IMG-LOGO
Kültür - Sanat

Macar Belgelerinin İzinde

15 11 2022

-Osmanlı Macaristan’ındaki İdârî Ve Beşerî Dönüşümler-

Günümüzdeki Macaristan toprakları Milâttan Sonra 400’lü yıllardan sonra Hun Türklerinin yönetimi altına girmişti.  Attilâ’nın yönettiği devletin başşehri Segedin yakınlarında idi. Hunlardan sonra başlayan Avar Türkleri’nin bölgedeki hâkimiyeti birkaç asır devam etti.  Fin kavimlerinden olan Macarlar Macaristan’a 9. yüzyılda geldi. Hükümdar Arpad, Katolik Hıristiyanlığı kabul edince, Türklüğünü kaybetti. Dolayısıyla Finlandiya’dan gelen Macarlarla birlikte Türk kanı taşıyan insanlar da zaman içerisinde Türklüklerini unuttular.

Arpad Hânedânı Orta Avrupa’nın en güçlü devleti konumuna erişti. 13. asrın başlarında geçici olarak Moğolların hâkimiyetini kabul etmek mecburiyetinde kaldılar. 15. asırda Osmanlı Cihan Devleti, İkinci Murad döneminde Macar İmparatoru’nu mağlûp etti. 1521’de Kanûnî Sultan Süleyman Han, Belgrad’ı Macarlardan geri aldı. 1526’da Macaristan’ı fethetti. 1541’de Budin eyâleti kurularak Macaristan himâye rejiminden çıkarılarak doğrudan Osmanlı yönetimine alındı.  

Anadolu’dan çok sayıda insan, Osmanlı’nın ‘sevk ve iskân politası’ gereğince Macaristan’a yerleştirildi. Bu yakın ilişkiler 1683 yılında Merzifonlu Kara Mustafa Paşa’nın Viyana kuşatmasına kadar devam etti. Merzifonlu Kara Mustafa Paşa’nın başarılı olamaması sebebiyle Osmanlı Devleti zafiyet dönemine girdi. Durumdan istifâde eden Almanya, Türk yönetimindeki Macar topraklarına hâkim oldu.

Almanlar, Macaristan’daki Türk etkilerini sıfırlamak için aşırı ölçüde şiddet kullandı. Türk-Macarlar, Tûrânî ırktan olmaları sebebiyle baskılara mâruz kaldılar, hırpalandılar. Fakat onlar Türk asıllı olduklarını hiç unutmadılar. Macaristan-Hun Türk Kurultayı iki senede bir bu sebeple tertip ediliyor. Otağlar kuruluyor, yaylar geriliyor, Türklüğün bütün renkleri gönülleri coşturuyor.

Kurultaya; Türkiye ile birlikte Azerbaycan, Kazakistan, Kırgızistan, Özbekistan, Türkmenistan ve Rusya Federasyonuna bağlı Muhtar Cumhuriyetlerin ve özerk bölgelerin temsilcileri katılıyor.  

Türkiye’de Macarların Türk kökenli olduğu gerçeğini kabul etmeyen çok sayıda insan bulunmasına rağmen, Macaristan’da Türk asıllı olduğunu bilenler hayli fazladır.

Hüseyin Şevket Çağatay Çapraz’ın hazırladığı 16,5 X 23,5 ölçülerindeki 309 sayfalık eserde; işte böyle bir ülkeyi kitabına konu olarak almış. Türk-Macar ilişkilerini; ‘Osmanlı Macaristan’ının Siyâsî ve Beşerî Niteliği’, ‘Osmanlı Macaristan’ında Konsolidasyon’ ana başlıkları altında inceliyor.

Eserin ‘Son Söz’ başlıklı bölümünden seçmeler:

*Çalışmada ulaşılan kaynakların izin verdiği ölçüde Osmanlı Macaristan’ının kuruluşundan sonra yörenin sosyo-ekonomik alanda yaşadığı dönüşüm yansıtılmıştır. Akabinde yapı ile alâkalı değişimlerin niteliğinin ortaya çıkarılmasına gayret edilmiştir. Oluşturulan kapsamda kamu idâresi alanındaki uygulamalara değinilmiştir. Ayrıca Macar askerî müdâhalelerinin en önemli araçlarından biri olan sınır tecâvüzleri de ele alınmıştır. Böylece Osmanlı hâkimiyeti altında Macar aristokrasisinin alan kazanma mücâdelelerine vurgu yapılmıştır.

*Araştırmada bina edilen yapı neticesinde dâvâların içeriklerine paralel olarak siyâsî ve askerî gelişmeler de ele alınmıştır. Bu vasıtayla Osmanlı Macaristan’ında geçerlilik kazanan Macar etkisinin hukukî tarafı gösterilmiş; adlî hizmetin ve kamu idâresinin araçlarının, târihî aristokrasi tarafından nasıl kullanıldığı tahlil edilmiştir.

*Resmî kararların ve günlük hayatta uygulanması esnasında şekil değiştiren hukuk normlarının yapılandırdığı Osmanlı Macaristanı’ndaki feodal uygulamalar tetkik edilmiştir. Tımar sisteminin sosyal etkileri mahallî olarak ele alınırken meseleyle ilgili gerek milletlerarası gerekse mahallî tatbikat göz önünde bulundurulmuştur. Böylece Osmanlı egemenliği altında feodal vergiler ve angaryalar gibi icraatın nerede, ne zaman ve hangi yoğunlukta güç kazandığı; ilâve olarak toprak beylerinin birbiriyle olan mücadeleleri vurgulanmak istenmiştir.

*Macar köylüsünün, tâbi olduğu toprak beyinin iktisâdî ve idârî politikalarını benimsemek mecbûriyetinde kalması, incelemelerde ulaşılan temel sonuçlardan biridir. Köylüler arasındaki ihtilâflar, mümkün metrebe Osmanlı makamlarına aksettirilmeden ilgili toprak beyine götürülmüş ve toprak beyinin onayı doğrultusunda düzenlemeler gerçekleştirilmiştir.

*Araştırmalar nihâyet feodal rejimin, mahallî olarak hangi düzeyde bir olgunluğa ulaştığı yönünde ilerlemiş; teşkilâtlanmanın kalıcı olup olamayacağı tespit edilmeye çalışılmıştır.

*Özellikle Osmanlı fetihleriyle boşalmaya başlayan bölgelere nüfus, kısa süre içinde geri dönmeye başlamıştır. Böylece feodal bey ile köylü arasında yeni sözleşmeler kaleme alınmış ve Osmanlı Macaristan’ındaki aristokrasinin gücü artmıştır. Eylem alanının genişleme maksatlı olması, feodalizmin temsilcilerinin zamanla Osmanlıların bölgeden çıkartılması yönünde politikalar geliştirmesine sebep olacaktır. Krallık Macaristan’daki kurumların ve derebeylerinin Osmanlı Macaristan’ına müdâhalelerinin gittikçe atması da buna işârettir.

*Derebeylik rejiminin hukukî ve fiilî şartlar altında Türk idâresinin rolünü alması söz konusu değildir. Ancak Osmanlı Macaristan’ının en büyük şehirlerinin Macar feodal yapıya olan bağlılığı, ülkeyi genel olarak feodal çemberin çekim alanına sokmuştur. Bu sebeple Macar şehirlerinin geriye dönük bir yol katettiği söylenebilir. Nitekim Osmanlı sosyal düzeni ile karşılaştırıldığında halk, gittikçe artan bir bağımsızlıktan ziyâde toprak sâhiplerine çok daha sıkı bağlarla teslim olmuştur.

*Söz konusu sonuçlara ek olarak istikrarsız bir tesire muktedir Macar feodalizminin hukukî hükmü, Tuna'nın içerisine düşen Sırp yerleşimlerine yayılma imkânı bulamamıştır, diyebiliriz. Tuna'nın ötesindeki Sırplara ise sadece Sırpların Macar köylerinde yaşaması durumunda etki edebilmiştir.

 

Hüseyin Şevket Çağatay Çapraz:

1982'de Konya'da doğdu. Akdeniz Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Târih Bölümü Yeniçağ Târihi Kürsüsünden 2004 senesinde mezun oldu. 2007'de Macaristan Szeged Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Târih Bölümü Yeniçağ Târihi Kürsüsünde, Prof. Dr. Mâria Ivanics'in yönetiminde yüksek lisans öğrenimini tamamladı. 2011 yılında aynı üniversitede Prof. Dr. Sândor Papp'ın danışmanlığında kaleme aldığı Petervârad 1694. Evi Török Ostroma Nyugati es Oszmân Forrâsok Alapjân (Doğu ve Batı Kaynakları Temelinde Osmanlıların 1694 Petrovaradin Kuşatması) başlıklı teziyle doktor unvanını elde etti. 2014 senesinden beri Kırklareli Üniversitesinde görev yapmaktadır. Çalışmalarında Mohaç Meydan Muharebesi (1526) ve Karlofça Barış Antlaşması (1699) arasındaki Osmanlı-Macar-Habsburg ilişkilerini ele almış, özellikle Macaristan'daki Osmanlı himâyesi, sosyal hayat ve Osmanlı-Erdel diplomasisi gibi hususlara ağırlık vermiştir. Ayrıca İslâmiyet öncesi Türk Târihi ve bu dönemdeki Türk-Macar münâsebetlerine dâir inceleme ve çevirileri de yayımlanmıştır.