IMG-LOGO
Kültür - Sanat

Türk Dünyâsı Uzmanlarıyla Söyleşiler

28 09 2022

Prof. Dr. Ahmet Kanlıdere’nin yayına hazırladığı 13,5 X 21 santim ölçülerinde 352 sayfa hacimli Türk Dünyâsı Uzmanlarıyla Söyleşiler, isimli kitapta Türk dünyâsının târih, dil, edebiyat başlıklarındaki çeşitli meselelerine ilmî mesâilerini hasreden yirmi üç Türk ilim adamının yetişmesini ve çalışma alanlarına kendilerini hazırlayan eğilimlerini, entelektüel meraklarını biyografileri bağlamında merkeze alan ve doktora öğrencilerinin gerçekleştirdiği bir dizi mülâkatın bir araya getirilmesi sonucu ortaya çıkmış bir derlemedir. Mercek altına aldıkları konulardan önce sosyal bilimciyi ve onun sosyal çevresini tanımanın önemini ortaya koyan bu röportajlar, gerek bu alanlara dâhil olma niyetindekiler gerek entelektüel bir ilgiyle okuyacak olanlar için öğretici birer rehber niteliği taşımaktadır.

Prof. Kanlıdere eseri hazırlamaktaki maksadını şöyle açıklıyor:

Çalışmanın amacı yüksek lisans ve doktora öğrencilerinin söyleşi yapma tekniğini ve soru sorma yeteneklerini geliştirmekti. Bunun için, önce mülâkat yapılacak kişinin hayatı araştırıldı, eserleri okundu. Daha sonra sorular üzerinde çalışıldı. Çünkü sorular rastgele, uzun ve basmakalıp olmamalı, muhatabının zihnini çalıştıracak, hayal gücünü harekete geçirecek türden olmalıydı; bâzen muhatabı kışkırtmalı, konuşmaya sevk etmeliydi. Bu uzmanların yetişmesinde etkili olan unsurlar, doğdukları çevreden ve okudukları okullardan edindikleri alışkanlıklar, hayatlarına etki eden, entelektüel gelişmelerini yönlendiren kişiler ve kitaplar soruldu. Bu gibi sorularla hocaların fikrî oluşumları ortaya çıkarılmaya çalışıldı. Ayrıca, uzmanların Türk dünyâsının ve umûmî Türk târihçiliğinin meseleleri hakkındaki görüşleri, araştırmalarını yaparken tâkip ettikleri yöntemler, dikkat ettikleri hususlar araştırıldı.

Söyleşiler, öğrenciler için yaratıcı bir çalışma olduğu ve onlara tecrübe kazandırdığı gibi, ihmal edilen bir noksanın giderilmesine de katkı sunuldu. Biyografilere temel teşkil edecek bilgiler ortaya çıktı. Hocalar ise hayat tecrübelerini aktarmak suretiyle bu alana yeni dâhil olanlara rehberlik yapmış oldular. Sohbetlerin akışı içinde diğer şahsiyetlerden de haberdar olundu. -Niyetimiz olmasa da- dostluklar, kıskançlıklar, ilim yolundaki engeller de ortaya döküldü.

Prof. Kanlıdere’nin yönlendirmesiyle çok başarılı bir külliyat hâline gelen röportalarda soruları soranlar ve cevaplandıranlar:

Kader Aslan Doğan - Prof. Dr. Abdulkadir Donuk. Hayrünnisa H. Bıyıklıoğlu - Prof. Dr. Abdulvahap Kara. Ozan Karabulak - Prof. Dr. Ahmet Bican Ercilasın. Merve Şâhin (Özbakır) - Prof. Dr. hmet Kanlıdere. Ezgi Demirhan - Dr. Öğr. Üyesi Ali Ahmetbeyoğlu. Nejat Olguntürk - Dr. Öğr. Üyesi Ayşegün Soysal. Hande Aydın - Prof. Dr. A. Melek Özyetgin. Feruza Shakirova - Çağatay Koçar. Prof. Dr. Erkin Emet - Seher Yıldız Demirhan. Efe Çulha - Prof. Dr. Hayrünnisa Alan. Eray Demirli -  Prof. Dr. İlyas Kemaloğlu. Hâmi Demir - Prof. Dr. İnci Enginün. Merve Genco - Prof. Dr. İsenbike Togan. Ahmad Javid Türkoğlu - Prof. Dr. Konuralp Ercilasun. Cafer Mustafalı - Dr. Leysen Şahin. Zeynep Akarslan - Prof. Dr. Mehmet Saray.  Elif Esra Akbaş - Prof. Dr. Mualla Uydu Yücel. Chingiz Asadov - Doç. Dr. Muzaffer Ürekli. Berat Eralp Başpunar - Prof. Dr. Nâdir Devlet. Elif Uzunağaç - Prof. Dr. Nesrin Sarıahmetoğlu. İnci Yelda Dumlupınar - Prof. Dr. Nurten Kılıç. Berna Kızılkaya Açıkalın - Prof. Dr. Osman Yorulmaz. Yusuf Akbaba - Doç. Dr. Serkan Acar.

Herbiri yekdiğerinden üstün röportajlar;  Frenklerin ve taklitçilerinin ‘akademik kariyer’ dediği ilmî çalışmalara devam etmek, ilim insanı, üniversite hocası olmak isteyenler için en mükemmel rehberdir.

Üniversite dışındaki insanlar, üniversite hocası ile öğrencisi arasındaki ilişkilerin mesâfeli, hattâ sert olduğunu zannederler. Kitabın birkaç sayfasını okuyanlar; ilişkilerin ağabey-kardeş, anna veya baba-evlat ölçülerinde olduğunu memnuniyetle anlayacaklardır. Kitapta yer alan üniversite hocalarının hepsi, öğrencilerini en iyi şekilde yetiştirmek için her türlü fedakârlığa hazır, hizmet erleridir.

Husûsen bayan hocaların ev ve âile hayatları hakkındaki altın değerindeki öğütleri herkesin faydalanabileceği bilgilerdir.

Röportaj yapılan şahısların çoğu târihçi. Resmî ikameli Türkçe imâlatı olan kelimelere de rastlanmakla birlikte edebî üslûp örneği ifâdeler dikkat çekiyor. Esâsen târih ve edebiyat biraz da kardeş ilimlerdir. ‘Târihe meraklı edebiyatçı’ / ‘edebiyata meraklı târihçi’ ifâdesinin doğruluğu ispatlanıyor.

Muhataba yöneltilen sorular, kitabın eğitici-öğretici vasfını ortaya koyuyor. Meselâ ‘Neden târih öğrenmeliyiz?’ sorusu, ‘Niçin kelimesiyle mi başlamalıydı?’ düşüncesine dâvetiye çıkarıyorsa da verilen cevabın uygunluğu, dâvetiyeyi urutturuyor.  (s: 99)

Ve Ezgi Demirhan’ın ton birimiyle belirlenecek ağır sorusu:

-Sizce iyi bir bilim (ilim mi olmalıydı?) insanı nasıl olmalı?

Cevap, ilim insanı olmak isteyenlere deniz feneri vazifesi görüyor:

-Hani anayasanın değiştirilemez maddesi var ya… Bu da bu konumdadır. Bilmediğini bilmek şarttır. Her şeyi biliyorum diyen kişilerin cümlelerinde hep ‘ben’ vardır. Bu; ferdiyetçiliği, egoizmi, enâniyeti ve kibri getirir.  İnsanın bütün hayatı boyunca geldiği noktada zâten bilmediğini mutlaka anlar. İlmin temel şartı da budur. İnsan derse girdiği zaman sâdece öğretmek için değil; bildiğini paylaşmak, karşısındakinden de bilmediğini almak düşüncesinde olmalıdır. İbnü’l-emin Mahmud Kemal İnal merhum; ‘okudukça ne kadar câhil olduğumu anlıyorum’ diyor.

İşin doğrusunu; yeni araştırmalar neticesinde Türk olduğu düşüncesi iyice kuvvetlenen Sümerler söylemiş: ‘Biliyorsan öğret, bilmiyorsan öğren!’

***

Röportaj imtihanını başarıyla veremeyen hocalar, sayıları çok az olmakla birlikte dikkat çekiyor.

Söylediği hakîkat olsa bile hiçbir hocanın, kendisini yetiştiren hocası aleyhinde ‘yetersiz’ kelimesini kullanarak beyanda bulunması, asil bir hareket olarak kabul edilemez.

Hocalar öğrencilerine ve okuyucularına dâimâ iyiyi, doğruyu ve güzeli örnek göstermeli. Beğenmediği; hatâlı buldukları varsa, onları anmadan geçmek, unutulmaya terk etmek de bir tercihtir.

Güvenilir insanlar, projektörlerini iyinin, doğrunun üzerine teksif etmeli. Çünkü kötülere bakıp iyiye yönelmek zordur. İyiler ne kadar çok olursa, iyiyi örnek alanlar da çok olur. İyileri anmak, kötüleri nisyana terk etmek güzel insanlara yakışan fazilettir.

Hatâsız insan olmadığı gibi hatâsız ilim adamı da olmaz. Memnûniyet vericidir ki, ilim dünyâsı hatâlı insanların en az olduğu çevrelerdir. Yine memnuniyet vericidir ki Prof. Dr. Mualla Uydu Yücel hanımefendi ve benzerleri gibi insan-ı kâmiller de aynı çevrede bulunuyor. Sayılarının artması temenni olunur.

***

Röportaj türü çalışmalar, gazeteciliğin olduğu kadar edebiyat ve kültür hayatının da önemli, belki de en önemli unsurlarından biridir. Ötüken Neşriyat, röportaj kitapları yayınladığı için tebrik ve teşekkürü hak ediyor.

ÖTÜKEN NEŞRİYAT A. Ş.

İstiklal Caddesi, Ankara Han Nu: 63/3 Beyoğlu 34433 İstanbul Telefon: 0.212- 251 03 50

Belgegeçer: 0.212-251 00 12 e-Posta: otuken@otuken.com.tr  www.otuken.com.tr 

 

AHMET KANLIDERE

1982’de İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesinden mezun oldu. 1983’te Boğaziçi Üniversitesinde başladığı yüksek lisans eğitimini Marmara Üniversitesi Târih Bölümünde tamamladı. Doktorasını New York’ta, Columbia Üniversitesinde yaptı. 2000 yılında Kazakistan’daki Yesevî Üniversitesinde dersler verdi. 2004-2007 arasında Taşkent’te kültür müşâviri olarak görev yaptıktan sonra Marmara Üniversitesi’ne döndü ve 2009’da Profesör oldu. 2016-2018 arasında Târih Bölümü başkanlığını yürüttü. Hâlen aynı üniversitede Genel Türk Târihi ana bilim dalı başkanı olarak görevine devam etmektedir.

Başlıca eserleri: Reform within İslam: The Tajdid and Jadid Movement among the Kazan Tatars (1809-1917) (İstanbul 1997); Kadimle Cedid Arasında: Musa Cârullah (İstanbul 2005); Orta Asya Türk Târihi (ed.) (Eskişehir 2011); 19. Yüzyıl Türk Dünyâsı, ed., (Eskişehir 2013); Çağdaş Türk Dünyâsı, ed. İlyas Kemaloğlu ile birlikte (Eskişehir 2014); Sosyalizmden Türkçülüğe Kazanlı Ayaz İshakî (1878-1954) (İstanbul 2019); Yusuf Akçura, Damolla Âlimcan el-Barudî Tercüme-i Hâli, hazırlayan: Ahmet Kanlıdere (İstanbul 2019); Ötüken’den Kırım'a Türk Dünyâsı Kültür Târihi, ed. İlyas Kemaloğlu ile birlikte (İstanbul 2020); Doğu ve Batı Arasında Bir Tatar Mollası: Zâhir Bigi’nin Hayatı, Romanları ve Seyahatnamesi (İstanbul 2021); İdil-Ural ve Türkistan'da Fikir Hareketleri: Dinî Islahçılık ve Ceditçilik (İstanbul 2021).

<><><><><><><><><><><><><><><><><><><><><><><><><><><><><><><><> 

Değerli okuyucularım!

Geçen hafta yayınlanan KİTÂBİYAT’ta yer alan

Herkes bir şeyin esiri:

Mevkiin, malın, paranın...

Derdini çeker her biri

Bir aşkın, bir hâtırânın.

Gönlüm dolu, ellerim boş,

Yok isteyecek bir şeyim;

Yûnus gibi olmak ne hoş:

Gök yorganım, yer döşeğim!

Mısralarını hâvi şiir, Altemur Kılıç’a değil, Mûnis Fâik Ozansoy’a aittir. Düzeltir. Özür dilerim. O.Ç.

<><><><><><><><><><><><><><><><><><><><><><><><><><><><><><><><>