHRAMAN » Engellilere Sahip Çıkıyor Muyuz?

Engellilere Sahip Çıkıyor Muyuz?
Tarih: 03 Aralık 2012 Yazar: İsmail KAHRAMAN-Gazeteci, Belgesel Yapımcısı Kategori: Güncel

Engellilere Sahip Çıkıyor Muyuz?

 

3 Aralık Dünya Engelliler günü. Bugün bu konuda çeşitli etkinlikler yapılacak. Daha önce sakat ve özürlü dediğimiz insanlara son yıllarda biraz daha saygı göstererek engelli demeye başladık. Engellilere yönelik devlet ciddi yasalar ve yaptırımlar uygulamaya başladı. Görme özürlü bir vatandaşın milletvekili seçilmesi, engellilerin sorunlarını gündeme daha çok taşınmasına vesile oldu.

Bugüne kadar engellilerle ilgili bir çok yazı kaleme aldım. Makaleler yazdık. Belgesel programlar çekerek kamuoyu oluşturmaya çalıştık. Engellilerle ilgili 3 Aralık'ın Dünya Engelliler günü kabul edilmesi ise konunun dünya kamuoyuna gelmesine vesile oldu. 
3 ARALIK NEDEN DÜNYA ENGELLİLER GÜNÜ?
3 Aralık'ın dünya engelliler günü olarak ilan edilmesi fazla değil 20 yıllık bir geçmişe sahip.  1992 yılından bu yana 3 Aralık gününde Birleşmiş Milletler tarafından uluslararası bir gün olarak kabul edilmiştir. Bu günde dünya çapında organizasyonlar düzenlenmektedir. Bu aktiviteler genellikle ücretsiz olup, gönüllülüğe dayanmaktadır. Hükümet desteği ve sivil toplum organizasyonlarıyla birlikte bu günün kutlanması çeşitlilik göstermektedir. Her yıl bu gün için değişik bir tema edinilmektedir.

HEPİMİZ ENGELLİ ADAYIYIZ
Aslında bir çok engelli, özürlü ve sakat vatandaş doğmadan değil, daha sonra geçirdikleri kazalar neticesi engelli olmakta. Bu kazaların başında ise iş ve trafik kazaları gelmekte. Türkiye iş ve trafik kazaları açısından tam bir savaş alanı. Bir çok insan trafik magandaları yüzünden ya hayatını kaybetmekte veyahut sakat kalmakta. Her yıl meydana gelen trafik kazası bilançoları bu acı gerçeği yüzümüze haykırmakta. 
İŞ KAZALARI'NDA TÜRKİYE'NİN DURUMU
Dünya İş kazaları istatistiği araştırıldığında Türkiye, iş kazalarında neredeyse ön sıralarda yer alıyor. İş kazalarına yönelik yasalar ve yaptırımlar ise sadece göstermelik. Bu konuda ne işveren ne de çalışan işçiler bilinçli değil. 
Sadece Kocaeli bölgesinde iş kazaları sonucu hayatını kaybedenlerle ilgili veriler incelendiğinde karşımıza dehşet manzara çıkmakta. Sakat kalan insanlar ise iş kazalarının boyutunu bizlere göstermekte. Kocaeli'de ki iş mahkemelerinin dokümanları incelendiğinde iş kazalarında sakat kalanlar, bir başka ifadeyle engelli duruma düşen insanlarımız üzerinde ciddi bir araştırma yapıldığında, iş kazalarının hangi boyutta olduğunu göreceğiz. 
İş kazalarıyla ilgili sadece yasalar ve yaptırımlar yetmiyor. Öncelikle çalışan işçiler de bilinçlenmeli. Bir çokları yeterli önlemi almadığı için meslek hastalıklarına yakalanmakta,. Hayatlarının baharlarında ölmekteler. 
İşçi ve iş veren sendikalarımız işçilerin sadece maaşları ve özlük hakları ile ilgili pazarlıklar yapmakta. Aslında işçi sağlığı ve iş güvenliğini birinci öncelik olarak ele almaları gerekmektedir. Bugün bir çok iş yerinde işçi sağlığı ve iş güvenliği uygulanamamakta. Bu yüzden meydana gelen kazalarda bir çok insan hayatını kaybetmekte veyahut sakat kalarak engelli durumuna düşmektedir. 
YANLIŞ DOĞUMLARDA ENGELLİ YAPIYOR
Yanlış ve bilinçsiz doğumlar engelli oranını artırmakta. Son yıllarda sağlık kuruluşlarında doğumların yapılmasıyla bu durum azalmakta, buna rağmen halen kırsal bölgelerde evlerde doğum gerçekleşmekte, doğum esnasında bebekler sakat kalmakta, annenin sağlık durumu tehlikeye düşmektedir. 
Akraba evliliği Türkiye'nin kanayan bir yarasıdır. Akraba evliliği dolayısıyla bir çok sakat ve özürlü bebekler dünyaya gelmekte, toplum bu yüzden büyük sorun ve sıkıntılar yaşamakta.

 

 

03 Aralık 2012

Yazi ile ilgili görüş ve önerilerinizi iskahraman@gebzegazetesi.com adresine gönderebilirsiniz.

Bütün Yazıları

Sitede yer alan her türlü yazı, şiir, karikatür vb. eserlerden, eser sahibi sorumludur. Kocaeli Aydınlar Ocağı'nın resmi görüşü olarak değerlendirilemez.