GÜNÜN SÖZÜ

Yatan aslandan gezen tilki yeğdir. Türk Atasözü

06 Aralık 2019 05:56 Hepsini Gör

YAZARLAR

M. Şefik Postalcıoğlu Dosyası

Anasayfa » Aydın Gözüyle » Güncel » Ruhittin SÖNMEZ » Ekonomik Krizden Çıkarken, Beklenen Siyasi Gelişmeler

Ekonomik Krizden Çıkarken, Beklenen Siyasi Gelişmeler
Tarih: 16 Haziran 2009 Yazar: Ruhittin SÖNMEZ-Kimya Yüksek Müh. - Avukat Kategori: Güncel

Ekonomik Krizden Çıkarken, Beklenen Siyasi Gelişmeler

Ekonomik krizin dip noktasından geriye dönüşün başladığına dair işaretler, iyimser bir ortam yaratmaya başladı. Nisan, Mayıs aylarında kapasite kullanım oranlarında yükselme, sanayi üretimindeki artış, yağışların iyi geçmesi nedeniyle tarım üretiminde artış beklentisi ve genel olarak güven endeksinde görülen yükselme bu iyimserliği besleyen ana parametreler.

Kriz öncesi duruma gelebilmek için daha çok mesafe var. Mesela kapasite kullanım oranı hala geçen senenin aynı ayına göre yüzde 12 daha düşük. Hele hele işsizlik oranlarında bir iyileşme beklentisi henüz hiç yok. Yine de daha kötüye gidişin durmuş ve bir iyileşme sürecinin başlamış olması çok önemli.

Hükümetin aldığı tedbirlerin ekonomiyi daha canlandırması ve karamsarlığın dağıtılması süreci kısaltabilir. Ancak sadece iç talebin canlanmasının yeterli olmayacağı, ihracatın da artması gerektiği bilinen bir gerçek. Oysaki hala ihracatta ve ithalatta miktar olarak bir kıpırdama görülmüyor.

İhracatın artması başta ABD ve AB olmak üzere diğer ülkelerin de krizden çıkış hızına bağlı. Dünyanın krizden çıkması için lokomotif olacağı ümit edilen "Çin'de, Mayıs ayı ihracatları bir önceki yıla kıyasla %26,4 gerilemiş bulunuyor. Bu düşüşün, Nisan ayında %22,6; Mart ayında ise %17,1 oranında kaydedilen düşüşlere kıyasla daha fazla olduğu dikkat çekiyor. Bu durum, Çin'deki ihracatın iyileşme sürecine girdiğine yönelik umutlara ket vururken, Çin hükümeti ilave önlem olarak 600'den fazla üründe ihracat vergi iade oranlarını artırdığını açıkladı..."

Sosyal sıkıntılara yol açabilecek işsizlik belasına karşı, açıklanan tedbirlerin hemen bir iyileşme sağlaması kolay değil. Çalışabilir her dört vatandaşımızdan üçünün, genç nüfusta ise her üç kişiden birinin işsiz olması ürkütücü bir durum. Küçük de olsa işsizliği azaltacak her türlü adımı desteklemek gerekir.

Türkiye'de olumsuz dış etkiler olmazsa her ay krizin etkisi azalmaya devam edecek. Ancak bu defa hükümetin önünde bütçe açıkları, iç borç ve muhtemelen enflasyon sıkıntıları ortaya çıkacak.

***********************

AB Komisyonu'nun genişlemeden sorumlu üyesi Olli Rehn Türkiye'ye şu mesajları göndermiş:

  1. "Türkiye din, ifade ve basın özgürlüklerinin önünü açacak reform sürecini yeniden başlatmalı.
  2. Anayasa ile siyasi partiler ve sendikalar kanunlarında değişiklikler yapmalı.
  3. Heybeliada Ruhban Okulu'nun açmalı. 
  4. Rum Ortodoks Patriği Bartholomeos'un ekümenik sıfatı tanımalı.
  5. Kıbrıs Rum Kesimi'ne liman ve havaalanlarını açmalı" imiş.

Bütün bu talimatları için bir de süre vermiş hazret: reformlar(!) için sonbahar, Kıbrıs, Ruhban Okulu ve ekümeniklik için yılsonu! Yoksa aralıktaki AB zirvesinde 8 başlığın askıya alınması kararının gözden geçirilirken karar olumsuz çıkarmış.

AB içinde sözü geçen bütün devletlerde Türkiye karşıtı partilerin daha güçlendi. En AB'ci kişilerin bile AB sürecinin işlemesini mümkün görmediği şartları yaşıyoruz. Bu durumda bile, sömürge valisi tavrıyla verilen mesajı görebiliyor musunuz?

Senelerdir, "AB bir kulüptür, bütün üyelerinden belli standartlar istiyor, bizden de istedikleri bundan ibaret" diyerek, Türkiye Cumhuriyeti Devletinin kendi elimizle tasfiye edilmesini savunanlar, bu ikiyüzlülüklere ve haysiyet rencide edici/ onur kırıcı tavırlara (bundan öncekiler gibi) yine ses çıkarmayacaklar.

"Dini özgürlüklerin artırılması" istenmiş diye sevinenler olacaktır. Adam hiç sözünü esirgemeden söylemiş: "Dini özgürlükler derken, öncelikle Heybeliada Ruhban Okulu'nun açılmasını ve Rum Ortodoks Patriği Bartholomeos'un ekümenik sıfatının tanınmasını kastediyoruz..."

Diğer özgürlüklerden neler anladıklarını da zamanla öğreniriz. Ancak, Türkiye Anayasasında ve kanunlarında değişiklik yapacaksa kendi ihtiyaçlarına ve uluslararası standartlara uygun şekilde kendisi yapacaktır. Talimatla yapılanın hayrımıza olacağını sanmam.

Ama şu ortada ki, gerek AB yetkililerinden ve gerekse ABD yönetiminden gelen mesajlar ve kamuoyu hazırlamaya yönelik siyasetçi beyanları ile hükümete yakın yazarların köşe yazıları değerlendirildiğinde dış politika açısından şu konular öncelikli olacak: (Bu öncelikler, maalesef kendi tercihimizden ziyade dış baskılarla belirlenecek.)

  • PKK'nın tasfiye edilip, siyasi yapının "Kürt realitesi" dikkate alınarak tasarımlanması. (Atılacak adımlar terörün uzunca bir süre bitirilmesini sağlayabileceği gibi, Türkiye'nin önce federatif bir yapıya dönüşmesi, sonra da bölünmesi riskini de barındırmaktadır.) 
  • Ermenistan ile ilişkilerin normalleştirilmesi. (ABD'nin bu konudaki baskısına karşı Azerbaycan'ın tepkisi ve Rusya ile yakınlaşma resti sayesinde şimdilik buzdolabına giren bu konunun yeniden ısıtılacağını beklemek kehanet olmaz.)
  • Heybeliada Ruhban Okulu'nun açılması ve Rum Ortodoks Patriği Bartholomeos'un ekümenik sıfatı tanınması.
  • Kıbrıs Rum Kesimi'ne liman ve havaalanlarının açılması.
  • Anayasa ve bazı temel kanunlarda değişiklikler yapılması.

Bu konularda Türkiye'nin atacağı adımlar hayati derecede önemli olacaktır. Gündemde öne çıkacak hususlarda görüşlerimizi ileride daha detaylı paylaşırız. Ancak en az ekonomik kriz kadar, Türkiye'nin dengelerini sarsacak konularla karşı karşıya olduğumuzun farkında olmalıyız.

 

16 Haziran 2009

Yazi ile ilgili görüş ve önerilerinizi rsonmez@gmail.com adresine gönderebilirsiniz.

Bütün Yazıları

Sitede yer alan her türlü yazı, şiir, karikatür vb. eserlerden, eser sahibi sorumludur. Kocaeli Aydınlar Ocağı'nın resmi görüşü olarak değerlendirilemez.