IMG-LOGO
Röportaj

Dr. SÂKİN Öner’le Öğretmenler Hakkında Konuştuk:

13 11 2022

Öğretmenlere, İmtihanla Değil, Kıdemine Göre Kariyer Ve Maaş Verilmelidir.’

Oğuz Çetinoğlu: İlk ve orta öğretimde öğretmenlerin; Öğretmen, Uzman Öğretmen, Başöğretmen olarak kademelendirilmesi ile üniversite öğretim üyelerindeki Öğretim Görevlisi, Dr. Öğretim üyesi, Doçent ve Profesör unvanlarıyla anılan gruplandırmalar arasında bir benzerlik kurulabilir mi?

Dr. Sâkin Öner: 14 Şubat 2022 târihli Resmî Gazete’de yayımlanan 7354 sayılı Öğretmenlik Meslek Kanunu ile eğitim ve öğretim hizmetlerini yürütmekle görevli öğretmenlerin atamaları ve meslekî gelişimleri ile kariyer basamaklarında ilerlemelerinin düzenlenmesi hedef alınmıştır. Bu düzenlemenin yükseköğretim kurumlarındaki öğretim elemanlarının Öğretim Görevlisi, Dr. Öğretim üyesi, Doçent ve Profesör unvanlarıyla bir ilgisi yoktur. Yalnız şöyle bir ilişkisi vardır: Bu kanuna göre yüksek lisans (master) yapan öğretmenler imtihansız olarak Uzman Öğretmen, doktora yapan öğretmenler de imtihansız olarak Başöğretmen unvanı alacak. Fakat öğretmenler emekli olunca, unvanı ne olursa olsun farklı maaş alamayacaklar, tek tip maaş alacaklar. Sadece kıdemleri maaşlarını etkileyecek. Hâlbuki yükseköğretim kurumlarındaki öğretim elemanları emekli olunca, unvanlarına göre maaş alırlar.

Çetinoğlu: Üniversite öğretim üyeleri mesleğe intisap ederken belirtilen kademeleri aşmak için imtihan mâhiyetinde tez hazırlamak mecburiyetinde olacaklarını biliyorlardı.  Öğretmenler için getirilen bu yeni sistem ise, ‘oyun devam ederken kaide değiştirmek’ şeklinde yorumlanabilir mi?

Dr. Ömer: Aslında bu tip yeni düzenlemeler, kanunun kabulünden sonra mesleğe intisap edenlere uygulanması gerekir. Burada şu bilgiyi vermem gerekiyor. Öğretmen kariyer basamakları uygulaması ilk defa 2005-2006 yıllarında Sayın Hüseyin Çelik’in Millî Eğitim Bakanlığı döneminde yapıldı. Meslekte 8 yılı dolduran öğretmenler imtihana tâbi tutularak, yüksek lisans (master) yapan öğretmenler ise imtihansız olarak  Uzman Öğretmen yapıldı. Başöğretmenlik unvanı için imtihan açılmadı, sâdece doktora yapan öğretmenlere imtihansız olarak Başöğretmen unvanı verildi. Bu süreçte 75 bin öğretmene Uzman Öğretmen, 330 öğretmene de Başöğretmen unvanı verildi. Ben de o dönemde branşımda birinci sırada Başöğretmen oldum.  Bu öğretmenler çalıştıkları sürece diğer öğretmenlerden bir miktar farklı maaş aldılar. O târihte devlet okullarında 600.000 öğretmen vardı. Bir daha imtihan açılmadığı için 525.000 civarında öğretmen mağdur oldu. Emekli olunca ise Uzman Öğretmenler de Başöğretmenler de unvansız öğretmenler gibi emekli oldular. O târihte öğretmen kariyer basamakları ile ilgili hukûkî bir düzenleme yapılmadı.

Çetinoğlu: Millî Eğitim Bakanlığı’nı yeni bir sistem arayışına yönlendiren sebepler nelerdir?

Dr. Öner: Millî Eğitim Bakanlığı, öğretmen kariyer basamakları sistemine, öğretmenleri yüksek lisans ve doktora yapmaya, kendilerini geliştirmelerine, meslekî alanda rekabeti artırmaya teşvik etmek için harekete geçirmek istiyor.

Çetinoğlu: Sebeplerle alâkalı açıklamaları tatminkâr bulmak mümkün mü? Yeni sistemden umulan faydaların neler olabileceği düşünülüyor? Bu faydalar elde edilebilir mi?

Dr. Öner: Mümkün değil. Hatta bu sistem değişikliği öğretmenler arasında huzursuzluğa yol açacak, motivasyon düşüklüğüne sebep olacak. Öğretmenlerin toplumdaki imajını, itibarını sarsacak. Öğrencilerin ve velilerin öğretmenlere bakışını çok etkileyecek 

Çetinoğlu:  Sizce sistemin diğer mahzurları nelerdir?

Dr. Öner Bu sistemin çok mahzuru var. Konuya önce öğretmenler açısından bakalım: İmtihanda başarısız olan ve bu unvanı alamayan öğretmenler, kendilerine olan güvenlerini kaybedecek. Unvan alan öğretmenler yanında kendini küçük görecek. Bu durum, âilesi içinde bile huzursuz olmasına yol açacak. Yaptığı eğitim ve öğretim hizmetinden soğuyacak, dolayısıyla verimi düşecek. İşinden zevk alamayacak, üzüntülü ve isteksiz olarak okula gidip gelecek. Öğrenciler, öğretmenlerini bu unvanlara göre değerlendirecek, unvansız öğretmenlere farklı bakacak. Bu imtihanlarda mesleğinde başarısız olan bazı öğretmenlerin imtihanı kazandığını görünce bu unvanları ciddiye almayacak. Fizikî yapısının güzelliğine göre okul seçen veli, çocuğunu unvanlı öğretmenlerin okutmasını isteyecek. Özellikle bu durum ilköğretimde büyük sıkıntı yaratacak. Bazı öğretmenlerde yığılma olacak, bazıları da dışlanacak. Bu da bir kargaşaya ve huzursuzluğa sebep olacak. Bazı okullar, unvan sâhibi olan öğretmenlerin gireceği sınıfları okul için bir rant kapısı olarak görüp, ona göre bağış isteyebilecekler.   

Çetinoğlu: Sistem hakkında bilgi verir misiniz?

Dr. Öner: Aday Öğretmenlik ve Öğretmenlik Kariyer Basamakları Yönetmeliği’nin ‘Yazılı imtihan’ başlıklı 24. Maddesine göre;  ‘Yazılı imtihan, Ölçme, Değerlendirme ve İmtihan Hizmetleri Genel Müdürlüğü’nce uzman öğretmenlik ve başöğretmenlik için ayrı ayrı olmak üzere yılda bir defa yapılır. Bu imtihanlarda 100 puan üzerinden 70 ve üzerinde puan alanlar başarılı sayılır.’ Buna göre, imtihanda 70 puanın altında kalan öğretmenle başarısız sayılacak.

 

Bu durumda bu imtihanlar, öğretmenin zâten yıpranmış olan itibarını iyice yıpratacak. imtihanda başarısız olan öğretmenler, büyük bir motivasyon kaybına uğrayacaklardır. Bunun çeşitli yansımaları olacaktır. Bu durum hem ruh sağlığını etkileyecek, huzursuz ve üzüntülü yapacak, hem de meslekî verimini düşürecektir. Millî Eğitim Bakanlığı’nın bu durumu da göz önünde bulundurması gerekir.

Çetinoğlu: Kariyer basamakları imtihanı, öğretmenlerin meslekî yeterliliklerini ölçmede ne kadar yeterlidir?

Dr. Öner: Öğretmenlik kariyer basamakları imtihanlarında kesinlikle öğretmenlerin meslekî yeterliliklerini ölçemez. Bir öğretmenin uzman öğretmen, başöğretmen olması için önce branşında uzman olması gerekir. Halbuki bu imtihanlarda hiç branş sorusu sorulmuyor, meslekî performansı ölçülmüyor. Bu programlarda hangi konularda soru sorulacağına bir göz atalım. Uzman Öğretmenlik ve Başöğretmenlik imtihanlarında yaz dönemlerinde verilen eğitim programlarındaki şu konularla ilgili sorular sorulacak: Öğrenme ve Öğretme Süreçleri, Ölçme ve Değerlendirme, Özel Eğitim ve Rehberlik, Eğitim Araştırmaları ve Ar-Ge Çalışmaları, Eğitimde Kapsayıcılık, Çevre Eğitimi ve İklim Değişikliği, Sosyal Etkileşim ve İletişim, Dijital Yetkinlik, Güvenli Okul ve Okul Güvenliği. Başöğretmenlik için verilen ve imtihanlarında bu konulara ek olarak şu konulardan da sorular sorulacak: Okul Geliştirme ve Liderlik, Sosyal Hissî Öğrenme Becerilerin Geliştirilmesi, Dikkat, Hâfıza, Dil Kullanma ve Anlama, Öğrenme, Değerlendirme ve Karar Verme Gibi Zihnî Kabiliyetleri ve Düşünme Becerileri.

Görüldüğü gibi bu imtihanlarda kesinlikle branşla ilgili soru sorulmuyor. 2006 yılında yapılan kariyer basamakları imtihanlarında maalesef bazı yetersiz öğretmenler imtihan kazanarak uzman öğretmen oldular. Ayrıca öğretmenlerin meslekî performansı da ölçülmüyor.

 Çetinoğlu: Türkiye’mizde öğretmenlik mesleğinde uygulamaya konulan bu kariyer basamakları  sistemini tatbik eden başka ülke veya ülkeler var mı?

 

Dr. Öner: Avrupa ülkelerinin bazılarında öğretmenliğe başlamak için, öğretmen eğitimi diploması yeterlidir. Bazı ülkelerde (İspanya, Fransa, İtalya, Lüksemburg, Arnavutluk ve Türkiye) aday öğretmenler tam yeterliliği elde etmek için rekabetçi bir imtihanı geçmek mecbûriyetindedir. Bazı ülkelerde ise yazılı imtihanlar, mülakatlar, portfolyoların değerlendirilmesi, öğretmenlik uygulamasının gözlemlenmesi veya bu yöntemlerin herhangi bir kombinasyonu şeklinde organize edilebilmektedir. Mesleğe başlayan öğretmenler, sürekli meslekî gelişim faaliyetlerine katılırlar.

Avrupa ülkelerindeki öğretmenlik kariyer basamakları üzerinde yapılan bir araştırmaya göre, 42 Avrupa ülkesinden 21 ülkede ‘Düz Kariyer Yapısı’, 21 ülkede ise Çok Seviyeli Kariyer Yapısı’ uygulanmaktadır. Düz Kariyer Yapısında: kariyer basamakları bulunmamaktadır. Çok Seviyeli Kariyer Yapısı uygulayan ülkelerden birkaçında kariyer basamaklarına bakalım.

 Kıbrıs 'ta, üç kariyer seviyesi, okul yönetimindeki bir ilerlemeye karşılık gelir: (1-Öğretmen, 2-Başöğretmen ve 3-Müdür Yardımcısı, Letonya'da kariyer yapısı beş ‘Kalite Seviyesi’ne dayanmaktadır. Romanya;  (1-Başlangıç Öğretmeni, 2-Öğretmen, 3-Öğretme Seviyesi II ve 4-Öğretme Seviyesi I-Bulgaristan: (1-Öğretmen, 2-Kıdemli Öğretmen, 3-(Baş Öğretmen). İrlanda: (1-Öğretmen, 2-Asistan Öğretmen II, 3-Özel Yetkili Öğretmen, 4-Asistan Öğretmen /Asistan Müdür Yardımcısı, 5-Müdür Yardımcısı, 6-Müdür). Fransa: (1-Öğretmen, 2- Öğretmen Eğiticisi, 3.Pedagojik Danışman). Arnavutluk: (1-Öğretmen, 2. Nitelikli Öğretmen, 3- Uzman Öğretmen, 4-Usta Öğretmen).

Öğretmenler bu kariyer basamaklarına imtihanla değil, meslekî eğitim başarılarına, bu konularda yaptıkları eğitime ve performanslarına göre yükselirler. Burada şunu da belirtmek gerekir, öğretmene meslek içinde -mentorluk dâhil- her türlü destek verilmektedir.  Fransa'nın ortaokul öğretmenleri 100'lük bir ölçekte değerlendirilir ve bu derecelendirmenin % 40'ı okul lideri ve% 60'ı da müfettiş tarafından yapılır. Polonya'da, ‘performans değerlendirmesi’ yazılı olarak verilir ve ‘olağanüstü’; ‘pozitif'; veya ‘negatif’ gibi notlardan biriyle sonuçlanır.  Slovenya'da düzenli değerlendirme ölçeği beş, Karadağ'da ise 10'un üzerindedir. Birleşik Krallık'ta (İngiltere ve Galler), değerlendirme, öğretmenin maaşının artmasını formüle eder.

Kariyer ilerlemesi ve maaş, kariyer yapısında daha yüksek bir seviyeye yükselme, çok seviyeli bir kariyer yapısına sâhip ülkelerin çoğunda maaş artışına bağlıdır. Almanya'da; Öğretmenler A12 maaş grubunda başlar, ‘Kıdemli Öğretmen’ olduklarında A13 maaş grubuna geçer ve ‘Çalışma Şefi’ olarak A14 maaş grubunda maaş alır. İrlanda'da öğretmenler, kariyer seviyesine göre ücret alırlar.

Çetinoğlu: Öğretmenlik kariyer basamakları imtihanının mahzurlarını ortadan kaldırması için neler yapılmalıdır?

Dr. Öner: Öğretmenler, Millî Eğitim Bakanlığı’na şu soruyu soruyor: ‘16 yıl önceki ilk imtihanda yapılan yanlışlar neden benzer yanlışlarla devam ettiriliyor?’

Şimdi öğretmenlik kariyer basamakları imtihanının mahzurlarının ortadan kaldırılması için yapılması gerekenleri şöyle özetleyelim:

1-Belli süreleri dolduranlar doğrudan imtihana alınmalı, arşiv evrakı peşinde koşturulmamalıdır. Ücretli öğretmenlikte geçen süre de görev süresine dâhil edilmelidir.

2-İmtihan yapılacaksa, öğretmenlere en az yüzde 40 oranında kendi branşıyla ilgili sorular sorulmalı, ayrıca meslekî performansı da değerlendirilmelidir.

3-Lisansüstü eğitim (master, doktora) yapan öğretmenler, eğitim görmeden ve imtihana girmeden doğrudan kariyer sâhibi olmaktadırlar. O zaman Millî Eğitim Bakanlığı’nın üniversitelerle işbirliği yaparak, öğretmenlerin branşlarında veya eğitim bilimleri alanında, fazla mâlî külfet yüklenmeden lisansüstü eğitim yapmaları sağlanmalıdır.

Çetinoğlu: Sayın Öner, konu ile alâkalı doyurucu açıklamalarınız için teşekkür ederim. Bu konuda eklemek istediğiniz başka bir husus var mı?

Dr. Öner: Bu konudaki görüşlerimi paylaşma imkânı verdiğiniz için ben teşekkür ederim. Bu konuda söyleyeceğim son sözler şunlar: Millî Eğitim Bakanlığı’nın, Avrupa’da kariyer sistemi uygulayan ülkelerin yaptığı gibi, öğretmenlere imtihanla kariyer verip zam yapmaktan vazgeçilmeli, kıdemlerine göre kariyer ve maaş verilmelidir. Önemli olan öğretmenlere ülkenin yükselmesinde aldıkları sorumluluğa denk bir maaş verilmelidir. ‘Ücretli, sözleşmeli ve kadrolu öğretmen’ ayırımı kaldırılmalıdır. Metropollerdeki öğretmenlere barınma ve ulaşım desteği verilmelidir. Bütün öğretmenlere yıpranma payı verilmelidir. Hepsinden önemlisi öğretmenlere özel bir uzmanlık mesleğinin mensubu olduğu, her türlü destekle hissettirilmelidir. imtihana girme konumunda olan bütün öğretmenlere tavsiyem, mağdur olmamaları için, bu tartışmalardan uzak kalarak, 19 Kasım 2022 târihinde yapılacak olan Uzman Öğretmenlik ve Başöğretmenlik kariyer imtihanlarına katılmalıdırlar.  

İmtihana girecek bütün öğretmenlerimize imtihanda başarılar diliyorum.

Dr. SÂKİN ÖNER

      Sâkin Öner 05.10.1947 tarihinde Denizli ilinin o zaman Çal ilçesine bağlı bulunan ve günümüzde Baklan adı ile ilçe olan Dedeköy bucağında doğdu. Emniyet Komiseri olan babasının görevleri sebebiyle ilkokulu; Manisa’nın Kırkağaç ilçesinde, Manisa vilayetinde, Afyon ilinin Sandıklı ilçesinde, ortaokulu; Sandıklı, Balıkesir’in Bandırma ilçesinde, Van’da okudu, Liseyi 1965 yılında Yozgat’ta bitirdi. 

      Üniversiteye İstanbul Hukuk Fakültesi’nde başladı. Gazetecilik tutkusu ve geçimini sağlama düşüncesiyle Bab-ı Âli’de Sabah Gazetesi’nde muhabir olarak çalışmaya başladı. 1966 yılında Bugün Gazetesi’ne teknik sekreter olarak transfer oldu. 1967’de Hukuk Fakültesi’nden ayrılarak yeniden girdiği Üniversite Giriş imtihanı sonucunda İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü’ne kayıt yaptırdı. Üniversite hayatı boyunca; dergicilik, kitapçılık ve yayıncılık yaptı. 1972 yılı Şubat ayında mezun oldu. Denizli iline öğretmen olarak tâyin edildi. İstanbul’da Atatürk Eğitim Enstitüsü’nde, Sinop Lisesi, İstanbul Kız Lisesi, Şehremini Lisesi, Pertevniyal Lisesi ve Behçet Kemal Çağlar Lisesi’nde idareci ve öğretmen olarak çalıştı. İstanbul Millî Eğitim Müdürlüğü’nde Müdür Yardımcılığı, Vefa Lisesi’nde müdürlük yaptı. ‘Tanzimat Döneminde Dil ve Edebiyatta Milliyetçilik’ konulu doktora tezini vererek ‘Türk Dili ve Edebiyatı Doktoru”, 2005 yılında Millî Eğitim Bakanlığınca ilk defa uygulamaya konulan öğretmenlik kariyer basamakları uygulamasında, en yüksek puanı alarak kendi alanında ‘Birinci sırada Başöğretmen’ unvanını kazandı. 2010 yılında tâyin edildiği İstanbul Erkek Lisesi Müdürlüğü’nden, 07 Mart 2012 tarihinde yaş haddi sebebiyle emekli oldu.

       Sâkin Öner, ailesinden, Van ve Yozgat’taki arkadaşlarından aldığı etkilerle milliyetçi ve maneviyatçı duyguları ağır basan, fikrî ve siyasî hareketlerle ilgilendi, şiir ve nesir alanında çalışmalar yaptı. Gazete ve dergilerde üst düzey yönetici olarak görev yaptı, yayınevi kurdu, dergi çıkardı, bu yayın organlarında Türk Milliyetçiliği fikriyatına hizmet eden makaleler yazdı.  

        Göktuğ Yayınevi tarafından 1971 yılında yayımlanan Osmanlıcadan Türkçeye çevirdiği Ömer Seyfettin’in ‘Amelî Siyâset’ isimli eseri, Sâkin Öner imzasıyla yayınlanan ilk kitaptır. Aynı yazarın ‘Türklük Ülküsü’ isimli kitabını da Osmanlıcadan Türkçeye çevirip yayınladı. Yayınlanmış diğer eserlerinden bâzıları şunlardır:

      Abdülhak Hamit Tarhan Biyografisi (1974),  Ülkücü Şehitlere Şiirler (1975), Ülkücü Hareket’in Şiirleri ve Marşları (1976), Ârif Nihat Asya Biyografisi (1978) Müslim Ergül ve Osman Nuri Ekiz’le birlikte Eğitim Enstitüleri Türkçe Bölümü 2. sınıf Yeni Türk Edebiyatı (Servet-i Fünûn’dan Cumhuriyet’e kadar) isimli ders kitabı. (1979), Yusuf Akçura’nın ‘Türk Yılı’ isimli dergide yer alan ‘Türkçülük’ başlıklı 128 sahifelik uzun makalesini Osmanlıcadan yeni yazıya çevirdi. Kitap, Türk Kültürü Yayınları arasında çıktı. Nihal Atsız Biyografisi (1979), Köy Enstitülerinden Eğitim Enstitülerine (1979), Kompozisyon Sanatı (l981), İmla-Noktalama ve Cümle Bilgisi: (1981), Örnek Açıklamalarla Atasözleri ve Özdeyişler (1981), Prof. İskender Pala ve Rakin Ertem’le birlikte Ortaokul 1., 2. ve 3. sınıflar için Türkçe ve Dil Bilgisi Kitapları (1992), Vefa Lisesi 125. Yıl Anı Kitabı (1997), Editör olarak Lise 9., 10. ve 11. sınıfların Edebiyat, Kompozisyon ve Türk Dili kitapları (1998), Özlü Sözler (1998),  İlk Dersimiz Sevgi (Şiirler 2002), Vefa Lisesi 135. Yıl Anı Kitabı (2007).