GÜNÜN SÖZÜ

Baba oğluna bir bağ bağışlamış, oğul babaya bir salkım üzüm vermemiş. Atasözü

12 Kasım 2019 13:45 Hepsini Gör

YAZARLAR

M. Şefik Postalcıoğlu Dosyası

Anasayfa » Aydın Gözüyle » Güncel » Ruhittin SÖNMEZ » Kavga Büyüyor, Kurumlara Güven Kalmıyor (Ya Tuz Kokarsa!)

Kavga Büyüyor, Kurumlara Güven Kalmıyor (Ya Tuz Kokarsa!)
Tarih: 30 Haziran 2009 Yazar: Ruhittin SÖNMEZ-Kimya Yüksek Müh. - Avukat Kategori: Güncel

Kavga Büyüyor, Kurumlara Güven Kalmıyor (Ya Tuz Kokarsa!)

"ERGENEKON" VE "BELGE" KONUSUNDA TARAFLAR SAMİMİ DEĞİL. Türkiye'de Ergenekon davası ile birlikte açığa çıkan ve her geçen gün şiddeti ve kapsamı genişleyen müthiş bir mücadele yaşanıyor. Kavganın boyutu, "İrticayla Mücadele Planı" diye adlandırılan, Taraf gazetesince "AKP ve Gülen'i bitirme planı" diye manşetten aktarılan habere konu "belge/kâğıt parçası" ile iyice büyüdü.

Bu kavganın Türk Milleti için faydalı bazı sonuçları olabileceği gibi, Türkiye'nin asli gündeminden uzaklaşıp, enerjisini iç mücadelede harcamasının ağır bedellerinin olması da mümkündür.

Medyada, darbeciliğin önlendiği demokratik bir devlet özlemi üzerine dikkatleri çekip, insan hakları ve hukukun çiğnenmesini göz ardı edenler de; siyaseten mücadele edemediği AKP'ye karşı askeri darbe özlemi içinde olanlar da rol yapmaya devam ediyor. İki kesim de demokrasi, cumhuriyet, insan hakları vb kavramları hoyratça ve işine geldiği şekilde kullanıyor.

Yüksek yargının aleyhine verdiği karara karşı isyan eden AKP yanlıları, Ergenekon yargılamasında ise "yargıya güvenelim" demekte; "belge" konusunu araştıran askeri savcılık makamına ise hiç güvenmediklerini ifade etmekte. Karşı taraf ise askeri yargıya ve yüksek yargıya tam itimat ederken, Ergenekon davası yargılamasına hiç güven duymamakta.

Her iki tarafı da haklı gösterecek geçmiş tecrübeler var:

Anayasa Mahkemesinin Cumhurbaşkanı seçiminde TBMM'nin en az 367 milletvekili ile toplantı yapabileceğine dair kararı, Askeri Yargının 28 Şubat sürecinde andıç olaylarındaki sicili, iktidar tarafına koz teşkil ediyor.

Ergenekon savcıları daha iddianameyi açıklamadan, iktidar yanlısı medyaya servis edilen bilgiler ve sızdırılan belgelerle, "masumiyet karinesi" ilkesi bir yana bırakılıp, savunması alınmayan kişileri peşin suçlu ilan eden yayınlar, neyle suçlandığını bilmeden aylarca tutuklu kalan insanların olması gibi hukuksuzluklar da karşı tarafın haklılığı ve mazlumluğunun delili olmakta.

**************************************

ABD, BU KAVGANIN NERESİNDE: Görünen aktörler ve güncel olaylara takılı kalmayıp, biran olsun büyük resmi görmeye çalışalım. Orta Doğu ve Kafkaslardaki siyasi satrancın esas oyuncusu ABD'nin, Türkiye'deki bu iç çekişmelere bigâne ve tarafsız kalmış olması mümkün müdür? Hatta bu iç çatışmalarımızın müsebbibi olması çok ihtimal dışı bir varsayım mıdır?

Kafkaslarda renkli devrimler tesadüf değil, ABD'nin rolü belli. Türkiye'de benzeri olması sürpriz olabilir mi? Bugüne kadar hangi darbe ABD'ye rağmen ve hatta ABD'siz yapılabilmiştir? Bundan sonra darbe heveslileri olsa bile, ABD'ye rağmen ihtilal yapabilir mi?

İç kavganın müsebbibi saymasak bile, ABD'nin hangi tarafı tuttuğunu bilmek önemli ve gerekli değil midir?

Türkiye'nin güneydoğusuna komşu gelen, işgalci ABD'nin Irak'tan çekilme projesi için bir hazırlık olduğu malum. ABD Irak'tan çekilirken -menfaatlerinin korunması kapsamında- Türkiye'ye de bir rol vermek istiyor. PKK'nın uzunca bir süre pasifize edilmesi karşılığında, Irak'ın kuzeyinde kurulan Kürt devleti ile iyi ilişkiler geliştirmemiz ve bu devletin güçlendirilmesi isteniyor. Bu planın, bazı Kürt liderlerin hayallerinden çıkaramadığı Türkiye, Irak, Suriye ve İran topraklarından alınacak paylarda "Büyük Kürdistan" kurulması yönünde atılmış adımlar olması ihtimali vardır.

Nihai ve asıl hedef olduğu söylenen, "Büyük İsrail" projesinin böyle bir aşamadan geçerek kurulabileceğine dair tezleri de hafife almamak gerekir.

Emperyal devlet ABD, bu projeye göre, bölgede etkili olan devletlerde ve bu arada Türkiye'de siyaset oyuncularının güçlerinin ayarlamasını gerekli görmüş olabilir. İran'da ABD'ye kafa tutan rejimin yaşadığı sıkıntıların zamanlaması tesadüf olmasa gerek. Dünyanın bir numaralı süper gücü iseniz, Türkiye'de, siyasi iktidar ile mutabık kaldığı bir proje hakkında, hükümet ile TSK arasında fikir ayrılıkları varsa, TSK'yı kamuoyu nezdinde zayıflatmak, Türk milletini milli birlik ve milliyetçi heyecanla tepki veremez hale getirmek, iç çatışmalarla dış planları göremez hale getirmek gibi planlarınız olabilir. Türkiye'ye bugün yaşadığımız olayları yaşatır, en azından destek verirsiniz.

Bunun için içeriden, darbecilik açısından zaten sicili pek parlak olmayan, TSK'ya karşı, kuyruk acısı olan veya kendileri için tehlikeli bulan gruplardan müttefikler bulmak.. 

Soros fonları ile bağladığınız aydın, yazar ve bilim adamı unvanlı kişileri etkin kılacak bir medya yapısı oluşturmak..

Geldiği siyasi ekol itibariyle devamlı yol kazalarına uğramış, kapatılma tehlikesini hep üzerinde hisseden iktidar partisi ile kendisini rahat hissettirecek bir formül üzerinde anlaşmak.. gibi adımlar atarsınız.

**************************************

KURALSIZ KAVGA KAMUOYUNU BÖLÜYOR. Mücadelenin ne kadar çetin geçeceğinin bilincinde olarak tarafların her türlü hukuk kuralını hiçe saydığı bir kuralsız savaş bu: Sızdırılan belgeler, bilgiler, telefon ve ortam dinlemeleri, internet aracılığıyla deşifre edilen özel hayatlar, üretilen belgeler, krokiler, kuyulara atılmış insan cesetleri haberleri... Kamuoyu oluşturma adına renkli devrimlerin yapıldığı bütün ülkelerde uygulanan teknikler... Beyin yıkama taarruzu..

Böylece devletin kurumları arasında çatışma ortamı yaratmak ve kamuoyunu "bizden ve onlardan olan kurumlar" algılaması sağlamak suretiyle parçalamak. 12 Eylül 1980 öncesi her grubun polisi, sendikası, birliklerinin olmasının getirdiği darbe ortamı malum. Askeri yargı- sivil yargı, üst mahkemeler- alt mahkemeler, polis- asker zıtlaşması ve bunların her birinin bir grubun elinde olduğu algılamasının Türkiye için ne gibi felaketlere zemin hazırladığını iyi görmek durumundayız.

Et kokmasın diye tuz kullanılır. Ya tuz kokarsa!!!  Dikkat...  Bu kurumlar hepimize lazım.

**************************************

DEMOKRASİ İSTİYORSANIZ... Halkın seçtiği iktidarların, kendilerini koruma ve kollama görevlisi kabul edenlerce devrilmesini istememenin alternatifi, telefonda bile konuşamaz hale gelen korkak ve ürkek bir toplum haline gelmek olamaz.

Hükümetin yürüttüğü bazı politikaları eleştirmek "halk iradesine karşı gelmek" değildir. Özelleştirme adına varlıklarımızın (fabrikalar, limanlar, madenler, bankalar ve şirketlerimizin)  yabancılaştırılmasından, mayından temizlenecek arazinin yabancılara tahsisine; Kıbrıs'tan Vakıflar Kanununa kadar yapılan yanlışları söylemek halk iradesine saygının bir gereğidir.

Demokrasi konusunda samimi iseniz, buyurun siyasi partiler ve seçim kanunlarını değiştirin. "Liderlerin seçilmiş kral olduğu", bir kişinin meclis çoğunluğunu, bakanlar kurulunu, Cumhurbaşkanını ve Belediye başkanlarının çoğunu seçtiği bir sistemin demokrasi olup olmadığını tartışmaya açınız.

30 Haziran 2009

Yazi ile ilgili görüş ve önerilerinizi rsonmez@gmail.com adresine gönderebilirsiniz.

Bütün Yazıları

Sitede yer alan her türlü yazı, şiir, karikatür vb. eserlerden, eser sahibi sorumludur. Kocaeli Aydınlar Ocağı'nın resmi görüşü olarak değerlendirilemez.