IMG-LOGO
Röportaj

Tecrübeli Siyâsetçi ve Hukuk Adamı Av. Yaşar Topçu İle Türkiye Gündeminin En Aktüel Ve Hayatî Meselelerini Konuştuk

03 09 2022

Oğuz Çetinoğlu: Milletvekili genel ve cumhurbaşkanlığı seçiminin en geç 18 Haziran 2023 târihinde yapılması gerekiyor. Öne alınacağı iddiaları da hayli güçlü.

Konu ile alâkalı tahmininizi ve sizi bu kanaate sevk eden âmilleri lütfeder misiniz?

Av. Yaşar Topcu: Anayasamıza göre: TBMM seçimleri ile Cumhurbaşkanı seçimleri beş yılda bir aynı günde yapılır. (Anayasa 77/1 )

Bu, emredici bir hükümdür. Bu hükme göre: TBMM ve Cumhurbaşkanının seçim süreleri beş yıl olarak kabul edilmiştir. Savaş sebebiyle, TBMM seçimlerin yapılmasını bir yıl geriye bırakabilir. (Anayasa 78) Böyle durumlarda, cumhurbaşkanı seçimi de bir yıl geriye bırakılmış olur. Aynı şekilde, TBMM üye tam sayısının 3/5 çoğunluğu ile seçimlerin süresinden önce yenilenmesine karar verebilir. Bu durumda da cumhurbaşkanlığı seçimi TBMM seçimiyle aynı günde yapılır. (Anayasa 116/1) Keza cumhurbaşkanı da seçimlerin yenilenmesine karar verebilir. Bu kararla da: TBMM seçimleri, cumhurbaşkanı seçimiyle aynı günde yapılır. (Anayasa 116/2) Ancak, cumhurbaşkanlığının ikinci yılında cumhurbaşkanı, seçimleri öne almak isterse tekrar aday olamaz. Kamuoyunda, seçimlerin öne alınıp alınmayacağı yönündeki tartışma gerçekten çok önemli. Türkiye'nin şu anda içinde bulunduğu ekonomik kriz ve onun en büyük göstergesi olan enflasyon, bir baştan öbür başa ülkemizi sarsıyor. Türk parası adeta pul olmuş. Orta gelir grupları dâhil, insanlarımız çok fakirleşti. Evinin geçimini sağlamakta büyük zorluk içinde. Bunun yanı sıra, Suriye'ye yapılan askerî müdâhale on milyonla ifâde edilen bir sığınmacı kitlesinin de, infak ve iaşesi sırtımıza binmiş vaziyette. Bu durumdan çıkışın tek yolu seçimdir. Muhalefet erken seçim istiyor. İktidar da, seçimin 2023 yılının Haziran ayında yapılacağını her vesile ile tekrarlayıp duruyor. Benim kanaatim şudur: Seçim takvimini iktidar, Tayyip beyin 2023 Haziran’ında aday olup olup olamayacağına göre düzenleyecektir. Zamanında (2023 Haziran) yapılacak seçimde Tayyip beyin adaylığının kabul edileceğinden emin olursa, seçimi zamanında yapacaktır; aksi halde erken seçim çarelerini arayacaktır. Çünkü Cumhur ittifakının TBMM deki sandalye sayısı, erken seçim kararı almaya yeterli değildir. Zamanında seçime 2-3 ay kala adaylığı kurtarmak için seçim kararı almak isterse, Millet ittifakının, buna sıcak bakıp-bakmayacağı belli değildir. Kısaca seçimin zamanını Tayyip beyin adaylığı belirleyecektir.

Çetinoğlu: Siyâsette tecrübelisiniz. Toplumun nabzını tutmak ciddî meşguliyetiniz… Erkene alınmış veya zamanında yapılmış milletvekili genel seçimleriyle; uygulanmakta olan sistemi değiştirebilecek (meselâ daha güçlü bir TBMM ve daha etkili bir denetim sisteminin vazedilmesine imkân sağlayacak yapılanma bekliyor musunuz? Bekliyorsanız, kaba hatları ile tahminleriniz nelerdir?

Topcu: Benim kanaatim, zamanında veya erkene alınmış olsun, yapılacak TBMM ve cumhurbaşkanlığı seçimlerini muhalefet (Millet ittifakı) kazanacaktır.

Ancak, millet ittifakının seçimi kazanmakla, çoğunluğu sağlamakla beraber, vadettiği güçlendirilmiş parlamenter sisteme dönüş için yeterli milletvekili sayısını olan 360 sayısını bulabileceklerini sanmıyorum. Anayasa değişikliği için TBMM de en az 3/5 çoğunluk yâni, 360 milletvekili gerekmektedir. (Anayasa 175/1)

Seçimi kazanan tarafın TBMM başkanlığını da alacağı düşünülürse, Millet ittifakına 361 milletvekili gerekmektedir. Meclis başkanının oy kullanma hakkı yoktur. (Anayasa 94/son) Bu sayıyı sağlamadan güçlendirilmiş parlamenter sisteme doğru anayasa değişikliği yapma gücüne sâhip olamayacaktır. Bu sebeple: anayasa değişikliği için Cumhur ittifakının oyuna ihtiyaç duyacaktır. Cumhur ittifakının güçlendirilmiş parlamenter sisteme geçiş için oy desteği vermemesi hâlinde, tekrar seçime gitmek ve halkın daha güçlü desteğini istemek mecbûriyeti doğacaktır’ diye düşünüyorum. Kısacası güçlendirilmiş parlamenter sisteme geçişin yolu biraz uzayacaktır.

Çetinoğlu: Görevdeki Cumhurbaşkanımız, 9 Haziran 2022 târihinde, Cumhurbaşkanlığına tekrar aday olacağını açıkladı. Cumhurbaşkanlığı için 2 defa mazbata almış olması, üçüncü defa aday olmasının ve dahi Cumhurbaşkanı olarak görev üstlenmesinin önünde, aşılması mümkün olmayan bir engel olarak görülebilir mi?

Topcu: Görevdeki cumhurbaşkanı ikinci defa seçilmiştir. Anayasamızın 101/2 maddesi çok açık ve net bir âmir hüküm taşımaktadır. Bu hüküm anayasaya 2007 değişikliğinde girmiştir. O günden bu yana yapılan, anayasa değişikliklerinde 101. maddenin 2. fıkrası hiç değişmeden korunmuştur. 2017 yılında yapılan ve cumhurbaşkanlığı sistemi diye adlandırılan son değişiklikte de; bu hüküm değişmeden aynen korunmuştur. Kısaca, bu hüküm bu gün itibâriyle, on beş yıldır yürürlüktedir. Bu sebeple: Tayyip beyin erken seçim dışında yeniden aday olma hakkı bulunmamaktadır.

Bu kadar açık hükme rağmen TBMM Başkanı ve Adalet Bakanı ‘Tayyip beyin önünde adaylık için bir sorun yoktur’ diye beyanat vermekte ve sözüm ona anayasayı yorumlayarak ‘Tayyip beyin cumhurbaşkanlığı, cumhurbaşkanlığı sisteminin birinci dönemidir’ türünden tespitler yapmaktadır. Belirttiğimiz gibi anayasa 101/2 deki hüküm cumhurbaşkanlığı sistemi olarak bu devreyi ayırsanız bile bu devrede yeni gelmiş bir hüküm değildir. Üstelikte anayasa 101/2 deki hükümde kullanılan ifâdede sınırlama en keskin şekliyle yapmıştır. Bu hükümde kullanılan ifâde aynen şöyledir: ‘Bir kimse EN FAZLA iki defa cumhurbaşkanı seçilebilir.’ Bu ifâdenin yoruma açık tarafı var mı?

Bu hüküm, bütün devlet yetkilerinin partili tek bir kişinin elinde toplandığı rejim için olağanüstü önemli bir hükümdür. Bu hükmü uygulanmaz hale getirmek yanlıştır. Tek adam rejimine dönüştürülen yapının, hayat boyu devam ettirilip gitmesine sebep olacaktır.

Bu kesin hükme rağmen, cumhurbaşkanlığında ikinci dönemini doldurmakta olan Tayyip beyin, seçimlerin zamanında yapılacağını defaatle tekrarlayarak aday olacağını açıklamasının bir dayanağı olabilir. YSK’nun adaylığına yapılacak itirazı red edeceğinden şimdiden emin olmasıdır. Kısaca, önündeki engeli YSK ile aşmak... Anayasa karşısında başkaca bir yol görünmemektedir.

Çetinoğlu: Cumhurbaşkanlığı seçiminin ilk turuna, Millet İttifakı tek adayla mı girmeli, çoklu adayla mı?

Topcu: Doğrusu, Millet ittifakının cumhurbaşkanı seçimine tek adayla girmesidir. Ayrıca şunu da ilave etmeliyim ki; Millet ittifakı cumhurbaşkanlığı seçimini birinci turda alacak bir adayla girmelidir. İkinci tura kalırsa, seçimi kaybetme ihtimâli, kazanma ihtimâlinden fazladır.

Çetinoğlu: Görevdeki Cumhurbaşkanımızın siyâsî kabiliyeti her türlü tartışmaya kapalıdır’ Deniliyor. Ancak ‘öküzün altında buzağı aramakla’ itham edilen kişi ve çevreler bir ‘diploma belirsizliği’nden bahsediyor. Bu belirsizliğin ortadan kaldırılmayışını veya kaldırılamayışını nasıl değerlendiriyorsunuz? Diploma ile alâkalı durumun araştırma konusu yapılması, ‘özel hayat’la irtibatlandırılabilir mı? ‘Özel hayat’ kavramının sınırları belli mi?

Topcu: Anayasamız ‘milletvekili seçilme yeterliği’ni, cumhurbaşkanı seçiminde de ‘cumhurbaşkanı adayı’ olmayı ayrı ayrı diploma şartına bağlamıştır. Milletvekili seçilme yeterliğindeki düzenlemeye göre: ‘en az ilkokul mezunu olmayanlar....... aday olamazlar ve milletvekili seçilemezler.’ (Anayasa 76/2)

Cumhurbaşkanı adaylık ve seçimini düzenleyen Anayasanın 101/1 maddesine göre; cumhurbaşkanı..... YÜKSEK ÖĞRENİM YAPMIŞ...... Türk vatandaşları arasından.... SEÇİLİR. Anayasanın açık ifâdesinden de anlaşılacağı üzere YÜKSEKÖĞRENİM YAPMIŞ olmak adaylık ve seçilme şartıdır. Diploma şartının özel hayatla hiçbir ilişkisi yoktur. Kamu hizmeti yapan kişilerin özel hayatı ‘yatak odalarından’ ibârettir. Söz konusu olan kişi ülkenin cumhurbaşkanı ise, hayatının her aşaması kamuoyuna açıktır. Diploma konusu ayrı bir önemi de haizdir. Her vatandaş cumhurbaşkanı sıfatıyla kendisini yöneten kişinin öğrenim durumu hakkında bilgi sâhibi olma hakkını haizdir. Bunun yadırganacak gizlenecek bir yanı yoktur.

Diploma adaylık şartı olduğuna göre; YSK, adaylığı kabul ederken diplomanın da anayasaya uygunluğunu kontrol etmek mecbûriyetinde ve görevindedir.

Tayyip beyin diploması üzerine yazılıp çizilenler mezun olduğunu söylediği okulla ilgilidir. Tayyip beyin mezun olduğunu söylediği okul, İstanbul'da Aksaray İktisadî Ticarî İlimler Akademisi adıyla bir üniversiteye bağlı olmadan (sanıyorum Millî Eğitim Bakanlığına bağlı olarak) faaliyet göstermiş ‘yüksekokul’dur. Tıpkı o tarihlerde Ankara'da açılan Yükseliş İktisadî ve Ticarî İlimler Akademisi gibi. Bunlar, o tarihte yüksekokul olarak, bir üniversiteye bağlı olmaksızın açıp faaliyet göstermiş okullardır.

Tekrar anayasanın adaylık şartını düzenleyen 101. maddesine dönecek olursak; bu maddedeki ifâde ve düzenleme: ‘yüksekokul’ değil, ‘YÜKSEKÖĞRENİM YAPMIŞ’ olmak, olarak anayasada yer almaktadır. Bu iki deyim birbirinden farklı mıdır? Evet farklıdır. Anayasanın 130. maddesi ‘yüksek öğretim kurumları’nı tarif etmektedir. Bu tarife göre: ‘yüksek öğretim kurumları’..... orta öğretime dayalı çeşitli düzeylerde eğitim-öğretim, ilmî araştırma, yayın ve danışmanlık yapmak, ülkeye ve insanlığa hizmet etmek üzere çeşitli birimlerden oluşan kamu tüzel kişiliğine ve ilmî özerkliğe sahip ÜNİVERSİTELER devlet tarafından kanunla kurulur.

Kanunda gösterilen usul ve esaslara göre, kazanç amacına yönelik olmamak şartı ile vakıflar tarafından, devletin gözetim ve denetimine tâbi yükseköğretim kurumları kurulabilir.

Görülüyor ki; yükseköğretim kurumları ancak üniversiteler içinde ve ilmî özerkliğe sâhip olarak kurulabilmektedir. Bu statüye göre, bir yüksekokul diplomasını, okulun bağlı olduğu üniversite rektörlüğünün damgası ve imzası, yükseköğrenim diploması hâline getirmektedir.

Tayyip beyin YSK ya verdiği diploma Marmara Üniversitesi rektörlüğünün mühürünü taşımaktadır. Oysa, bu üniversite 1982 yılında kurulmuştur.

Tayyip beyin mezuniyetinde henüz kurulmamış bir üniversitenin diploma düzenlemiş olması, bu konu üzerindeki tartışmaların devam edip gitmesine sebep olmuştur.

Bu konu açıklığa kavuşturulmak suretiyle, cumhurbaşkanın anayasanın aradığı yükseköğrenim diplomasına sâhip olduğundan vatandaşın emin olması sağlanmalıdır.

Çetinoğlu: Amerika Birleşik Devletleri Temsilciler Meclisi 30 Ekim 2019’da kabul ettiği kararla Cumhurbaşkanımızın mal varlığı için soruşturma açmıştır. Söz konusu meclisin böyle bir karar alma yetkisi var mı? Bu karara tepki gösterilmemiş olması ne mânâ ifâde ediyor?

Topcu: ABD Temsilciler Meclisinin 30 Ekim 2019 tarihinde Tayyip beyin mal varlığı için açtığı soruşturma ABD’nin iç hukukunu bağlayan bir soruşturmadır. Başka bir ifâde ile Tayyip beyin ABD’eki mal varlığını araştırmak için geçerli bir karardır. Uluslararası bir hükmü yoktur. Bu karara karşı bir tepki verilmeyişinin sebebi de önemsenmiş görünmemek için olsa gerektir. Tepki verilmeliydi.

Çetinoğlu: Sorularla sınırlı kaldığınız için veremediğiniz mesajınız varsa, söz sizin buyurunuz…

Topcu: Sorduğunuz sorulara doğru bildiğim her yönüyle cevap vermeye çalıştım. Son olarak okuyucuya şunu ifâde etmek isterim:

23 Nisan 1920 den itibaren adım adım egemenliği tek adamdan alarak 1 Kasım 1922’de saltanatın kaldırılmasıyla egemenliğin Büyük Türk Milletine verilmesinin üzerinden 95 yıl geçtikten sonra padişahtan daha yetkili bir kişiye egemenliğin devri yanlıştan öteye büyük hatâ olmuştur. Büyük Türk Milleti bu yetkileri hiç kimseye vermemeli idi. Büyük milletler egemenlik yetkilerini hiç kimseye vermezler. Hiç kimseyi üzerlerine çıkarmazlar. Devletin bütün kurumları bir kişiye göre dizayn edilerek yapılan bu anayasa düzenlemesinden hiç vakit kaybetmeden geri dönüp egemenliğin yeniden Büyük Türk Milletine kazandırılması sağlanmalı ve içine düşülen bu ağır tablo millete bir ders olmalıdır.

 

Av. YAŞAR TOPCU:

 1941 yılında Sinop’un ilçesi Boyabat’ta dünyaya geldi.

Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi'ni bitirdi.

Serbest avukatlık, 18., 19., 20. ve 21. dönem Sinop milletvekili, 20 Kasım 1991 – 25 Haziran 1993 târihleri arasında Ulaştırma Bakanı olarak görev yaptı. 21. Dönemde Anavatan Partisi milletvekili ve 30 Haziran 1997 - 11 Ocak 1999 târihleri arasında Bayındırlık ve İskân Bakanı oldu. 

Evli ve 3 evlât babasıdır. Ankara’da ikamet etmektedir.