IMG-LOGO
Kültür - Sanat

80 Yılın Ardından…

21 09 2022

Sâdece Türkiye’de değil, Türk Dünyâsı’nda ve Balkan ülkelerinde de tanınan ve sevilen bir şahsiyet olan Dr. Akkan Suver, 18 Eylül 2022 târihinde 80. yaşına erişti. Bu vesile ile kaleme aldığı ‘80 Yılın Ardından…’ isimli kitabını yazıp yayımladı.

Kitapta kendi hayatından kesitler ile birlikte; derin ve devamlı dostluklar kurduğu mühim şahıslarla hâtırâları, onların düşünceleri, vecize değerinde sözleri, şiirleri ve fıkraları… fotoğraflar eşliğinde yer alıyor.

Dr. Akkan Suver’in gazetecilikten gelen mahâreti ve gözlemci husûsiuyetleri ile toplum hayatındaki değişimler, dün ile bugün arasındaki farklar konusundaki değerlendirmeler, geçmişe özlemin ötesinde derin duygular ihtiva ediyor. Bu satırlar, ‘geçmiş zaman olur ki hayali cihan değer’ özdeyişinin hatırlattıklarından ziyâde, kendimiz kalmak suretiyle gelişerek değişme imkânlarını kullanamamış olmamızın hüzünlü neticelerini ortaya koyuyor. Akkan Suver, kendi hayatını ise, ‘Keşkesi olnayan bir geçmiş’ olarak değerlendiriyor. Mahlas kullanması gerekirse, ‘Bahtiyar’ı tercih etse yeridir. Esâsen. insanları ve toplumu bedbaht eden, gerçekleşmesi mümkünken, çeşitli sebeplerle ıskalanan fırsatlardır. 

Kitabın sayfalarında Akkan Suver’in hayatı olmakla birlikte gazeteler, gazeteciler, dergiler, şâirler, yazarlar, siyâsetçiler, yerli ve yabancı devlet adamları, fikir ve sanat dostları resmigeçidi okuyucuyu kitabın sayfaları ve satırları arasında zevkli ve meraklı bir yolculuğa çıkarıyor. Geçmişte yaşanan acısı az, sevinci bol hâtırâlar en ince tığ ile gergef işler gibi sayfalar boyunca devam ediyor.

İstanbul’un, özellikle de Kocamustafapaşa’nın, Samatya’nın Beyazıd, Lâleli ve Cağaloğlu’nun târihî, sosyal ve kültürle bağlantılı hayatı, âile yapısı, Müslüman, Hıristiyan, Mûsevî, Ermeni  ve Rum aileler arasında saygı-sevgi bağlarıyla pekiştirilmiş dostluklar, sinemalar, lokantalar, ibâdethâneler, toplu ulaşım araçları, mezarlıklar, bahçeler, giyim kuşam alışkanlıkları… 36 kısım tekmili birden filmler gibi…

Tüfeğin icadından sonra mertliğin bozulması gibi, konfeksiyon ve triko çıktıktan sonra yavanlaşan ve kaybolan mahâretler hüzünlü şarkılar gibi… Sandık ve dolap köşelerinde saklanan kefen bezleri, ölü yıkamada kullanılacak bir kalıp sabun ve defin masrafları için hazırlanan, hanımların başörtüsüne veya tülbente sarılı bir miktar para… Bunlar, yaşı 40’ın, 50’nin altında olanlar için bir mânâ ifâde etmiyor olabilir. Fakat ‘geçmişin câhili olanlar, geleceğin körü olmaya mahkûmdur’sözünü bilenler için ilgi çekici bilgilerdir. Bilenler öğretmeli, bilmeyenler öğrenmeli.   

Vecize gibi sözler, sohbetleri renklendirecek kısa hikâyeler, tebessüm ettirecek fıkralar ve duygu yüklü şiirler, tangolardan şarkılardan mısralar, geçmiş günleri hatırlamaya vesile ve şâirlere ilham kaynağı olabilecek değerde. İşte bunlardan biri:

Cehennemde ateş bulunmaz. Cehenneme gelen herkes, kendi ateşini yanında getirir.’ Diyen filozofun bercestesine, Dr. Suver’in yorumu: ‘Ben de kendi ateşini kendi elinde taşıyan düşmanlarımın alevlerini söndürmeye yardımcı olabileceğime hâlâ inanıyorum.’

Suver’in bu düşüncesi; Milâdi 700’lü yılların ortalarında fakir bir âilenin dördüncü evlâdı olarak dünyâya gelen Râbia el Adeviye’yi hatırlatıyor. Râbia Hanım, Basra sokaklarında, bir elinde meş’ale, diğerinde su dolu kova ile dolaşırmış. Sormuşlar:

-Bunları niçin taşıyorsun?

-Cenneti ve cehennemi arıyorum. Meş’ale ile cenneti yakıp yok etmek için, su ile de cehennemin ateşini söndürmek için… Böylece insanları cennet rüşvetinin câzibesinden ve cehennem ateşinin korkusundan kurtaracağım. Herkes aklını kullansın, rüşvet ve korkudan âzâde olarak kendi irâdesiyle iyiye doğruya ve güzele yönelsin…

***

Akkan Bey, ‘Necip Fâzıl’la dehayı, Yahya Kemal’le İstanbul’u, Mehmet Âkif’le kahramanlığı, Mûnis Fâik’le insanlığ, Ümit Yaşar ile aşkı, Sebahattin İlhâmi’yle kadını, Şemsi Belli ile renkleri, Fâruk Nâfiz ile Türkçeyi, Fâlih Rıfkı Atay ile ağaç ve yurt sevgisini, (Refik Halid Karay’mı olmalıydı?) Bediî Fâik ile kavramları ve deyimleri tanımamızın büyük payı vardır’ diyor.

Öğrenim sürecine Sâmiha Ayeverdi ve Nihat Sâmi Banarlı’dan Türkçenin, Hüseyin Nihal Atsız’dan Turan’ın ve Türklüğün, Zeki Velidî Togan’dan târihimizin, İbrâhim Kafesoğlu’dan kültürümüzün ve de Yusuf Ziya Yörükan’dan, Elmalılı Hamdi Yazır’dan dinimizin öğrenildiği ilâve edilebilir.    

Sevgili Akkan; dikkatlerini ve projektörlerini iyi, doğru ve güzel insanlar üzerine teksif ediyor. Ve de insanların iyi ve güzel yönlerini sergiliyor.  Ne güzel… Güzel insanlara böyle güzellikler yaraşır. Güzel insanları örnek gösteriyor. Biliyor ki, insanoğlu sıkça gördüğünü örnek alır. Kötüyü görüp iyiye yönelmek zordur. İyiyi görüp onun gibi olmayı isteyenler daha çoktur.

Kitabında yer verdiği şahsiyetlerden bâzılarının isimleri: Kadim dostu Engin Köklüçınar, İsmet İnönü, Celal Bayar, Süleyman Demirel, Haydar Aliyev, Alparslan Türkeş, Rauf Denktaş, Fâlih Rıfkı Atay, Nevzat Yalçıntaş ve diğerleri… Bu şahıslar, bölüm başlıklarında adı geçenlerin bir kısmıdır. Bölümlerde yüzlerce isim var. Denilebilir ki Akkan Suver, dost zengini bahtiyarlar sıralamasında hayli yukarılardadır.

***

Bu tür kitapların son sayfalarında; ‘Dizin’, ‘İndeks’ veya ‘Bulduru Listesi’ gibi bölümler bulundurulması, güzel bir âdettir.

 

KİTAPTAN KISA KISA…

Celâl Bayar’ın cevâbı:

Dr. Akkan Suver: Efendim, Siz 1938 yılında kendinizi veya dönemin Genel Kurmay Başkanı Mareşal Fevzi Çakmak’ı cumhurbaşkanı adayı göstermediniz. İsmet Paşa’nın olması için elinizden geleni esirgemediniz. Bugün, İsmet Paşa’yı cumhurbaşkanlığı makamına getirtmekle hatâ yaptığınızı düşünüyor musunuz?’

Celal Bayar: Hayır. Ben bugün de böyle bir seçimle karşı karşıya kalsam, tereddüt etmeden tercihimi yine İsmet Paşa’dan yana yapar ve O’nun kazanmasını sağlardım.

 Mareşal Fevzi Çakmak, iyi bir askerdi. Ama sâhip olduğu meziyet ve hususiyetler, cumhurbaşkanlığını ihâta edecek ve cumhuriyet felsefesini devam ettirecek çapta değildi. Hem Mareşal hem de İsmet Paşa benim arkadaşımdı. Üstelik Mareşal bana daha yakındı. Ama ben tercihimi hislerimle değil aldığım devlet tecrübe ve sorumluluğuyla yaptım. Atatürk’ün emânetini İsmet Paşa’nın taşıyabileceğine inanıyordum. Aradan kırk beş yıldan fazla bir zaman geçti. Ne kadar isâbetli karar verdiğime târih de millet de şâhittir.

Altemur Kılıç’dan birkaç mısra:

Herkes bir şeyin esiri:

 Mevkiin, malın, paranın...

 Derdini çeker her biri

Bir aşkın, bir hâtırânın.

 Gönlüm dolu, ellerim boş,

 Yok isteyecek bir şeyim;

 Yûnus gibi olmak ne hoş:

Gök yorganım, yer döşeğim!

İnönü ve Türkeş:

Yıl 1966. Türkeş Meclis’te CKMP genel başkanı olarak milletvekilidir. Ortanın solu düşüncesinden dolayı İsmet Paşa’yı solculukla suçlamaktadır. İsmet Paşa bir gün Meclis’te söz alarak, ‘Bu Türkeş, elinden gelse gökteki kuşları bile solcu sağcı diye ayıracak’meâlinde bir konuşma yapar.

Konuşmadan biraz sonra oturuma ara verilir. Tam salonun kapısından çıkacakken Türkeş, İsmet Paşa ile karşı karşıya gelir. Aldığı askerî terbiye, biraz önceki karşılıklı atışmayı ona unutturmuştur. Kendiliğinden derlenir, toparlanır ve ‘Buyurunuz Paşam’ der. İsmet Paşa Türkeş’in kolunu tutar, ‘Gel, şurada oturup bir kahve içelim’der. Türkeş sıkılır, zira biraz önce sözle dalaşmışlardır. Fakat yapacak bir şey yoktur. Otururlar. İsmet Paşa kahveleri ısmarladıktan sonra da; ‘Türkeş, askerler bu meclise bir defa gelir. Sonra bir daha gelemez. Ben istisnayım. Görüyorum ki sen de istisnasın. Asker olarak burada benim gibi kalıcısın’ der. Türkeş bu iltifata teşekkür eder. Târih İsmet Paşa’yı haklı çıkaracaktır. Türkeş de ölene kadar İsmet Paşa gibi Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde vazife görmüştür.

 

Kitabın arka kapak yazısı:

Hâtırâsı olmayan insan, hâfızâsızdır.. Hâtırâların aksettirilmesi ise başkalarına yarınlarda yeni ufuklar açması açısından bir gerekliliktir. Elbette insanların her olayı yansıtması doğru olmayabilir.

Ama insanlara örnek teşkil edecek ve ortak düşüncelere târih ve millet önünde rehberlik yapacak hâtırâların yazılması, yarınlara intikal ettirilmesi aydın bir insan için yalnız bir görev değil aynı zamanda bir sorumluluktur.

İşte bu duyguların ışığında 80 yılın keşkesiz geçen hayatını geleceğe aktarmak istedim.

                                                                                                                                   AKKAN SUVER

 

MARMARA GRUBU VAKFI Barbaros Bulvarı Nu: 42, Balmumcu/ Beşiktaş/İSTANBUL                             Telelfon: 0.212 213 05 56  e-posta: marmaravakfi@gmail.com  //  http://www.marmaragrubu.org  

 

Dr. AKKAN SUVER: Marmara Grubu Vakfı Başkanı, Gazeteci, Yazar.

1998 yılından beri milletler arası alanda faaliyet gösteren Marmara Grubu Vakfı'nın Genel Başkanlığı'nı yapmakta olan Dr. Akkan Suver; Mayıs 2008 ile Aralık 2019 târihleri arasında İstanbul’da Montenegro (Karadağ) Devleti'ni on iki yıl Fahri Başkonsolos olarak temsil etti. 2020 yılının Ocak ayında Dr. Akkan Suver, Montenegro (Karadağ) Devleti'nin İstanbul’da resmi konsolosluk açması ile görevinden ayrıldı. Fahri Başkonsolosluk görevini yaptığı süre zarfında Dr. Akkan Suver, Türkiye'nin ilk ve tek Basın Kartlı Gazeteci diplomat unvanına sâhipti.

1998 yılından beri aralıksız olarak gerçekleşen ve milletlerarası alanda bir prestij birlikteliği olarak benimsenen Avrasya Ekonomi Zirveleri’nin kurucusu olan Dr. Akkan Suver; Barış ve Kültürlerarası diyalog çalışmalarıyla dünyâda kabul gören bir sivil toplum önderidir. Dr. Suver, 2001 yılında Azerbaycan Tefekkür Üniversitesi tarafından Fahri Doktora, 2010 yılında Kırgızistan Bişkek Üniversitesi tarafından Fahri Profesörlük, 2013 yılında Romanya Köstence Devlet Denizcilik Üniversitesi tarafından Fahri Doktora unvanı ile taltif edilmiştir.

AKKAN SUVER’E TAKDİM EDİLEN MADALYA, UNVAN VE HİZMET BELGELERİ: 

*2007 yılında Papa 16. Benedict tarafından Papalık Madalyası,

*Azerbaycan Devleti tarafından Terakki Madalyasi (2006) ve Dostluk Ordeni (2011),

*Moğolistan Devleti tarafından Cengiz Han Madalyası (2006), Gümüş Yıldızı Madalyası (2009) ve Kutup Yıldızı Madalyası (2012). 

*Karadeniz Hazar Denizi Milletlerarası Vakfı (BSCIF) dönüşümlü Başkanlığını yaptı. (2011-2012)                         *Balkan Barış Kulübü tarafından Balkan Barış Madalyası (2013)

*Moldova Gagavuzya Yeri’nin en yüksek Nişan’ı olan ‘Gagavuzya Yeri Ordeni’ (2014)

 *Komünizm’in bitişinin 25. Yılı münasebetiyle, Romanya Başbakanı Victor Ponta tarafından Romanya Devlet Nişanı. (2014)

 *Viyana Ekonomi Forumu tarafından Stratejik Partner Ödülü. (2014)

 *Türk-Romen İlişkileri Dostluk Ödülü (2014)                                                                                                  *Moldova Parlamentosunun 20. yılı münasebetiyle 20. Yıl Hürriyet Madalyası. (2014)

 *İstanbul İstinye Üniversitesi Akademik kadrosuna intisap etti. (2017) 9

*Arnavutluk Devlet Sivil Liyakat Nişanı (2017)

*Avusturya Devleti Viyana Ekonomik Forumu tarafından Yılın Stratejik Partneri Ödülü (2017)

 *Romanya Kraliçesi Majeste Margareta tarafından Kraliyet Madalyası (2018)

 *Avusturya Devleti Altın Şeref Madalyası (2018)

 *Merkezi Sofya'da bulunan Milletlerarası Sürdürülebilir Barış ve Kalkınma Vakfı Üstün Hizmet Madalyası. (2019)

*Makedonya Cumhurbaşkanı Gjorge Ivanov tarafından Üstün Hizmet Madalyası. (2019)

 *Karadağ Devleti tarafından yeniden Balıkesir Fahri Konsolosluğuna tâyin edildi. (2020)

 *Azerbaycan Devleti Diaspora Bakanlığı tarafından Karabağ Harekâtında gösterdiği dayanışmadan dolayı Teşekkürnâme Beratı.

*Azerbaycan’da, Özbekistan’da, Bulgaristan’da, Kırgızistan’da, Gürcistan’da çeşitli zamanlarda gerçekleştirilen seçimlerde ‘Gözlemci’ statüsünde yer almıştır.

Dr. Akkan Suver'in kitapları Türkçe’nin dışında Azerbaycan Türkçesi, İngilizce ve Karadağ’ca dillerinde de yayınlanmıştır. Hâlen İzmir'de yayınlanan Gözlem Gazetesi'nde makale yazmaktadır.

YAYINLANMIŞ KİTAPLARI:

Çin ve Rus Emperyalist Felsefesi, Dediklerim, Hâin Nâzım Hikmet, İhtilaller ve Darbeler Târihi, Köylü Başbakan Demirel, Çağdaş Arnavut Edebiyatı, Habib Burgiba, Şehinşah Aryamehr / İran Mûcizesi, Nihal Atsız, Darağacında Üç Yiğit, Komünist, Komünizm, Cemiloğlu, Soljenitsin, Ülkücüye Mektuplar, Gelecek Avrasya’dır, Karadağ, Süleyman Demirelli Yıllar, Sarı Yapraklar Mevsimi.

HAKKINDA YAZILMIŞ KİTAP:

Sivil Topluma Adamnış Yıllar: ENGİN KÖKLÜÇINAR.