GÜNÜN SÖZÜ

İnsan da ağaç gibi yükselmek istediği nisbette kökünü derine salmalıdır. Fredrik Nietzce

17 Kasım 2019 14:55 Hepsini Gör

YAZARLAR

M. Şefik Postalcıoğlu Dosyası

Anasayfa » Aydın Gözüyle » Kültür - Sanat » Oğuz ÇETİNOĞLU » Osmanlı Hekimlerinin Sağlık Kuralları

Osmanlı Hekimlerinin Sağlık Kuralları
Tarih: 05 Ağustos 2015 Yazar: Oğuz ÇETİNOĞLU-Ekonomist, Araştırmacı-Yazar Kategori: Kültür - Sanat

Osmanlı Hekimlerinin Sağlık Kuralları

İnsan sağlığı her çağda önemli bir mesele idi. Bu sebeple tıp ilmi ve tekniği de çok eski ve köklü bir geçmişe sâhiptir. İlim ve tekniğin genel gelişmesine paralel olarak tıp da gelişmiştir. Bütün ilimlerdeki gelişmelerden ve sonuçlarından, bütün teknik buluşlardan tıp ilmi de yararlanmıştır.

Günümüze intikal eden bilgilere göre, 'en eski' olmasa bile, Milattan Önceki yıllarda yaşamış en tanınmış, en büyük, bir kısmı kendisine ait olmamakla birlikte O'nun adıyla bilinen tedavi yöntemlerinden oluşan büyük bir tıp doktrini oluşturan; adı tıp adamlarının mesleğe başlarken ettiği yeminle özdeşleşen kişi Hipokrat'tır. M.Ö. 460 yılında doğmuş, o dönemin şartlarına göre uzun bir ömür yaşayıp 377 yılında, 83 yaşında ölmüştür.

Son Peygamber Hazret-i Muhammed (sav) Efendimizin insan sağlığı ile yakından ilgilendiğini, Hadis-i Şeriflerinden öğreniyoruz. O'nun sünnetine uyarak yapılan ilaçlar ve tedavi yöntemleri, 'Tıbb-ı Nebevî' adı altında toplanmış ve günümüze intikal etmiştir. İnsanlığa yararlı her ne varsa, batılıların yaptığını, yapabileceğini düşünen, 'alternatif tıp' kavramını reddeden tıp adamları dışında kalan doktorlar, gerek Tıbb-ı Nebevî'den gerekse halk arasında 'kocakarı ilacı' olarak anılan tedavi yöntemlerinden, hastalarına şifa dağıtırken yararlanmaktadırlar.

Göktürkler, Gazneliler, Uygurlar ve Karahanlılar gibi eski dönemlere ait sağlık faaliyetleri ile ilgili bilgilere ulaşmak kolay değildir. Selçuklular ve Osmanlılar döneminde insan sağlığına önem verildiği, bazılarının kalıntıları, bazılarının da kendileri günümüze ulaşabilen büyük sağlık tesisleri kurulmuştur.

Tıp, günümüzde en hızlı gelişen ilim dalı olmasına rağmen, eski dönemlerdeki sağlık uygulamalarından da yararlanılmaktadır. Prof. Dr. Ayten Altıntaş bu konu ile ilgili araştırmalar yapan, elde ettiği bilgileri kitaplaştırarak tıp dünyasının hizmetine sunan güzide bir ilim insanıdır. O'nun 'Osmanlı Hekimlerinin Sağlık Kuralları' isimli kitabı, büyük emeklerin ve yorucu - uzun çalışmaların ürünüdür.

Sağlık sektörünün hizmetine sunduğu kitabında, konu ile ilgili olarak şunları yazıyor:

"Osmanlı tıbbı, Osmanlı döneminde hekimler tarafından uygulanan ve yazılan tıp olarak şekillense de 'eski tıbbın' bir parçasıdır. Tıp, yani tedavi etme sanatının tarihini incelemek ve anlamak genelde zordur. İnsanlığın ilk dönemlerinde hastayı tedavi etmek maksadıyla elini uzatan o ilk hekimden bugünlere gelinceye kadar insanlık çok şey yaşamıştır. Fakat bilinmelidir ki tarihin her döneminde ve her coğrafyada hekim vardı ve tedavi ediyordu. Bugünkü tıp bilgisini dikkate aldığımızda o zamanki bilgilerin ve tedavilerin mümkün olmadığını düşünebiliriz. Bu doğru değildir. Hekim her zaman ve her ortamda tedavi elini uzatmıştır. O zaman bizim 21. yüzyılda yapacağımız tek şey şartlanmalarımızdan kurtulmak ve tedavi sanatına bir de bu pencereden bakmaktır.

Eski tıp, hekimliğin ilk yıllarında başlayan ve devamlı bilgilerini arttırarak devam eden tıbbın genel adıdır. Bu tıp 17. yüzyıldan itibaren kabuk değiştiren ve 1850'lerden itibaren yeniden şekillenen ' yeni tıbba ' kadar devam etmiştir. Yeni tıp 19. yüzyılda yeni metot ve ilaçlarıyla uygulamaya konulan, bugünkü tıbbı da oluşturan tıp sistemidir. Maksatları açısından baktığımızda eski tıp 'tedavi etmek', yeni tıp 'tedavi ettiği insanı tanımak' üzerine inşa edilmiştir.

Osmanlı tıbbı, eski tıbbın içinde yer alır. Eski tıpta, binlerce yıllık bilgiler Antik Dönemde toplanmış, Hipokrat ekolü ile hastaya odaklanmış, İslam Medeniyeti döneminde geliştirilerek tam bir 'tedavi sanatı' haline gelmişti. Osmanlı tıbbı bu mirası kullandı. Temel aldığı felsefe ve ana kurallar bu öğreti içindedir.'

Sayın Altıntaş'ın 'tedavi sanatı' tâbirinden, 'hastalanmadan önce alınacak sağlık tedbirleri' kavramına ulaşmak mümkündür. 'Osmanlı Hekimlerinin Sağlık Kuralları' isimli eserinde yer alan alt başlıklarından bu değerlendirmenin doğru olduğu derhal anlaşılıyor. 'Sağlığı Korumada Altı Temel Etken' şöyle sıralanıyor: *Oturulacak ve yaşanacak yerin havası, *Sıcak ve soğuk havada alınacak tedbirler ve beslenme sistemleri, *Su içmenin kuralları, *Spor, *Öfke, Korku, Ağlamak-Gülmek Gibi Duygular, *Uyku, *Arınmak başlığı altında; fazla kilolardan arınmak, müshil kullanmak, kan aldırmak, hamam ve faydaları gibi bölümler...

Alt başlıkları açıklayan satırları okuyunca insan, Osmanlı'nın insan sağlığına verdiği önemin derecesini hayret ve hayranlıkla öğrenme imkânını buluyor.

Prof. Altıntaş, Osmanlı hekimlerinin temel düşüncelerini şu cümlelerle açıklıyor:

Osmanlı hekimi evreni bir bütün olarak düşünür ve evrendeki her şeyin birlik içinde olduğunu kabul ederdi. Dünya ve içindeki insan bu sistemin 9. sırasında ve 'Ay altı âlemi' denilen bölgesindedir. Burada her şey dört temel maddeden meydana gelmiştir. Bunlar toprak, ateş, hava ve sudur. Bu dört temel maddenin dört temel niteliği vardır; sıcaklık, soğukluk, nemlilik ve kuruluk. Ay altı âleminde var olan her şey bu unsurlarla tanımlanır, insan bedeni de bu dört element ve dört nitelikten meydana gelmiştir. Her şey bu maddelerin belli oranlardaki karışımıdır. Bu maddelerin meydana getirdiği ve bedende çok önemli fonksiyonları olan dört sıvı oluşmuştur: kan, safra, sevda ve balgam...

Hekim öncelikle sağlıklı olmak için uyulması gereken kuralları bildirir, böylece sağlıklı yaşamak sağlanır, eğer her şeye rağmen hastalık ortaya çıkarsa tedaviye geçilirdi. Tedavi sırasında hekimler, hastanın mizaç ve tabiatını esas alarak yöntem belirlerdi.

Yalnız doktorların değil, sağlıklı bir hayat yaşamak isteyen herkesin yararlanabileceği 13,5 X 19,5 santim ölçülerinde 176 sayfalık kitap 2012 yılında yayınlandı.

MAESTRO REKLAMCILIK LTD. ŞTİ.

Akyol Sokağı Nu: 24 Cilangir, Beyoğlu 34433 İstanbul.  Telefon: 0 212-243 75 10 www.maestro-tr.com

Prof. Dr. AYTEN ALTINTAŞ:

11.6.1948' de Tokat'ta doğdu. İlk, orta ve lise öğrenimini Konya'da, yükseköğrenimini 1966-1970 yıllarında İstanbul Üniversitesi Eczacılık Fakültesi'nde yaptı.

Tıp tarihi çalışmalarına 1975 yılında İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi Tıp Tarihi ve Deontoloji Kürsüsün'de Prof. Dr. Bedii N. Şehsuvaroğlu'nun yanında başladı. Kısa süre sonra hocasının vefatı üzerine Prof. Dr. Emine M. Atabek' in başkanı olduğu Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Tıp Tarihi ve Deontoloji Kürsüsün'e geçti.

Temmuz 1982' de doktorasını tamamladı. Üç yıl özel sebeplerle üniversiteden ayrıldı 1986 yılında İ.Ü. Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Tıp Tarihi ve Deontoloji Anabilim dalında Yardımcı Doçent kadrosuyla çalışmalarına yeniden başladı. 12 Ekim 1988 de Doçent, 11 Nisan 1996 tarihinde Profesör oldu.

Çalışmalarında öğrenci eğitimini her zaman ön planda tutmaktadır. Tıp tarihi bilinci vermek ve Tıpta Etik uygulamaları aydınlatmak için çaba gösterir.

Prof. Dr. Ayten Altıntaş araştırmalarını öncelikle Türk tıp eğitimi konularına teksif etmiş, daha sonra Osmanlı tıbbında tedavi konusuna ağırlık vermiştir. Kokulu gülün Osmanlı tıbbındaki yeri ve doğal kozmetikler bu çalışmaların ürünüdür. Bu çalışmalarının günlük hayata ulaştırılması, hedefleri arasındadır. Ders notlarının dışında 140 araştırma makalesi, 6 adet kitabı vardır.

Prof. Dr. Ayten Altıntaş halen İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Tıp Tarihi ve Etik Anabilim Dalı Öğretim Üyesi olarak görev yapmakta olup, evli ve iki çocuk annesidir.

Türk Tıp Tarihi Kurumu, Türkiye Tıp Akademisi, Uluslararası Tıp Tarihi Kurumu, Türkiye Biyoetik Derneği, Tıp Etiği ve Tıp Hukuku Derneği üyesidir.

KUŞBAKIŞI

 

YENİ ROMA:

Prof. Dr. Ersin Nazif Gürdoğan 'Yeni Roma' isimli kitabıyla, Semerkant ve Buhara'dan New York ve Los Angeles'e uzanıyor. Tüketim çılgınlığından başka, dünyaya verecek bir kültürü olmayan göçmenler ülkesi Amerika'nın çıkmazlarındaki ümit kıvılcımlarını yakalamanın ipuçlarını veriyor.

'New York'tan Los Angeles'e Yeni Roma' isimli kitabında Gürdoğan'ın gözlemlerini okuyanlar, Kızılelma'nın Avrupa'dan önce Amerika'nın semasında parladığı duygusuna kapılıyor.

Gürdoğan 'Dünyanın Yeni Başşehri 'ni şöyle anlatıyor.

'New York Amerika'nın ekonomi ve ticaret, Washington da yönetim ve siyaset merkezidir. Washington' un kalbinde New York'ta olduğu gibi büyük şirketlerin gökdelenleri değil, kamu kurum ve kuruluşlarının Beyaz Saray çevresinde yoğunlaşan yönetim binaları vardır. Potomac nehrinin kıyılarına kurulan şehir bütün eyaletlere tarafsız davransın diye, hiçbir eyaletin sınırları içinde yer almaz. Maryland ve Virginia eyaletlerinin arasında binlerce dönümlük bir alana kurulmuştur. Washington kendine has bir konumuyla, hiçbir eyalete ait değildir. Federal devletin merkezi olmasına rağmen, diğer Amerikan şehirleri gibi, gökdelenlerle dolu değildir. Yeni Roma İmparatorluğu'nun başkenti çok yalındır.

Amerika'nın siyasî yapısı, şemsiye devlet konumundaki merkezî yönetim ve kendi iç işlerinde özerk eyalet yönetimlerinden oluşur. Amerika Osmanlı devleti gibi, çok kültürlü bir devletler topluluğudur. Her eyalette, bütün dinler, bütün kültürler, kendilerine özgür bir yaşama ve varolma alanı bulur. İstanbul ile Londra nasıl birbirinden değişikse, New York ile Los Angeles o kadar birbirinden değişiktir. Dinler örfler, gelenekler ve yasalar eyaletten eyalete değişiklikler gösterir. Protestanlık, Katoliklik, Müslümanlık ve Musevilik en başta gelen dinlerdir.'

İZ YAYINCILIK:

Çatalçeşme Sokağı Nu: 27/2 Cağaloğlu 34110 Eminönü, İstanbul. Telefon: 0.212-520 72 10

Belgegeçer: 0.212-511 57 91 e-posta: bilgi@iz.com.tr //  www.iz.com.tr

Hz. PEYGAMBERİN (SAS) AİLESİ VE AİLE HAYATI:

Kur'ân-ı Kerim ve Hz. Peygamber'in (sas) sünneti, İslam medeniyetinin kurucu unsurlarıdır. Hayatını Kur'ânî ilkelerden tâviz vermeden yaşayan Sevgili Peygamberimiz, günümüzde modernizmin getirdiği bâzı tehlikelerle karşı karşıya kalan temel değerlerimizden biri olan ailenin korunması için örnek almamız gereken en önemli modeldir.

Sağlıklı bir aile hayatına sâhip olmak için Allah Resûlü'nün (sas) aile hayatını iyi öğrenmemiz şarttır. Memleketimizin, ümmetin ve insanlığın geleceği; ahlakî değerlere bağlı, birbirlerine değer veren, Allah'ın hakkını her türlü hakkın üzerinde tutan ailelerden oluşan toplumu gerçekleştirmekle mümkündür.

Prof. Dr. Adnan Demircan; 'Hz. Peygamber'in Ailesi ve Aile Hayatı' isimli eserinde,  Kur'ân-ı Kerîm, temel siyer ve hadis kaynaklarına dayanarak Hz. Sevgili Peygamberimiz'in (sas) ailesi ve aile hayatı hakkında, en doğru bilgileri insanlarımıza aktarıyor.

İki bölümden meydana gelen kitabın birinci bölümünde Hz. Peygamber'in (sas) ailesi tanıtılıyor. Burada Hz. Peygamber'in ailesi mensuplarının aile içindeki konumlarını ve Allah Resulü (sas) ile ilişkileri ön planda tutuluyor. İkinci bölümde ise Hz. Peygamber'in aile mensuplarıyla ilişkileri üzerinde duruluyor. Aktarılan bilgiler, günümüze ışık tutacak, günümüz insanının karşı karşıya kaldığı problemlerin çözümünde kendisine yardımcı olabilecek örnekler sunuluyor.

13 X 19,5 santim ölçülerinde, 165 sayfalık kitap, Nisan 2014'te yayınlandı.

UFUK YAYINLARI: Rasimpaşa Mahallesi, Rıhtım Caddesi Derya İş Merkezi Nu: 28/39-48 Kadıköy, İstanbul. Telefon: 0.216-449 49 09   Belgegeçer: 0.216-449 49 11 www.ufukyayincilik.com.  e-posta: bilgi@ufukyayincilik.com.

 

SOSYAL PSİKOLOJİ

Eliot Aronson, Robin M. Akert ve Timothy D. Wilson tarafından hazırlanan, Sedâ Dercan Çiftçi'nin dilimize çevirdiği kitap, birey - toplum etkileşimini işliyor.  Ders kitabı olmakla birlikte, bilgiden fazlasını veriyor.

İnsan davranışlarını anlama ve yorumlama konusundaki zengin örnekler sebebiyle, toplumda huzurun tesisi için sağlayabileceği katkılar göz önünde bulundurulursa kitaptan herkes yararlanabilir.

Editörlüğünü Okhan Gündüz'ün yaptığı, 15,5 X 22,5 santim ölçülerinde 1104 sayalık kitap, 2012 yılında yayınlandı.

KAKNÜS YAYINLARI:

Mimar Sinan Mahallesi, Selami Ali Efendi Caddesi Nu: 5 Üsküdar, İstanbul.                                                                       Telefon: 0 216-341 08 65  Belgegeçer: 0.216-334 61 48 e-posta: kitap@kaknus.com.tr //  www.kaknus.com.tr

Dağıtım: Çatalçeşme Sokağı Nu: 27 Defne Han Nu: 3 Cağaloğlu, Fatih İstanbul

Telefon: 0.212-520 49 27 Belgegeçer: 0.212-520 49 28  e-posta: satis@kaknus.com.tr //  www.kaknus.com.tr

DERKENAR:

YAZAR OLMANIN SORUMLULUĞU

Aristotales, 'Mutluluk; doğru ve güzel düşüncelerle düşünebilmeyi bilmektir.' der. Yazar Jean-Paul Sartre de, 'Yazarların Sorumluluğu ' başlıklı bir yazısında;  '... Biz, utanılacak yazılar yazmak istemiyoruz. Hiç bir şey söylemeyen yazılar yazmak da istemiyoruz. Her yazının bir manâsı vardır. Hatta bu manâ, yazarın ifâde etmek istediğinden çok uzak olsa bile. Biz zamanımıza ait hiç bir şeyi kaçırmak istemiyoruz. Zamanımız belki güzel değil, fakat o bizim zamanımızdır. Yazar, devrinin içindedir. Onun her sözü akisler uyandırır.' diyor.

Mademki yazarlar varlıklarıyla-yazılarıyla insanlar üzerinde etkili oluyor, o zaman bir yazar, kendi görüş dünyasına göre de olsa yazdıklarından, ileri sürdüğü fikirlerden gelecek için bir mesuliyet duymalı.

 

-Bugün dünya üzerinde bitmeyen savaşlar var. Bu savaşlar ne zaman bitecek?

-Esir milletlere ne zaman insanca yaşama hakkı tanınacak?

-Kültürel asimilasyonlara ne zaman son verilecek?

Bu sorular yazarların kafalarında her zaman var olmalı. Gelecekteki güzellikler yazarların eseri olmalı. Yazarlar, Francis Bacon'un dediği gibi ilmî gerçekler üzerinde anlaşma varken, kelime yığınlarıyla kavga etmemeli.

 

KISA KISA / KISA KISA...

 

1-KIZILELMANIN İZİNDE: Necati Gültepe. Ötüken Neşriyat.

2- MİZAH PENCERESİNDEN MİLLÎ MÜCÂDELE / YA İSTİKLAL YA ÖLÜM: Ali Şükrü Çoruk, Kitabevi Yayınları / Mehmet Varış

3-ATEŞTEN KELİMELER: Ömer Lekesiz. Profil Yayıncılık.

4-ALLAH'A DÖNÜŞ: Haris el-Muhâsibi. Türk Edebiyatı Vakfı Yayınları

5-DUVARIN ÖTE YANI: Osman Çeviksoy. Akçağ Basım, Yayım, Pazarlama.

 

05 Ağustos 2015

Yazi ile ilgili görüş ve önerilerinizi ocetinoglu1@gmail.com adresine gönderebilirsiniz.

Bütün Yazıları

Sitede yer alan her türlü yazı, şiir, karikatür vb. eserlerden, eser sahibi sorumludur. Kocaeli Aydınlar Ocağı'nın resmi görüşü olarak değerlendirilemez.