GÜNÜN SÖZÜ

İnsan da ağaç gibi yükselmek istediği nisbette kökünü derine salmalıdır. Fredrik Nietzce

17 Kasım 2019 02:57 Hepsini Gör

YAZARLAR

M. Şefik Postalcıoğlu Dosyası

Anasayfa » Aydın Gözüyle » Güncel » Yrd.Doç.Dr. Zülfikar ÖZKAN » Çocuk Psikolojisi ve Şiddet

Çocuk Psikolojisi ve Şiddet
Tarih: 05 Mart 2013 Yazar: Yrd.Doç.Dr. Zülfikar ÖZKAN-Akademisyen, Yazar Kategori: Güncel

Çocuk Psikolojisi ve Şiddet

Dünyanın her yerinde şiddet ve terör can almaya devam ediyor. En önemlisi de okullarda artan şiddettir. Gün geçmiyor ki, dayak yemeyen öğrenci ve öğretmen olmasın.  Bu durumun psikolojik ve sosyolojik açıdan derinlemesine incelenmesinde büyük fayda vardır. 

Şiddet, bir insanın bir başka insana, isteği dışında fiziksel, sözel ve cinsel olarak zarar verici güç uygulamasıdır. Şiddet, bütün insanların ruh sağlığını ciddi biçimde tahrip etmektedir. Çocuklar açısından ise daha kötü sonuçlar doğurmaktadır. Çünkü şiddet, çocukların hayata ve bulundukları topluma uyumlarını güçleştirmektedir.

Okullardaki şiddeti önlemeden, ülke genelindeki şiddeti önlemek mümkün mü? Acaba okuldaki şiddetin sebebi nedir? Şiddetin ülke genelindeki sorunlardan ve televizyondaki şiddet içerikli dizilerden kaynaklandığını söyleyebiliriz. Ama öğretmenlerin mutsuzluğundan kaynaklanan ve öğretmen-öğrenci diyalogunun minimum seviyeye indiği durumlarda incelenmelidir.

Çoğu zaman tanık olmuşuzdur: Mutsuz olan öğretmen, öğrenciye saldırgan ve sinirli bir şekilde davranıyor.  Bu da öğrenciyi sinirli ve saldırgan olmaya yöneltiyor.

Aile içi şiddet konusu da uzmanların en fazla dikkat çektiği konulardan birisidir. "Şiddet gören öğrenci, şiddet uyguluyor" iddiası, araştırmacılar tarafından da destekleniyor.

Son günlerde medyada, bebeklere ve çocuklara uygulanan şiddet olayları ile ilgili haberler hepimizde şok etkisi yarattı.  Bu çocuklara uygulanan şiddetin başında fiziksel şiddet ve dayak gelmektedir.  Çocukların maruz kaldıkları vahşet, biz yetişkinleri dehşete düşürdü. Onları, bu hale getiren yetişkinleri nefret ile kınadık. Bugün pek çok insanda, ana- baba olmak isteyenlerin, ana-baba eğitiminden geçmeleri gerektiği kanaati hasıl oluşmuştur. 

Yapılan araştırmalara göre, suça sürüklenen çocukların önemli bir bölümü hayatlarının ilk yıllarını, aile içi ilişkiler seviyesinde yaşanan kötü sosyalleşme süreci içinde geçirmişlerdir. Başbakanlık Aile Araştırma kurumunun yaptırdığı bir çalışmaya göre, 14 yaşın üstünde olanların nerdeyse dörtte üçü çocukluklarında dayak yemişlerdir.  Evinden kaçan çocukların yarıya yakını evdeki dayaktan şikâyetçi olmaktadırlar. Aynı araştırmaya göre, ülkemizdeki ailelerin üçte birinde aile içi fiziksel şiddet vardır. Şiddet uygulayan ailelerin 3/4'ünde çocuklar şiddete tanık olmuşlardır. (Özpolat- Solak, s. 429.

İşte ülkemizde çocukları psikolojik durumları, ruhsal yapıları be gerçeklerin etkisi altında oluşuyor.  Bu çocuklar şiddet sonrasında pek çok olumsuz tepki vermektedirler.  Bu tepkilerin en önemlileri, öfke, korku, anne-babayı sevmeme, içine kapanma, saldırganlık, şiddete başvurma gibi olumsuz duygu ve davranışlardır. Bu durumlarda, şiddetin bir "terbiye" yöntemi olarak görülmesinin de şüphesiz payı vardır.

İzah ettiğimiz sebeplerle, çocukların psikolojik yapılarını iyileştirmek ve mağduriyetlerini önlemek için anne-babalara, eğitimcilere, siyasilere, adli makamlara, kolluk kuvvetlerine, mahalli yönetimlere, akademisyenlere, medyaya, sivil toplum kuruluşlara büyük görev düşmektedir. Bu kişi ve kuruluşlar çocuk suçlarının ailede, okulda ve sosyal çevrede daha oluşmadan önlenmesi için bütün tedbirleri almalı ve bu konuda ellerinden gelen her türlü çabayı göstermelidirler.

Çocuğun gelişimi bağımlılıktan bağımsızlığa,  bencillikten işbirliğine, somut düşünceden soyut ve mantıklı düşünmeye doğrudur.

Çocukların duyguları sürekli değişiklik gösterir, biraz önce kavga ettiği arkadaşıyla bir süre sonra barışır, oyunlar oynar. Bu sebeple çocukların oyunlarına ve kavgalarına büyükler karışmamalıdır. Bu sebeple, büyükler, çocukların her zaman kendilerini ifade etmelerine imkân tanımalıdırlar. 

Çocuklar yeni durumlara uymakta güçlük çekmezler, çabuk öğrenirler, kötü olayları çabuk unuturlar. Düşüncelerini ve olayları olduğu gibi anlatırlar. Bir söz vardır: "Çocuktan al haberi. "  

Eğitimciler çocukların gelecekte uyumlu ve başarılı olabilmeleri için en sağlıklı eğitim yollarının geliştirilmesi çabası içindedirler. Her ne kadar kişilik gelişiminin insanın yaşamı boyunca süregeldiğini kabul etsek de, kişilik gelişmesi ve yapılanmasında temelin çocukluk döneminde atıldığı gerçeği geçerliliğini korumaktadır. Sosyal uyum üzerine yapılan çalışmalar, ailenin çocuk üzerindeki ilk etkilerinin son derece önemli olduğunu göstermiştir. Anne-babanın ve ailenin diğer bireylerinin çocukla olan etkileşimi, çocuğun aile içindeki yerini belirlemektedir. Çocuğa yöneltilen davranış ve ona karşı takınılan tavır, ilk yaşantıların örülmesinde büyük önem taşımaktadır.

 "Kızını dövmeyen dizini döver", "Ders vermek için dövdüm" gibi savunmalar günümüzde artık geçersiz.

 Hem şiddete doğrudan maruz kalan, hem de annesinin, babasının veya kardeşlerinin sık sık küçük düşürüldüğüne, tehdit edildiğine ya da dayak yediğine şahit olan çocukların psikolojisi bu durumdan   olumsuz olarak etkilenir. Her iki durumda da çocuğun kendine saygısı, büyüklere duyduğu güven duygusu ve yaşam sevinci yara alır.

Şiddete maruz kalan çocuklar,  ailede yaşanan şiddeti durduramadıkları için kendilerini suçlu hissetmektedirler.  Bu çocuklar aileleri adına üzüntü duymaktadırlar. Ayrıca anne babalarına karşı duygularında karışıklık ( sevgi ve nefreti aynı anda hissetme), terk edilmekten korkma, duygularını ifade etmekten korkma, yaralanmaktan korkma, yaşamındaki şiddet ve karmaşa nedeni ile kızgınlık duyma, depresyon ( aşırı mutsuzluk), çaresiz ve güçsüz hissetme gibi duygular içine girmektedirler.

D.Nolte'nın şu mısraları, çocuk psikolojisinin nasıl oluştuğunu ve çocuğun neyi ve nasıl öğrendiğini çok açık bir şekilde gözler önüne sermektedir:

Çocuk Yaşadığını Öğrenir

Eğer bir çocuk sürekli eleştirilmişse,
"Kınama ve ayıplamayı öğrenir"
Eğer bir çocuk kin ortamında büyümüşse,
"Kavga etmeyi öğrenir"
Eğer bir çocuk alay edilip aşağılanmışsa,
"Sıkılıp utanmayı öğrenir"
Eğer bir çocuk sürekli utanç duygusuyla eğitilmişse,
"Kendini suçlamayı öğrenir"
Eğer bir çocuk hoşgörüyle yetiştirilmişse,
"Sabırlı olmayı öğrenir"
Eğer bir çocuk desteklenip, yüreklendirilmişse,
"Kendine güven duymayı öğrenir"
Eğer bir çocuk övülmüş ve beğenilmişse,
"Takdir etmeyi öğrenir"
Eğer bir çocuk hakkına saygı gösterilerek büyütülmüşse,
"Adil olmayı öğrenir"
Eğer bir çocuk güven ortamı içinde yetişmişse,
"İnançlı olmayı öğrenir"
Eğer bir çocuk kabul ve onay görmüşse,
"Kendini sevmeyi öğrenir"
Eğer bir çocuk aile içinde dostluk ve arkadaşlık görmüşse,
"Bu dünyada mutlu olmayı öğrenir"

Yazan : D.Nolte, 1975

Çeviren : D.Cüceloğlu

05 Mart 2013

Yazi ile ilgili görüş ve önerilerinizi zulfikarozkan@hotmail.com adresine gönderebilirsiniz.

Sitede yer alan her türlü yazı, şiir, karikatür vb. eserlerden, eser sahibi sorumludur. Kocaeli Aydınlar Ocağı'nın resmi görüşü olarak değerlendirilemez.